İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, kırmızı bülten ile aranan ve yurtdışında olduğu tespit edilen Beratcan Gökdemir’in liderliğini yaptığı “Daltonlar” suç örgütüne yönelik operasyonda 85 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Operasyonun en ilginç verisi bu 85 kişiden 30’unun çocuklardan oluşması…
Cengiz Erdinç, Sadık Güleç, Ersin Eroğlu gibi gazetecilerin pek çok programda dile getirdikleri “yeni nesil çeteler”in kadrosunu bu çocuklar oluşturuyor.
Malumunuz olduğu üzere memleketin sokakları çetelere teslim olmuş durumda. Gizlenme gereği duymadan, etrafa saçtığı korku ile gücünü gösteren, herkesin gözü önünde ağır silahlarla adam öldüren bu çeteler, sadece ulusal ve bölgesel değil uluslar arası düzeyde de suç ağlarına dahiller. İstanbul’daki bir çetenin kolları İtalya’ya uzanıyor, bir başkasının ki Rusya’ya, Hollanda’ya, Almanya’ya…

Konunun uzmanlarının anlattıkları gerçekler dehşet verici ve gelecek adına iç karartıcı nitelikte… Aslında bir milli güvenlik dahası insanlık sorununa dönüşmüş durumda. Geleneksel mafyanın usullerinde adam öldürmenin de bir raconu vardı. Uyuşturucu, kadın ticareti sözkonusu olduğunda bazı çeteler kendilerini kısmen kısıtlı sayarlardı. Ancak yeni nesilde hiçbir sınır yok; her türlü suç var ve cinayet işlemek sudan ucuz.

Çünkü, ortaya çıkan bilgilere göre yeni nesil çeteler, sosyal medya hesaplarında ve ağlarda suç işleme hizmeti sunuyor. Tuhaf gelecek ama işlenecek suç ile ilgili piyasa oluşturuluyor ve rekabet ortamında en ucuz tarifeyi sunan ihaleyi alıyor. Tıpkı bir okul veya hastane yapımı için ihaleye çıkılması gibi.
Hani, “5-10 bin lira için bir cinayet işlenir mi?” sorusu soruluyor ya, işte bu ortamlarda suçu işleyecek failler iş alabilmek için fiyat kırıyor da ondan…
Çeteleşme, devlet mekanizmasının çöktüğü, yargının iflas ettiği, adalete duyulan güvenin en aşağılara düştüğü, dışlanmışlığın, geleceksizliğin alabildiğine hissedildiği, hayal kurulamayan, hayat karşısında hiçbir beklentinin kalmadığı zamanlarda artar. Hayatta var olabilme güdüsüyle bireysel güçsüzlüğünü bir çeteye dahil olarak aşmaya çalışır bireyler.
Okullarda gerçekleştirilen saldırıları hatırlayın. Görmeye duymaya hiç alışık olmadığımız okul saldırılarıyla karşılaştık ve veriler okul saldırılarında artış olduğunu ortaya koyuyor.

TEPAV’ın sitesinde H. Ekrem Cunedioğlu ve Onur Kemal Özcan’ın yazmış olduğu “Okulun Görmediği Öğrenciler: PISA verisiyle Türkiye’de Zorbalık, Yalnızlık ve Mutsuzluk” başlıklı makalede 2015’e kadar yılda ortalama birin altında seyreden saldırıların bu tarihten sonra arttığı, 2022 ve 2023’te sekizer olayla zirveye ulaştığı belirtiliyor.
Aynı yazıda öğrencilerin yaşam memnuniyetine ilişkin ölçümler de mevcut. Verilere göre, yaşamından memnun olmayan öğrencilerin oranı yıllara göre artıyor.
Bütün öğrencilere yayılmış mutsuzluğun yaygınlığına dikkat çekilen yazıda, 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 7,1’inin kırılgan grup içinde yeraldığı bunun OECD ortalamasının iki buçuk katı olduğu vurgulanıyor ve “2022’de zorbalık ve yalnızlığı birlikte yaşamayan öğrencilerin bile %40,6’sı hayatından memnun değildir. OECD ortalamasında bu pay %15,5’tir.” deniliyor.

Yaşam memnuniyeti özellikle meslek lisesi öğrencilerinde daha düşük…
Öğrencisi mutsuz da üniversiteyi bitirmiş olan mutlu mu? Hayır.
İyi eğitim alan, üniversiteyi bitirip kasiyerlik yapan, kuryeliği dahi bulamayıp evde oturan, umudunu yitirip artık iş aramayan gençlik, heba oluyor. Ya bir suç şebekesinin içinde ya yurtdışına göç kervanında ya da iş bulamadığı için evde oturduğunda…