Medyanın bir bütün olarak iktidarın kontrolüne girdiği, esnaf gazeteciliğinin her yere nüfuz ettiği, medyada köşeyi tutanların gerçeğin değil kara propaganda merkezlerinin dili olduğu bu acayip zamanda basın tarihimizin yüzakı bir ismi kaybetmenin derin hüznünü yaşıyoruz.
Rahmi Yıldırım ağabeyimiz ne yazık ki aramızdan ayrıldı; ardında büyük bir boşluk bırakarak…
Kişiliği, gazeteciliğin etik kurallarına bağlılığı, hiç bitmeyen devrimci mücadelesiyle O, örnek bir insandı. Nice badirelerden, zulümlerden alnının akıyla çıkmıştı ve boyun eğdiğini kimse görmemişti.
Rahmi Yıldırım ağabeyimiz aslında bir subaydı. 12 Eylül 1980 darbesinde politik kimliği ve darbeye karşı çıkması nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edilmişti. Siyasi fikirlerinden dolayı yargılanmıştı da. Yıldırım’la ilgili hafızalarımıza kazınan fotoğraflardan biri de o günkü yargılamalara aittir.
Tek tip elbise dayatmasına karşı arkadaşlarıyla beraber mahkeme salonunda don gömlek yaptıkları protesto tarihe mal olmuş görüntülerden biridir. Hakkında açılan dava beraat ile sonuçlansa da üç yıl cezaevinde kaldı; çıktıktan sonra da gazetecilik eğitimi alarak ANKA’da gazeteciliğe başladı.
Birçok ulusal ve uluslar arası yayın kuruluşlarına haber ve yorumlarını ulaştıran Rahmi Yıldırım, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde genel başkanlık, genel sekreterlik görevlerinde bulundu. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda (UMAG) ve Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde dersler verdi. Yıldırım aynı zamanda Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği’nin de (ADAM-Der) kurucu başkanı idi. Asker kökenli olması nedeniyle hepimiz çoğu kez O’na “komutanım” ya da “albayım” derdik.
Rahmi Yıldırım, öncelikle iyi bir insan; yeryüzü cennetine inanan iyi bir devrimci, her koşulda gerçeğin ifade edilmesi gerektiğine inanan sağlam karakterli bir gazeteci idi. Nerede demokrasi, özgürlük, eşitlik, sınıf mücadelesi varsa o hep ön sıralarda olurdu.
Çalışkan, üretken ve mesleğin etik kurallarını önemseyen, iktidarların karanlıklarını kalemiyle aydınlığa çıkarmaya çalışan başarılı bir gazeteci idi… “Su Uyur Hulusi Akar”, “Sermayenin Paşaları”, “Darağacındaki Devrimci Teğmen Ömer Yazgan”, “Devşirmeler Dönekler”, “Dördüncü Ordu Medya” başta olmak üzere yayınlanmış pek çok eseri ile mesleğinin hakkını vermiş biriydi.
Dün meslektaşları, sevenleri Gölbaşı Mezarlığı’nda toprak ananın bağrına emanet etti Rahmi Yıldırım ağabeyimizi. Eksikliğinin her daim hissedileceğini biliyoruz.
Saygın bir isim olarak, basın tarihimizde müstesna bir yeri çoktan edinmişti.
Güle güle Rahmi Albayım… Ruhun şad olsun.
Rahmi Yıldırım’ın anısına
Kelime ATA
Yorumlar