İnsana inanılmaz geliyor ama Isparta'da kar yağışından dolayı yaşanan elektrik kesintilerini gidermek günler sürdü. Eski Cumhurbaşkanı ve sayısız kez başbakanlık yapmış Süleyman Demirel'in memleketi, tam 4 gün boyunca elektrikten mahrum kaldı. Elektrik gidince kış ortasında kombiler de kullanılamayınca basına yansıyan haberlere göre bir kişi donarak öldü. Bu olay, elektrikteki arz güvenliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Hem kesintiler hem de yüksek faturalar insanları çıldırmanın eşiğine getirince haliyle elektrik ve doğalgaz piyasasının özelleştirilmesi tartışmaları da gündemin ilk sıralarına oturdu. Çünkü, hem pahalı hem yetersiz hizmet doğrudan özelleştirme süreçleriyle ilişkilendirildi.

Türkiye'de ilk elektrik üreticileri imtiyazlı şirketlerden oluşuyordu, 1923 yılında Türkiye'de elektrik üretimi yapan şirket sayısı 38 idi. Bunların 14'ü kişilere, 13'ü ortaklıklara, 11'i de belediyelere aitti. İlk yerli özel şirket, 1926 yılında kurulan Kayseri ve Civarı Elektrik Türk Anonim Şirketi idi. 1930 yılına gelindiğinde elektrik santrali sayısı 48'e yükselmişti. Cumhuriyet'in ilanı, özellikle de 1929 büyük ekonomik buhranını izleyen yıllarda devletçi politikalar izlenmeye başlandı ve bu çerçevede çıkarılan Belediye Kanunu ile belediyelere üretim tesisi kurma ve işletme yetkisi verilirken, imtiyazlı şirketlerin de bazı hakları ellerinden alındı.

Bu devletçi politikalar, adeta kutsiyet kazandırılan neoliberal anlayışlarla 1980'li yıllarda terk edilmeye başlandı, 1984 yılında elektrik sektörü reform adı altında özel sektöre açıldı; ancak asıl özelleştirme uygulamaları 10 milyar dolar karşılığında 15 yasayı çıkarttıran Kemal Derviş sayesinde oldu. Uluslararası tahkimin kabul edildiği, tütün piyasasından şekere, Telekom'dan bankacılığa kadar pek çok alanda adına reform denilen düzenlemelerle koca bir ülkenin kaynakları şirketlere sunuldu. Elektrik ve doğalgaz piyasasının özelleştirilmesi de işte bu kapsamda gündeme geldi ve yasal altyapısı hazırlanan enerji piyasası, sonraki süreçte yapılan ihalelerle çoğunluğu Adalet ve Kalkınma Partisi'ne yakın şirketlerin eline geçti.

Tüm özelleştirmelerde toplumsal rızalığın üretilmesi için hep o bildik laflar edildi. Piyasaya rekabet gelecek, rekabet, hizmet kalitesini artıracak, tüketiciye daha ucuz ürün ve hizmet sunumu mümkün olacak, verimlilik sağlanacak.

Devlet küçülecek, her şey çok güzel olacak!!!

Enerji sektörünün piyasalaşması sürecinde de benzer söylemlerle, kamuoyu direnci kırıldı; özelleştirmeden en fazla canı yanacak olanlar bile bu satışları destekledi. Ne var ki, Isparta örneğinde görüldüğü gibi altyapı iyileştirilmediği için elektrik kesintileri giderek artıyor. Özelleştirmeyle kullanımı hızla artan doğal gazın elektrik üretimindeki yüksek kullanım oranı da arz güvenliğini tehdit ediyor. Üstelik, özel sektörün elektrik üretimindeki payı artmasına rağmen elektrik fiyatları gelirimizden daha hızlı artıyor; dolayısıyla özelleştirme beklendiği gibi ne rekabet yarattı ne de elektrik ucuzladı. Tam tersine, bu temel ihtiyaç özel şirketlerin elinde halkın cebindeki parayı çekmenin aracına dönüştü.

İşin gerçeği şu ki, enerji piyasalarını şirketlere teslim eden ABD, İngiltere gibi ülkelerde de Türkiye'dekine benzer arz ve fiyat krizleri çıkmış ve bu ülkeler farklı regülasyon uygulamalarına yönelmişler.

Bugün, her kesimden insanı bağırtan enerji krizi, özelleştirme gerçeği sorgulanmadan anlaşılamaz. Dolayısıyla önceki gün, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, elektrik tüketimi 210 kWh olan tüketiciler için tarifenin yeniden düzenleneceğini ilan etmesi ancak tansiyonu yükselen hastaya dilaltı hapı vermek demektir, geçicidir.

Aslında, halkın, elektrik ve doğalgazdaki özelleştirmelerle ödemek zorunda olduğu yüksek bedellere ilginç bir söylemle karşılık verdiğini gözlemliyoruz. Bu söylemler, en temel insani ihtiyaçların şirketlerin insafına bırakılmaması, yani kamunun elinde kalması halinde nasıl mütevazı ödemeler yapıldığının kanıtıdır. Görünen o ki, elektrik ve doğalgaz faturalarıyla şoka giren insanlar, bugünlerde su faturasıyla teselli buluyorlar. Sosyal medyada 'canım su faturam' etiketiyle paylaşılan ve hayli gülümseten şu mesajlar, en sıkı özelleştirme karşıtı mesajlar değilse nedir?

'Su faturam gelmiş. 1 hafta geç ödedim; 0,04 kr faizi varmış. Canım BUSKİM'

'En çok su faturamı seviyorum. Diğerlerinin yanında öyle mütevazı ve öyle anlayışlı ki... '

'Pahada hafif, gönlümde tahta sahip canım su faturam'

'Nahif, zayıf,üzmekten korkan mütevazi haliyle,diğer faturalara inat,açık ara ilgimi ve sevgimi kazandı su faturam.Seni bir gün bu kadar sevebileceğim aklıma bile gelmezdi. Canım su faturam,gülüm,bülbülüm..'

'1000 TL'yi aşan doğalgaz ve onun ensesinde seyreden elektrik faturasından sonra 70 TL'lik su faturamla gözyaşları içinde birbirimize sarıldık.'

'Su faturam bana kıyamamış canım yaa'

'Canım su faturam yaaa. Nasıl minnoş cicik gibi kaldın elektriğin gazın arasında. Seni hemen ödücem. Diğerlerini 5 mesaj bekletçem'