Neden, ne zaman ihtiyaç duyulduğuna dair bir bilgim yok ama AKP iktidarı, yaşlıların leblebi çekirdek parası olan yaşlılık maaşı hesaplarını PTT’den Halkbank’a devretti. 1 Temmuz’dan itibaren de yaşlılar, aylıklarını alabilmek için Halkbank’taki işlemlerini tamamlamak zorunda kaldı.
Şu sıra bütün Halkbank şubeleri tıklım tıklım dolu. Zaten hayatın sillesini yemiş, her türlü yokluğu ve yoksulluğu yaşamış ve belli ki sefilliği devam edecek olan yüz binlerce yaşlı, maaş kartını alabilmek için ahir ömürlerinde çile çekmeye devam ediyorlar.
Şanslı olan yaşlının yanında daha gençten, iş ve işlemlerden anlayan birileri var. Ama kimi kimsesi olmadan, belediyelerin 65 yaş kartlarıyla ücretsiz yolculuk yaparak ayağını sürüye sürüye gelen, bastonu tutmakta zorlanan yaşlıların hali pür melali içler acısı.
Tanık olduğum bir olayda yaşlının cep telefonu yoktu, yanında kimse de bulunmuyordu. Dolayısıyla aylığını alabilmesi için gerekli olan işlemleri tamamlayamadı. Gerçi bankanın güvenlik görevlileri, yardımcı personeli ellerinden geleni yaptı ama cep telefonu olmayınca kod alamadı ve geri geri dönmek zorunda kaldı. Onun durumunda olan pek çok yaşlıya daha rastladım.
Yaşlı bireylerde dijital okuryazarlık oldukça düşük, aslında bilinirse teknolojiye uyum sağlayabilirler, teknolojik imkânlarla bankalar başta olmak üzere resmî kurumlarla işlemlerini daha zahmetsiz, kolay şekilde sürdürebilirler. Ama bu kuşak, tarlada ekini tırpanla biçen, okuma yazmayı ya hiç bilmeyen ya da zar zor öğrenmiş, en fazla ortaokulu bitirmiş bir kuşak olduğundan bilmedikleri dijitalleşme hayatlarında olumsuz etki yaratıyor.
Akıllı telefonu, bilgisayar kullanmayı, online sipariş vermeyi öğrenen de var öğrenemeyen de... Artık sistem büyük ölçüde akıllı uygulamalar üzerinden kurgulandığından bu becerilerden yoksun bireylerin yaşadıkları, tam anlamıyla drama dönüşüyor.
Karmaşık ara yüzler, güvenlik kaygıları, eğitimsizlik, korku, unutkanlık gibi nedenlerle bir kuşak dijital imkânları kullanamıyor.
Zahmetsiz halledilebilecek her başvuru kabusa dönüşüyor, sosyal izolasyonu azaltabilecekken ortaya çıkan dijital eşitsizlik, büyük bir dışlanmayı beraberinde getiriyor.
Becerilerini artırsınlar demek kolay ama çok insafsız. Çünkü, değişim-dönüşüm çok hızlı ve akılları zorluyor. Benim gazetecilik mesleğine başladığım yıllarda haberler İstanbul’a teleks ile fotoğraflar ise saatler süren işlemlerle özel tarama cihazlarıyla gönderiliyordu. O da bin bir çile ile... Şimdi ise cep telefonundan canlı yayın yapılıyor.
Bizler, hayata karasabanla başlayıp robotlarla tanışan, yapay zekaya yetişen tek kuşağız... Aradaki uçurum inanılmaz derecede büyük.
Bugün yaşlılık bireysel dramlar olmaktan çıkıp demografik olgu haline geldi. Doğurganlığın azalması, uzun yaşam süreleri gibi nedenlerle nüfus daha çok yaşlanıyor ve aynı zamanda yalnız yaşayanların oranı da artıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin, hareket ve zihinsel kabiliyeti azalan yaşlıların hayat kalitelerini koruyabilmeleri için dijital eşitsizliklere ilişkin farklı önlemler geliştirmesi gerekiyor. Akıllı uygulamaları bilmeyen bir nesle yapılan dijital zulme çare bulunmalı, yaşlılarına gördüğü muameleden azıcık da olsa utanmalıdır.