“Yıllar ne çabuk geçti o günler arasından” diyor şarkı. Kim var ki, zamanı durdurabilmiş! Irmaklar tersine akıyor mu hiç? Zaman da öyle… “ Rüzgâr kırdı dalımı ellerin günahı ne?/ Ben yitirdim yolumu yolların günahı ne?”

Kötü yılların, çirkin yılların günahı var ama; iyi yıllar da, güzel geçen yıllar da bizim elimizde değil mi? Bu olgu da bizim başarımız değil midir? Geçmiş yıllara özlem duymak da bizim. Her gelen yeni yıl da, her yeni gibi eskimiyor mu? Eskiten de biziz o yılları, yeni kılacak olan da biz. Yalan yıllar diye suçlayan da biziz, yılları muhteşem kılan da biz. ‘‘Hayal içinde akıp geçti ömrü derbederim/ Bakıp bakıp da o maziye şimdi ah ederim” diyen şairin yakınmasını da bir düşünün! * Yıllar değişti biz değişmedik, hep geriye gittik… Niye mi ? Şundan ki ; Ne diyordu Behçet Necatigil: ‘ İnsan son gününde / bir bilanço yapabilmeli ömrüne / Büyük bankalar gibi aktif, pasif / Aldığından çoksa verdiği rahat gidebilir ölüme’’

Devamı için tıklayınız.