Başkentin Süper Ligdeki tek temsilcisi Gençlerbirliği, inanılmaz bir kısır döngü içine sokulmak üzere…

103 yıllık koca çınar; idari ve mali kriz yüzünden son 4 yıl 9 aylık dönemde 13’ü seçimli, biri şirketleşme olmak üzere 14’üncü kez genel kurula gidiyor.

6 Aralık 2025’te evinde pijamasıyla TV seyrederken apar-topar getirildiği kongre salonuna, el yazsısıyla yazılan bir listeyle başkanlığa getirilen Haydar Arda Çakmak, daha bir yılı doldurmadan üçüncü kez genel kurula (15 veya 22 Kasım 2026) gidecek ve genel kurul üyeleri takdir gördüğü takdirde 4’üncü kez başkan seçilerek tarihe geçecek.

Bir başkan düşünün, yönettiği kulübü kümede tutan teknik direktörüne karşı müthiş bir kin beslesin hatta tepkilerden çekindiği için görevden almak yerine onu istifaya zorlamak için çirkin yollara başvurmayı tercih etsin.

Çünkü biliyordu ki kulübe inanılmaz aidiyet duygusuyla bağlı ve onurlu hocası bir kere istifa etti mi asla sözünden dönmez. Kurgulanan plan gerçekleştirildi ve teknik direktör istifasının kabul edilmediği bizzat başkan tarafında açıklanmasına rağmen beklendiği gibi geri dönüş gerçekleşmedi. Sonuçta başkan muradına erdi ama tepkilerden çekindiği için daha Diyadin görevdeyken görüştüğü 2 ismi de pas geçerek yabancı hocayla anlaştı… Takımın düştüğü durum da ortada, yeni hoca da kuş kondurmadığı gibi 3 maçta ancak 1 puan alarak takımı düşme potasına soktu.

Gençlerbirliği’ne gönül veren ve kulübün sorunlarına son derece hâkim olan dostlarla yaptığım görüşmelerden edindiğim bilgiler sonucunda başkanın önünde 3 seçenek bulunuyor.

Benim de aralarında olduğum bir grup, Diabete’nin satılmasıyla mali durumu bu günlere kadar cebinden 5 kuruş çıkmadan gelen başkanın; mali durumun kötüye gidişiyle, Aşkı Memnu dizisiyle meşhur olan “Ve Behlül kaçar” repliğinden esinlenerek kullandığım “Ve Arda Kaçar” başlığını haklı çıkarırcasına başkan adayı olmayarak ayrılacağı tezini ortaya attı.

Asıl hakim olan görüşe göre de; Temmuz 2026’da göreve yeniden gelen ve yönetime aldığı isimlerden mali destek açısından istediği sonucu alamadığı için (kendisine rakip olan ancak sonradan bazı ayak oyunları yüzünden adaylıktan vaz geçen Ali Osman Avşar, çeşitli sponsorluklarla neredeyse tüm üyelerden bile fazla destek sağladı) kongreye kadar Galatasaray ve Amed maçlarının hasılatıyla kotarmayı düşünen başkan, Aralık ayını yönetime alacağı üyelerden gelecek paralarla, Ocak ayını yarım dönemlik isim hakkıyla, Şubat ve Mart aylarını ara transferde Koita ve Tongya’nın satışlarından sağlanacak gelirler gibi aylık planlamalarla atlatmayı ve sezonu tamamlamayı düşünüyor.

Bir diğer tez ise camiada kıyamet kopartacak nitelikte… Ki bunu savunan dostların sayısı da bir hayli fazla…

Genel Kurul gündeminin 16.maddesi, 25/07/2026–15/11/2026 tarihleri arasında alınan üyelikten ihraç kararlarına ve askıya alınan üyeliklerin sonlandırılmasına ilişkin itirazların değerlendirilmesi, görüşülmesi ve karara bağlanmasını öngörüyor.

Burada amaç genel kurulda oy kullanacak üye sayısının giderek azaltılarak bine düşürülüp kontrol altına alınması sağlanacak ki 750 oyla kulübün satılması gerçekleştirilebilsin… Bu süreç zaman alacak ama zaten bunun asıl adımı bu kongrede yapılacak tüzük tadil değişikliğiyle atılmış olacak.

Bu uzun süreçli ve oldukça ses getirecek bir yol ama gelin görün ki başkan bunda oldukça ısrarlı gözüküyor.

Bakalım gerçek Gençlerbirlikliler, bu duruma karşı nasıl bir tavır alacak hep birlikte yaşayıp göreceğiz.