Bütün sendikalar suspus olmuş, dernekler, hatta partiler bile işlevsiz hale gelmişken gerçekleri söylemeye devam eden üçbeş insan kaldı desek pek de yanlış sayılmaz. Bunlardan biri de çalışma hayatı konusunda verdiği bilgilerle kamuoyunu aydınlatan Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun.

Oturmuş, yıl yıl hesaplamış. Hesap dediğimiz şey, milyonlarca insanı ilgilendiren bir sefaletin tablosu. Rakamlar dizildikçe dehşet duygusuna kapılıyor insan.
2022 yılı ocak ayında en düşük emekli maaşı 2 bin 500 lira. Bu maaşı alanların sayısı 1 milyon 266 bin kişi. 2023 yılı nisan ayında en düşük rakam olan 7 bin 500 lirayı alan emekli sayısı 2 milyon kişi. 2024 Temmuz’unda en düşük maaş 12 bin 500 lira ve sayı bu kez 3 milyon 703 bin 788 kişiye çıkıyor. 2025 yılı Ocak ayında en düşük maaş 14 bin 469, emekli sayısı 3 milyon 900 bin. 2025 Temmuz ayında ise 4 milyon 11 bin emekli en düşük maaş olan 16 bin 881 alıyor.
2026 ocak ayında ise en düşük maaş 20 bin lira, bu maaşı alan emekli sayısı ise 4 milyon 917 bin kişi.
Yani, 4 yıl gibi kısa bir sürede en düşük emekli maaşı alanların sayısı 1 milyon 266 bin’den 5 milyona dayanmış. DİSK’in verilerine göre de ortalama emekli aylığı 2003’te asgari ücretin yüzde 36 üzerindeyken günümüzde asgari ücretin yüzde 22 altına gerilemiş. Ayrıca 2002’de ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 46,4 iken 2025’te bu oran yüzde 29’a düşmüş.
AKP yönetimi öyle bir politika izliyor ki, asgari ücret çalışanlar için ortalama ücret haline getiriliyor, ödediği prim ve çalışma süresi daha fazla olan ile az ödeyen, az çalışan arasındaki maaş farkı azaldıkça azalıyor. En düşük maaşa yaptığı zam oranı ile göreceli biraz daha yüksek maaşlı olanlara daha düşük oranda zam yaparak tüm maaşları aşağıya çekiyor.
Görünen köy de kılavuz istemiyor. Bu trend devam ettiğinde öyle uzun bir zaman değil sadece birkaç yılda tüm emekliler en düşük maaşlılar kategorisine girecek; böylece sefalette eşitlik sağlanmış olacak. Zaten, ücretlilerin, sabit gelirlilerin milli gelirden aldıkları payın sürekli düşüş göstermesi, genel olarak toplumun yoksullaştığının apaçık kanıtı.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de emeklinin yaşadığı trajediyi algı operasyonu için kullananlar var. Örneğin SGK Genel Müdürü, “emekliler çok yaşadığı için kuruma yük oluyorlar” diyerek, neredeyse emeklilerin ölmesini isterken, Çalışma Bakanı Işıkhan, “Her ay emekliye maaş ödüyoruz” söylemiyle sanki hak edilen değil de lütfedilen bir paradan bahsediyor. Bakan Işıkhan, o maaşın, çalışanın yıllarca döktüğü alınterinin karşılığında ödenen primler olduğunu unutmuyor, bilerek, kasti olarak unutturma yoluna gidiyor.
Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin AKP’li meclis üyesi ise bizden açlık rakamının altında kalan maaşlar düzenli ödeniyor diye adeta şükranlarımızı sunmamızı bekliyor. "Emekli maaşı düşük de olsa düzenli ödeniyor. CHP döneminde emekliler maaşlarını doğru düzgün alamıyorlardı" diyerek de açıkça gerçekleri tahrif ediyor ve bunu yaparken yüzü hiç mi hiç kızarmıyor.
Emekliye, insan onuruyla yaşayabileceği bir maaşı reva görmediklerinin farkındayız.
Milletvekili aylığının yaklaşık 273 bin TL, emekli milletvekili aylığının da yaklaşık 178 bin TL olduğunun da farkındayız.
Yaşanılan sorunu görmezlikten gelen, geçinmek şöyle dursun, var oluş mücadelesi verdiği unutturulmaya çalışılan, yetinilmeyip onların aklıyla dalga geçen zevata da bu farkındalığı milyonlarca emekli sandıkta hatırlatmaya hazır.