25 Ekim akşamı Aleksandar Vučić kameraların karşısına geçti ve seçimi kaybettiklerini kabul etti. On dört yıldır ülkeyi yöneten bir düzen tek cümleyle kapandı, Belgrad’ın meydanları kutlamayla doldu.
Rakamlar tartışmaya yer bırakmıyor: Seçim Komisyonu’nun ön sonuçlarına göre Öğrenci Listesi oyların yüzde 52,7'sini ve 250 sandalyenin 140'ını aldı; Vučić’in “Birleşik Sırbistan” listesi yüzde 39,2 oy ve 104 sandalyede kaldı. Yarım milyonu aşan fark, rejime yenilgiyi kabul etmekten başka yol bırakmadı.
Bu sıradan bir hükümet değişikliği değil. “Yorulur, dağılır” diye küçümsenen bir hareket, sokaktaki öfkeyi önce bir örgütlenmeye, sonra sandıkta salt çoğunluğa dönüştürdü.
Her şey bir tren istasyonunda başladı. 1 Kasım 2024'te Novi Sad’da yeni yenilenmiş istasyonun kanopisi çöktü; 14 kişi anında, iki kişi de sonraki haftalarda hayatını kaybetti. Çöküş, yolsuzluğa dayanan inşaat hatalarına bağlandı.
Hareketi büyüten, devletin tepkisi oldu. Belgrad’da bir anmaya katılan öğrenciler 22 Kasım’da saldırıya uğrayınca blokajlar Belgrad, Novi Sad, Niş ve Kragujevac üniversitelerine yayıldı. Kurbanlar için adalet talebi, zamanla yolsuzluğa, baskı altındaki seçimlere ve medya üzerindeki devlet kontrolüne karşı bir demokrasi mücadelesine dönüştü.
Yol uzundu. Öğrenciler erken seçim talebini en baştan koydu; Vučić ise bu talebi 16 ay boyunca görmezden geldi, analistlere göre protestoların sönmesini bekliyordu. Sonunda başbakanlığa aday olmak için cumhurbaşkanlığından istifa etti. Hesap tutmadı.
Öğrenciler bunu nasıl başardı?
Lidersizlik bir stratejiydi. Öğrenciler eski öğrenci parlamentolarının yerine, her önemli kararın saatlerce tartışılıp oylandığı fakülte meclisleri, yani plenumlar kurdu. Hedef alınacak, satın alınacak ya da karalanacak bir lider yoktu.
Yas, direnişe dönüştü. Öğrenciler her gün saat 11.52'de, çöküşün tam anında, her kurban için bir dakika olmak üzere on altı dakikalık saygı duruşuyla trafiği durdurdu. Bu basit ritüel hareketin hem ahlaki zemini hem de günlük sürekliliği oldu.
Şiddetsizlik ahlaki olduğu kadar stratejikti. Barışçıl eylemler, iktidarı ya zayıf ya da baskıcı görünmek arasında seçim yapmaya zorladı; ikisi de meşruiyetini aşındırdı.
Hareket kampüsten taştı. Blokajlar liselere sıçradı, yürüyüşler 400'ü aşkın kasaba ve ilçeye yayıldı. Bedeli ağırdı: tutuklamalar, iş kayıpları, askıya alınan hayatlar. Ama geri adım atılmadı.
Öğrenci Listesi
En akıllıca adım, sokaktaki gücün sandığa nasıl taşındığıydı. Öğrenciler momentumu ne muhalefet partilerine devretti ne de kendileri aday oldu. Kriterleri plenumlar belirledi: listede öğrenci olmayacaktı ki iktidara değil ortak iyiye bağlılık görülsün; muhalefet partisi yöneticisi ve iktidar koalisyonunun eski üyeleri de olmayacaktı.
Adaylar plenumların karşısına çıkıp soruları yanıtladı, ardından öğrenci seçim komisyonu oylama yaptı. Ortaya profesörler, öğretmenler, doktorlar, sanatçılar ve sporculardan oluşan 250 kişilik, lideri olmayan bir liste çıktı.
Muhalefet partilerinin çoğu, listeye açık yol bırakmak için yarıştan çekildi. Seçim fiilen Vučić ile öğrenciler arasında bir referanduma dönüştü. Öğrenciler milliyetçi tuzaklara da düşmedi, yolsuzluk mesajından şaşmadılar.
Sırbistan’ın öğrencileri, sokaktaki öfkenin kaybolup gitmek zorunda olmadığını gösterdi. Yas tutan bir neslin talebi, iki yıla yakın sürede plenumlarda yazılan bir programa, plenumlarda sınanan bir listeye ve nihayet meclis çoğunluğuna dönüştü. Bunu şiddetsiz, lidersiz ve eski siyasetin kalıplarına sığınmadan başardılar.
Zafer bir son değil. Vučić sert bir muhalefet yapacağını söyledi; asıl risk, seçimi kazanıp kurumları harekete geçiremeyen bir hükümet. Önde bir de cumhurbaşkanlığı seçimi var.
Ama ölçüt baştan belli: öğrencilerin ilk talebi, kurumların işini yapmasıydı. Yeni iktidar da bununla sınanacak. Bugün söylenebilecek olan şu: Her gün 11.52'de durdurulan trafik, sonunda bir ülkenin yönünü değiştirdi.