Geçen hafta sosyal medyaya düşen bir video çok konuşuldu. Sözkonusu paylaşımda bir genç, milyonlarca insanın hislerine tercüman olacak şekilde ülkesine aidiyeti sorguluyordu. Bazı cümleleri şöyle:

“Savaş çıksa kaçarım veya teslim olurum. Benim bu ülkede bir avuç dahi toprağım yok. Ben kendimi bildim bileli kiracıyım. Bana; korkak, insan vatanı için yaşar vatanı için ölür, diyenler olabilir. Hayır, ben kozmopolitim (evrenselim) bu konuda. Vatan millet Sakarya uğruna ölmem; sadece kendim uğruna ölürüm. Benim ölmeye değer bir şeylerim varsa; kedilerim için ölürüm, mesela!”

Bu konuşma Türkiye’de yurttaşlarla devlet arasında yaşanan çok derin bir kırılmanın varlığına işaret etmesi bakımından önemli. Çünkü, çoğunluk vatanı için ölmeye hazır olduğunu söyler hep. Peygamberlik makamı ile eşdeğer görüldüğü için şehitliği yüceltir. Hatırlayın, bazı şehit cenazelerinde acılı anne babanın yanına gidip, “Evladın şehit oldu, bununla gurur duy” diyecek kadar şaşırmış, karşısındakinin yaşadığı acıya duyarsız yetkilileri dahi gördük.

Oysa lüks villalara değil hep derme çatma, açlığın sefaletin kol gezdiği, boyasız badanasız evlere Türk bayrağı asılır. O evlerden ağıtlar yükselir. Bu yüzdendir ki, “Zenginimiz bedel verir/ askerimiz fakirdendir” deriz.

Şimdi bu gündem olan genç “Vatan sağ olsun” demiyor; dini ve milli söylemleri ciddi olarak sorguluyor ve bu topraklarda hiçbir bağının kalmadığını itiraf ediyor. Dindarlığı ve milliyetçiliği ile övünen bir ülkede olduğumuz düşünülürse bu gencin büyük bir cesaret göstererek duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmesi herkesin düşünmesini gerektiriyor.

Gençlerimiz uzun süredir bu acı duygularla baş başa kaldılar. Yaşama sevinçlerini kaybettiler, değersizleştirildiklerini gördüler; kendilerine hiçbir gelecek sunulmadığını, başını sokacak bir eve sahip olamayacaklarını, eğitimde, sağlıkta almaları gereken hizmetten mahrum kaldıklarını, adaletsizlikleri fark ettiler. Ülkenin kaynaklarının bir avuç azınlığın emrine sunulduğunu, refahtan pay alamayacaklarını anladılar.

KPSS sınavlarında çok yüksek puanlar aldığı halde yandaş olmadığından sözlü mülakatlarda elenen, beton içinde yaşamaya mahkum edilen, iş bulamayan, işi olsa bile aldığı parayla geçinemeyen bir genç, zaten ruhen ölüdür.

Bu yüzdendir ki, okulu bitirdiğinde tek hedefi Türkiye’yi terk etmek, batı ülkelerinde gelecek aramak olan bir nesil yetişmedi mi?

İyi eğitim almış, bu ülkenin geleceğini inşa edecek pırıl pırıl gençlerimiz bütün çabasını yurtdışına gitmek için harcıyorsa bu onların değil, yönetenlerin suçu değil mi?

Acı ama gerçek olan şu: Milyonlarca insanın ülkesiyle olan gönül bağı koptu.

Kimse bu duygu ve düşüncede olanları, daha az vatansever olmakla suçlayamaz.

Bir ev, bir araba sahibi olmayı bırakın bir telefon dahi alamayan arkadaşı ile bir kafede çay içerken ödeyeceği faturayı düşünen bir gençlik, kim için ölecektir sahiden.

Fon skandalında gördüğümüz gibi kısa sürede servetlerini bin kat, ikibin kat artıran Fatma Betül’ler rahat uyusun diye mi?

Esenyurt Belediye Başkanı Yardımcısı Yusuf Ulutaş gibi çaldığı paraları bir yere sığdıramadığı için daire kiralayanların kasalarını, ölçülemeyen servetlerini korumak için mi? Kamuoyuna yerli ve millilik edebiyatı yapıp çaldıklarını yurtdışına çıkaran tamahkâr hırsızlar zevk-i sefa içinde yaşasın diye mi cephede savaşacak?

Ancak şu gerçeği de görmemiz gerekiyor. Bu çığlık, bu isyan sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde meydanlardan yükseliyor. Dünyada, artık uğruna savaşılacak bir lider kalmadığı uluslar arası ölçekte yaşanan gelişmelerden de anlaşılıyor. Birkaç gün önce İngiltere Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Walker şöyle açıklama yaptı:

“Ülkedeki siyasi liderler, dünyada nelerin yaşandığını, nerelerde risklerin bulunduğunu ve Birleşik Krallık'ın nelere hazırlıklı olması gerektiğini paylaşacak, vatandaşlara savunma ve güvenliğe öncelik vermek için fedakârlık yapmaları gerektiğini söyleyecek. Kendilerinden ülkenin savunma ve güvenliğinde rol almalarını isteyecek"

Bu açıklamaya yapılan yorumları okudum. Binlerce insan, “kendileri zenginlik içinde yüzen liderler emretti diye ölüme gitmeyeceğiz” minvalinde yazılar yazmıştı. Savaşmayacaklarını, refah içinde hayat geçirenlerin öncelikle cepheye gitmesi gerektiğini söylüyorlardı.

Aynı cümle kalıpları sadece Türkiye’de değil, İngiltere, Fransa, İtalya, ABD’de de gençler tarafından kuruluyor anlayacağınız.

Dünya, bir büyük kaynamanın içinde…