Oh be dünya varmış…

Tam 24 yıllık özlem sona erdi…

Bizim çocuklarımız da hayallerine kavuştu.

Tarihimizin en büyük başarısını Dünya 3’üncüsü olarak elde ettiğimiz, Güney Kore ve Japonya’da gerçekleştirilen 2002 FIFA Dünya Kupası finallerinden sonra 2026’da ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenecek olan organizasyona ulaşmayı başardık.

Eleme grubunu 2.olarak bitirdiğimizden biraz da aşamalı olarak uzun bir yol katledip önce Play-off yarı finalde Romanya’yı, ardından da play-off finalinde Kosova’yı geçmemiz gerekiyordu. Bu 2 ülke milli takımlarını, bundan böyle milli takımımız için uğur dakikası olarak futbol tarihimize geçecek olan 53’e bağlayarak aştık. Artık ilk önce 13 Haziran’da grubumuzdaki ilk maçımız için Kanada’nın Vancouver şehri için rezervasyon yaptırıp sonra da ABD’ye geçip; 19 Haziran’da San Francisco’ya Paraguay, 26 Haziran’da da Los Angeles’e ev sahibi ABD randevularına gideceğiz.

Bunu yaparken yakaladığımız muhteşem jenerasyonla birlikte zaman zaman eleştiri oklarımıza hedef olan ancak kısa bir içinde yakaladığı başarılarla milli takımımıza çağ atlatan ülke futbolumuzun tarihine geçen teknik direktörümüz Vincenzo Montella’nın katkılarını yadsırsak çarpılırız.

Montella ile ne yaptı millilerimiz; grup birincisi olarak UEFA 2024’e katıldı ve çeyrek final oynadı, UEFA Uluslar Liginde bizi Avrupa devlerinin arasına soktu yani A klasmanına yükseltti ve son olarak da 24 yıl sonra Dünya Kupası finallerine katılmamızı sağladı.

Gerçekten zor günlerden geçtiğimiz bu süreçte bize yaşattıkları bu mutluluklar için onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.

Gelelim bize final kapılarını açan son maça…

Doğrusu Slovakya karşısında izlediğimiz Kosova’nın kısa sayılabilecek bir süreçte futboldaki gelişimine tanıklık edince, 24 yıllık özlemle yanıp tutuştuğumuz Dünya Kupası finalleri için endişelenmedik desek yalan olur…

Üstelik rakibimiz, tarihinin en büyük başarı hikayesini bir milyon 600 binlik nüfusuna yaşatmak için son engeli aşmak konusunda başta ev sahibi olmanın avantajını da en ince ayrıntısına kadar her koşulu lehine çevirmek arzusundaydı.

Her şey rağmen bizim çocukların kalitesinden ürkmedik deseler, onlara inanmak oldukça zordu. Bir kere Slovakya karşısındaki gibi rahat değillerdi. Priştine’deki maça kontrollü ve risk almaktan kaçınarak başladılar. 3’ü tam olarak çakılı oynayan 5’li savunmanın orta üçlü de yardıma gelince Arda, Kerem, Kenan üçlüsü, böylesine kalabalık bir ortamda becerilerini tam olarak sergileyemediler. Biz belli aralıklarla baskılı gözüktük ama gerçeği konuşmak gerekirse bizden daha çok net pozisyon ürettiler. Burada kalecimiz Uğurcan Çakır ile savunmamızın birkaç pozisyon hariç dikkatli ve başarılı müdahalelerini de unutmamak gerekir.

İkinci yarıda Montella’dan oyuna katkı sağlayacak değişiklik beklerken, Arda, Kenan, Orkun ve Kerem ortaklığıyla gerçekleştirilen pozisyonda, Romanya’yı da aynı dakikada geçtiğimiz uğurlu rakam olan 53’teki golle bize 24 yıllık özlemimizi giderecek bir mutluluk bağışladılar.

Bundan sonra biz tüm hatlarımızla, oyuna sonradan girerek katkı veren millilerimizle bu altın skoru başarıyla savunduk ve Kosova milli takım sporcularının tüm çabalarına karşı koruyarak da amacımıza ulaştık.

Var olun bizim çocuklar, bu karanlığa doğru yol alan dünyamızda bizi yeniden umutlandırdığınız ve verdiğiniz mutluluk için.