Z kuşağının iş hayatına girme serüveni denemeleri yürekleri burkmaya devam ediyor... Alınan eğitim uzuyor, rekabet artıyor ve artık bir deneyim edinmek için bile deneyime ihtiyaç duyuluyor. Pozisyonlardan bahsetmiyorum, dümdüz stajlar için bile daha öncesinde başka stajlara gitmeniz, başka yerlere yazılar yazmanız gerekiyor. İş piyasası kendi mesleklerimizi yapmamıza müsaade etmemekle kalmıyor adeta gençlerin insanlık onurlarıyla oynuyor.

Sorunun her şeyde olduğu gibi bu tip meselelerde de yapısal değil de bireysel gösterilmesi, bireyin sırtına bindirilmiş korkunç bir yük. Bu yükü zaten yıllardır en ağır şekilde taşıyoruz ve dünya iyiye gitmiyor, bu bir gerçek... Sürekli yeni şeylerin yeterliliği için çabalayan veya çoktan umudunu kesmiş insanlar yaratan bu sistem kendi yarış atlarına hiç acımıyor çünkü bizden çok var değil mi? Yapısal bozukluk konusu yıllardır odadaki fil bir anlamda ama sorun göreceli bir sorun. Çarkı döndürecek kadar insan var mı? Var. Öyleyse geri kalan zaten yedek işçi ordusu ve bu ordu aslında çalışanın da hayatındaki koşullardan şikayet etmesinin önündeki psikolojik bir engel. Patronlar bu tip piyasalara çok bayılırlar. Sana kattığın emeğinin çok daha altında bir ücreti verirler ve bu görünmez işsiz ordusu ile "Beğenmiyorsan git." mekanizmasını şahane kurarlar.

Bizim neslin şanssızlığı işte tam da budur. Mücadele edilmemiş bir dünyaya gözlerimizi açmak, sistemin modern çağın görüp görebileceği en ağır sömürüyü uyguladığı bir dünyada var olmaya çalışmak ve tükenmeden ayakta durabilmek sanıyorum ki bizlerin en büyük sınavı... Başta dedim ya, deneyim için bile deneyime ihtiyacınız var, diye ama öte yandan da herkes deneyim sorarsa gençler nasıl deneyim edinecekler? İşte sorumluluk bireye indirgenirse kocaman bir fili tek başımıza kaldırmaya çalışırız ama fil ağır, fil kalkmıyor...

Yapısal sebepler ise başlıca her yere milyonlarca üniversite açılması, global rekabetin artışı, piyasanın belirli yerlerde hızlıca daralmış olması, pandemi sonrası şirketlerin risk alma ve büyüme konusundaki tereddütlü yaklaşımı, bazı giriş ve toparlama işlerinde yapay zekanın bu işleri çoktan hallediyor olması, "network" sahibi olamamak başlıca sıralanabilirler ancak Almanya gibi ekonomi devi bir ülkede bile işsizlik bilançosu oldukça korkunç bir hal aldı ve çözülmediği sürece bu domino taşı gibi çok daha büyük etkiye sebep olacaktır. Her yıl her ülkede bu oran korkunç bir şekilde artmaya devam ediyor.

Bu yapısal bozuklukları düzeltebilmek için ise temel dönüşümler yapılabilir ve bu dönüşümler devlet gibi devasa organize bir yapı tarafından yapılabilir: Eğitim-iş dünyası arasındaki kopukluk kapatılmalı ve üniversiteler piyasadaki ilerleyişe göre de öğrencilerine ders verebilmeli, devlet destekli staj garantileri arttırılmalı ve her bölüm mezun olmadan en az 2 gerçek proje deneyimi edinmeli, şirket teşvikleri bu yönde değiştirilmeli, giriş seviyesinde işi yok eden yapıya müdahale edilmeli çünkü kısa vadede kar getirse bile uzun vadede deneyimli insan havuzu inanılmaz daralacaktır ve son olarak diploma enflasyonunu kıracak politikalar tasarlanmalı. Şirketler veya kurumlar stajere bir şey öğreteceğimiz gelecek nesil diye asla bakmıyorlar aksine sırtlarına binmiş bir başka yük olarak değerlendiriyorlar ve bu bakış açısı ile toplumun sürdürülebilir bir sistem inşa etmesi beklenemez.