Çok uzun zamandır kulislerde konuşulan Süleymancılara yönelik operasyon dün gerçekleştirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Süleymancıların lideri Alihan Kuriş başta olmak üzere 49 kişi hakkında işlem yapıldı ve ilk aşamada 30 kişi gözaltına alındı.
MASAK raporuna dayandırılarak yürütülen soruşturma, suç örgütü kurma ve yönetme, örgüte üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet iddialarını kapsıyor. 100 milyar liralık bir miktardan bahsediliyor ki, bu rakamlar, tarikat ve cemaatlerin siyasi ve sosyal ağların yanı sıra akıl almaz boyutlara ulaşan finansal yapıları hakkında da fikir veriyor bize…
Sadece Süleymancılar değil tüm tarikat ve cemaatlerin kontrol ettiği paranın büyüklüğü konusunda hangi tahmini yapsak gerçeği tam olarak bilmek mümkün değil. Çünkü bu dini yapıların gelir giderleri yeterince denetlenmiyor ve kayıt dışılık oldukça fazla. Daha geçenlerde İsmailağa cemaatinin 500 kiloluk altının kayıp olduğu iddiaları gündeme getirilmişti. Menzilciler, hemen hemen tüm sektörlerde faaliyet gösteren şirketleriyle, devasa bir krallık oluşturmuş durumdalar. Müritlerden müşteri, müşterilerden mürit, müritlerden siyasi sadakat üreten bir yapı bu…
Şu anda AKP’ye tam olarak biat etmeyen iki yapıdan biri Alpaslan Kuytul’un Furkan Vakfı diğeri de Süleymancılar… İki grup da iktidara eleştirel bir bakış açısına sahip. Süleymancılar, yapısal olarak Milli Görüş geleneğine dolayısıyla AKP’ye hayli mesafelidir. Diyanet’i, imam hatip okullarını kabul etmeyen, devletin imamı arkasında namaza durmayı reddeden ve daha çok merkez sağ partilerle ilişkili oldukları bilinen Süleymancılar’dan Fatih Süleyman Denizolgun, AKP’den 27. Dönem milletvekili seçilmişti. Bu siyasal tercihinin Fatih Süleyman Denizolgun’un cemaat içindeki etkisini zayıflattığı belirtilmektedir.
Arif Ahmet Denizolgun ise bir dönem Refah Partisi’nden milletvekili seçildikten sonra Anavatan Partisi ve Demokrat Partisi ile ilişkilenmişti. İstisnai örnekler hariç tutulacak olursa cemaatin siyasal tavrı merkez sağ partileri tercih etmek şeklindedir. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünden sonra cemaatin liderliğine yeğeni Alihan Kuriş’in geçmesiyle ayrılık ortaya çıkmıştı. Kuriş AKP karşıtı, Fatih Süleyman Denizolgun ise iktidar yanlısı tutumuyla 2016 yılından beri bir gerilim içindeler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mayıs ayında İmamoğlu ile ilgili operasyonlarla açıklama yaparken ilginç ifadeler kullanmıştı. Kendisi, “Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının bürokrasiden iş dünyasına ve medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor” demişti.
Bu sözler kulislerde cemaat liderliğine karşı operasyon yapılacağı iddialarını gündeme getirmişti. Nitekim, Fatih Süleyman Denizolgun da “Tabanımız da devletimiz tarafından tam bir operasyon yapılsın diye beklemektedir. Tek ricaları, terör suçuna bulaşmayan temiz tabanımız ve kurslarımız hiç zarar görmesin diye istemektedirler” diyerek açıkça operasyon yanlısı olduğunu beyan etmişti.
Dolayısıyla operasyon cemaatin bütünlüğüne değil ama Alihan Kuriş ve çevresine yönelik. Cemaat varlığını sürdürecek ancak bir şartla…
Alihan Kuriş yerine iktidara tam biat içinde olan Fatih Süleyman Denizolgun ile…
Yani sendikalardan, partilerden, şirketlerden, belediyelerden sonra cemaate de bir nevi kayyım atanacak…