“El, elin eşeğini türkü çağırarak arar” atasözü tam olarak, Ankaragücü’nün bu sezonki hedefe ulaşmak için başkasının eline bakmasına bire bir uyuyor… Bu deyimin meali de “İnsanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önlemi vermez, gerektiği gibi uğraşmaz” olarak çevrilebilir. Bunda suçu başkasına atmak gibi kanıya varmak da son derece hatalı bir davranış olur.

Sen; eğer bütün sezon bin bir zorluğa, tüm olanaksızlıklara rağmen insanüstü bir gayretle hedeflediğin yere varmak için sadece 3 adım kalmışken, önce Eryaman’da ağırladığın İnegöl’e 2-1’lik skorla boyun eğip adeta kendi ayağına sıktıktan sonra hemen ardından düşmeme mücadelesi veren Erbaa deplasmanında 7.dakikada öne geçip ilk yarım saatte maçı tamamen kotaracak dünya kadar pozisyonları kaçırdıktan sonra 1-1’e razı olursan, bunda futbolcuların olduğu kadar teknik kadronun tecrübesizliği, kritik maçları yönetememe zafiyeti de büyük rol oynadı.

Başkent ekibinin play-off hedefi için fırsatı elinden kaçırınca iş geldi dayandı, başkasından medet ummaya…

Maratonun son haftasında, Ankaragücü’ne İskenderun maçını kazanmak da yetmeyecek, Şanlıurfa deplasmanına giden Sincan Belediyesi Ankaraspor’dan en azından bir beraberlik beklemek zorunluluğu vardı. Bunun gerçekleşmesi için önemli bir dayanak da beklenti beklenen takımın bir Başkent ekibi olmasıydı. Elbette ki Sincan Belediyesi Ankaraspor, Şanlıurfa’da elinden geleni yaptı, hatta son dakikada skoru da 2-1 yaptı ama uzatmalarda Ankaragücü’nün işine yarayacak beraberliği sağlayamadı. Ancak Şanlıurfaspor da kendi işini başkasına bırakmadan yapmak şansını çok iyi değerlendirdi ve play-off’a katılan son takım başarısını gösterdi.

Futbol oyunu bu… Sana senden başka kimsenin “art niyet aranmaksızın“ faydası dokunmaz… Bir kere elindeki ipi kimseye kaptırmayacaksın. Bu durum Ankaragücü için acı bir deneyim oldu.

İskenderun maçının ilk yarısında Mervan Yusuf Yiğit’in hat-trick yapması, İsmail’in çok çalışmasının karşılığını görerek istenilen skorun sağlanmasıyla kulakların, Şanlıurfa’ya dönmesi ve güzel bir haberin duyulması hayaline bırakıldı. Maalesef istenilen olmadı. Ankaragücü’nün de umudu gelecek sezona kaldı.

Ben en çok da herkesin elini, ayağını çektiği, 116 yıllık takımın bu duruma düşmesine neden olanların “üç maymunu” oynadığı bir dönemde göreve gelerek, kulüplerin sadece parası olanların değil, futbol aklına sahip olanların yönetebileceği konusunda bir ders veren Başkan İlhami Alpaslan’ın inanılmaz çabasına rağmen Ankaragücü’nün layık olduğu üst lige çıkma hedefinin bir sezon ötelenmesine son derece üzüldüm.

Bu yetenekli başkan, 3 puan silinme dahil tüm sorunları çözdü, sadece bu sezonu değil geleceği de düşünerek hareket etti. Koca çınarın yeteneksiz yöneticilerin düşürdüğü durumdan kendi öz kaynaklarına, alt yapısında kendilerine fırsat verilmesini bekleyen genç yeteneklere güvenmesi, yıldızlaşan bu gençleri ellerinden kaçırmamak için Miraç Şimşek ve Mervan Yusuf Yiğit örneğinde olduğu gibi sözleşmeleri uzatarak takımın geleceğini sağlama alma gayretinde olması ayrıca FIFA’daki kalıcı transfer yasağı tehlikesi taşıyan dosyaların süratle çözümü için gayret göstermesi de takdire şayan bir durumdur.

Bence Başkent’in en büyük değerlerinden biri olan 116 yıllık koca çınar için genç yeteneklerin kazandırılması kadar Başkan İlhami Alparslan da çok önemli bir kazançtır. Sahip olduğu futbol aklına layık maddi olarak destek de görürse 2026-27 sezonunun, Ankaragücü için yeniden 1. Lig ve ardından süper lige yükselme için bir süreç olacağı kaçınılmaz olur.