CHP kurultayı hakkında mutlak butlan kararının verilmesinden sonra Kılıçdaroğlu ve ekibinin polis eşliğinde genel merkeze girmesinin ardından hafta sonunda gerçekleştirilen iki ayrı bayramlaşma töreni, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’nin tarihinde benzersiz bir görüntü olarak kayda geçti. CHP’nin bütün kurultayları bol adaylı, çok çekişmeli, hizipli olmuştur ama son bir haftada yaşadıklarımızın örneği benim hatırladığım ve okuduğum kadarıyla yoktur.
Aynı saatte iki ayrı bayramlaşma töreni. Kılıçdaroğlu genel merkezde taraftarlarıyla bayramlaştı; Özgür Özel Kızılay’daki Ankara İl Başkanlığı önünde… Sayısal açıdan bakıldığında Özgür Özel’in mitinge çevirdiği bayramlaşma daha kalabalıktı.
Herhalde, toplumsal desteğini büyük ölçüde kaybetmiş ama iktidarı bırakmak istemeyen, yeni Anayasa ile de hanedanlığa geçişi planlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın en mutlu anları, bu iki görüntü idi.
Fiilen bölünmüş bir parti, baltalarını daha da çok bilemeye hazır iki ayrı grup. Kılıçdaroğlu'nun konuşması artık kim akıl verdiyse yapılabilecek en kötü konuşmaydı. Yıllardır birlikte olduğu çalışma arkadaşları hakkında yargısız infazda bulundu, onları Fethullahçı olmakla itham etti; masumiyet karinesini hiç aklına getirmedi. Özür dileyerek, partiyi arındıracağını yineledi.
Amacını, niyetini, pratiğini iyi bildiğimiz iktidarın elini güçlendirecek iddialarla hareket etmesi hiç doğru olmadı.
Özgür Özel ise daha fazla kalabalık topladı; bu doğru. İktidar hedefiyle konuştu ama bölünmüş bir parti ile o iktidarın nasıl kazanılacağı soru işareti. “Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’na oy vermedim” diyen Adnan Beker gibi adı türlü spekülasyonlara karışmış, Cemal Enginyurt gibi kim güçlü ise onun yanında gözüken biriyle otobüs üstünde verdiği fotoğraf rahatsız ediciydi.
CHP’deki parçalanmayı durduracak, birliği sağlayacak bir diyalog dili ve önderliği iki tarafta da yok ne yazık ki...
Kılıçdaroğlu, siyasal alanın yargı eliyle dizayn edilmesini, tüm toplumsal muhalefeti tasfiyeyi amaçlayan ve sandığı anlamsızlaştırmak isteyen bir iktidarın mutlak butlan oyununu rakibini yenmenin fırsatına dönüştürürken İmamoğlu ekibi de “partimiz hazır” mesajlarıyla gerekirse yolların ayrılabileceği mesajını vermeye çalışıyorlar.
“Ayrı parti” söylemi de mutlak butlan kararı ile partiyi yönetebileceğini düşünen taraf da iktidarın tuzağına düşmüş görünüyor.
Özgür Özel’in genel başkanlığında kurulacak yeni bir parti CHP’den fazla oy alabilir ama tek bir oyun dahi öneminin olduğu bir seçimde, az veya çok bir seçmen desteğini her halükarda elde edecek olan CHP varken, bu kime, nasıl bir fayda sağlayacaktır?
Toplumsal desteği erimiş AKP için, yerel seçimlerde gösterdiği başarı ile iktidara yakın olduğu izlenimini veren CHP’nin bölünmesi, çekişme içinde kalması çok arzu edilen bir sonuçtur. İktidar, CHP’nin etkisiz kalmasından memnun olur; kaldı ki, bizzat devlet eliyle muhalefeti ehlileştirme siyasetinin bizzat uygulayıcısı…
Burada unutulmaması gereken şey, meselenin sadece CHP’nin zayıflatılmasından ibaret olmadığı, bunun ötesine taşan bir derinlik taşıdığıdır.
Sokağın anladığı bu gerçekliği umuyoruz ki, partinin eski-yeni, seçilmiş- atanmış partilileri de görür ve bu sorumlulukla davranır.
Çünkü; öyle bir an olur ki; ne kazandığınız değil neyi kaybettiğiniz daha önemli ve anlamlı hale gelir.
CHP'de kim kazanıyor kim kaybediyor
Kelime ATA
Yorumlar