2024 yılı "Emekli Yılı" olarak ilan edildiğinde, milyonlarca emekliye umut satıldı.
16 Ocak 2024 tarihinde gerçekleşen Kabine Toplantısı'nın ardından kamuoyuna “2024 yılı Emekliler Yılı” olarak duyuruldu. Yıl dolayısıyla da ekonomik krizin altında ezilen, maaşları açlık sınırının yarısına kadar gerileyen emeklilere, sosyal destekler, indirimler ve yeni haklar vadedilmişti. Gazete manşetleri ve internet siteleri günlerce "EYT'liler dahil tüm emeklilere müzeler ücretsiz", "Yaş şartı olmadan emeklilere kültürel destek" başlıkları attı.
Ancak iş uygulamaya gelince ortaya duyuru başka, mevzuat başka tablosu çıktı.
Ankaralı SGK emeklisi vatandaş M.G.Ü’nün Bergama Ören Yeri'nde yaşadığı olay, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Dijital emekli kartıyla ücretsiz giriş yapmak isteyen vatandaş, kapıdan geri çevrildi. Eşiyle birlikte müzeyi gezebilmek için 200’er TL ücret ödemek zorunda kaldı. Ardından yaptığı CİMER başvurusuna gelen resmi cevap ise oldukça net oldu.
Bakanlığın emeklilere ücretsiz müze girişine ilişkin yürürlükte bir çalışması bulunmuyor.
Daha da önemlisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi muafiyet listesinde ücretsiz giriş hakkı tanınan gruplar tek tek sıralanırken "SGK emeklileri" diye bir kategori yer almıyor. Ücretsiz giriş hakkı emeklilere değil, 65 yaşını doldurmuş vatandaşlara veriliyor. Yani emekli olmak yetmiyor; ayrıca belirlenen yaş sınırını da aşmış olmak gerekiyor.
Açıkçası meseleye yalnızca bir müze bileti meselesi olarak bakmamak gerekiyor.
Bir yandan emeklilere yönelik sosyal destekler açıklanıyor, diğer yandan bu desteklerin önemli bölümü ya sınırlı kapsamda kalıyor ya da uygulamada vatandaşın karşısına çıkmıyor. Sonuçta ortaya çıkan yeni bir hak değil, yeni bir hayal kırıklığı oluyor.
Bugün Türkiye'de ortalama emekli aylığı, birçok büyükşehirde kira bedelinin bile altında kalmış durumda. Gıda enflasyonu resmi rakamların çok üzerinde hissediliyor. Sağlık harcamaları artıyor. Ulaşım maliyetleri yükseliyor. Emeklilerin sosyal yaşama katılımı her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Tam da bu nedenle müze ve ören yerlerine ücretsiz giriş gibi uygulamalar sembolik önem taşıyor. Çünkü mesele 200 liralık bir bilet değil; toplumun yıllarca çalışmış kesimlerine verilen değerin göstergesi.
İşin daha dikkat çekici tarafı ise; Devlet, 65 yaş üstündeki vatandaşlara ücretsiz giriş hakkı tanırken, EYT kapsamında emekli olmuş milyonlarca kişiyi kapsam dışında bırakıyor. Bir başka ifadeyle emeklilik hakkı tanınmış vatandaş, kültürel haklardan yararlanırken yeniden yaş engeline takılıyor.
Bu tablo, Türkiye'de sosyal devlet anlayışının giderek hak temelli olmaktan çıkıp sembolik duyurular üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor.
"Emekli Yılı" ilan etmek kolay.
Zor olan, emeklinin bunu hayatında hissedebilmesini sağlamak.
Bugün Bergama'da bir müze kapısında ortaya çıkan gerçek, aslında milyonlarca emeklinin günlük hayatında yaşadığı daha büyük bir sorunun küçük bir yansımasıdır.
Türkiye'de emekliler artık yalnızca maaşlarına değil, kendilerine vaat edilen haklara ulaşmakta da zorlanıyor.