2025 yılı Aralık ayında TBMM’den 2026 Bütçesi geçerken “Bu bütçe daha fazla harcama, daha fazla faiz, daha fazla borç demek” diye uyarılar yapılıyordu.

O günlerde özellikle tek bir kaleme dikkat çekiliyordu: Faiz ödemeleri.

2026 Merkezi Yönetim Bütçesi’nde yaklaşık 19 trilyon TL’lik harcama öngörülmüştü. Bu devasa bütçenin en çarpıcı kalemi olan faiz ödemeleri için ayrılan kaynak 2,7 trilyon TL’ye çıkarılmıştı. 2025’e göre yaklaşık yüzde 40 artış…

Yani okul, hastane, üretim, yatırım bütçesi yerine; giderek büyüyen bir faiz finansmanı bütçesinden bahsedilmişti.

19 trilyon liralık merkezi yönetim bütçesinde toplanan her 5 liralık verginin 1 lirasının faize gideceği konuşulmuştu. Üstelik bütçe açığının önemli kısmının da yine borçla kapatılacağı uyarısı yapılmıştı. Başka bir ifadeyle; faizin faizi için yeni borç üretilecekti.

Bugün geldiğimiz noktaya bakalım.

Merkezi yönetim bütçesinin ilk dört aylık sonuçları açıklandı.

Ocak–Nisan döneminde bütçe giderleri 5 trilyon 950 milyar TL, gelirler 5 trilyon 191 milyar TL. 758,8 milyar TL bütçe açığı.

Daha çarpıcı olan ise faiz faturası…

Sadece dört ayda 1 trilyon 133,7 milyar TL faiz ödemesi yapılmış durumda.

Yani Türkiye, yılın ilk dört ayında günde ortalama 9 milyar TL’den fazla faize para ödedi.

Bu; fabrikanın bacasına gitmeyen para demek. Çiftçinin tarlasına gitmeyen destek demek. Emeklinin maaşına, öğrencinin bursuna, deprem konutuna, kamusal yatırıma ayrılmayan kaynak demek.

Dahası, Hazine’nin topladığı her 100 liralık verginin 26 lirası doğrudan faize gitmiş durumda.

Bütçedeki bu veriler; istihdam, işsizlik verilerine tokat etkisi yaptı.

TÜİK’in 2026 yılı birinci çeyrek işgücü istatistiklerine göre, istihdam edilenlerin sayısı bir önceki çeyreğe göre 301 bin kişi azalarak 32 milyon 221 bin kişiye indi. Atıl işgücü oranı, yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,6 puanlık arttı. Yüzde 30,4’e tırmandı. Bu yükselişle birlikte geniş tanımlı işsizlik de sayılan atıl işgücü önceki ikinci çeyrekte kırılan rekor seviyenin ardından tarihsel olarak en yüksek ikinci seviyesine ulaştı.

DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yaptığı hesaplama ile hazırladığı “Türkiye’de Genç İstihdamı Raporu”na göre 10 gençten 6’sı istihdama dahil olamıyor. Türkiye’de 15-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 26,3’ü yani her 4 gençten 1’i ne eğitimde ne istihdamda (NEET) yer alıyor. Bu verilerle Türkiye, Avrupa’da en yüksek NEET oranına sahip ülke oldu. Oran AB ortalamasının yaklaşık 2,1 katı.

Veriler gösteriyor ki; bütçe faize çalıştı, istihdam çakıldı, işsizlik fırladı…

Toplanan verginin büyük bölümü, alacaklılara, tahvil sahiplerine ve finansman maliyetlerine aktı.

Nerede hata yapılıyor?