Haber duyulunca sosyal medyada “zamlar, hızlı trenden daha hızlı” diyerek ironi yapılarak yaşanılan şok, mizahın o eşsiz gücü ile atlatılmaya çalışıldı ama canımız yandı. Akaryakıt zamları nedeniyle uzun bir süredir halkın ne düğüne ne cenazeye gidebilmesi mümkündü. Öyle ki büyüklere yapılan bayram ziyaretleri, köye gidip gelme alışkanlıkları bile ortadan kalktı.
Otobüsler ateş pahasıydı; trenlerin fiyatı ise daha makul idi.
Üzerine çok türküler yaktığımız meşhur kara trenlerimiz vardır bizim. Batı illerine sefer yapanlar kısmen daha derli toplu, daha temiz, tehirleri daha azdır. Gelin görün ki, doğu ve güney trenleri ile yolculuk yapmak tam bir eziyettir. Hep derim, Türkiye’de hayat Güney ya da Van Gölü Ekspres ile yolculuk yapmaya benzer.
O ne azaptır öyle? İstasyona ne zaman geleceği de kalkış satı hep belirsizdir. Gaflete düşüp size belirtilen sürelere göre plan yapacak olursanız büyük hayal kırıklıkları yaşarsınız. Kış ayazında vagon üşümesi nedeniyle karda tipide kalmak olağandır. Bu trenlerin yolcuları bir iki saati tehirden saymaz bile. Demiryollarında tehir dediğin en az 3-4 saat olmalı ki tehir sözcüğü anlamını bulsun.
Ankara-Sivas arasında sık sık gidip gelen bir yolcu olarak şahsen 5-6 saatlik tehirleri çok yaşadım ve daha ömrü hayatımda bir kere bile saatinde kalkmış trene rastlamadım? Çok düşündüm ama nedenini bulamadım bir türlü.
Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yıllarda demiryoluna çok büyük önem verildi ve yeterli olmasa bile birçok il demiryoluna kavuştu. Sivas da 1930 yılında demiryolu ile ulusal ağa bağlandı. Demiryolları “Cumhuriyet’in çelik kolu” şeklinde tanımlanıyordu. Ne var ki, ABD yardımlarını alan Aydın Menderes hükümetleri ve aynı geleneği takip eden Adalet Partisi, DYP gibi sağ partiler, karayolu lobisinin yanında yeralarak demiryolu yapımını ihmal ettiler hep. Aslında teknik bir mesele iken demiryolları tartışması ideolojik nitelik kazandı. Sağ partiler karayolcu, sol/sosyaldemokrat partiler demiryolcu olarak anıldı. Oysa demiryolları hangi açıdan bakılırsa bakılsın daha ekonomik, daha çevre dostu halkın da daha ucuz yolculuk yapmasına olanak tanıyan bir ulaşım aracı idi.
AKP iktidara geldiğinde hatlarda iyileştirme yaptı, ayrıca hızlı tren çalışmalarına yöneldi. Ne var ki, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kamu hizmeti kapsamında değerlendirilen demiryolu işletmeciliğini özel sektöre devretmek niyetiyle hareket etti/ediyor. Ayrıca demiryolu inşaat demekti; yani AKP’nin en çok sevdiği ve pek bir yetenekli olduğu alan…6461 sayılı kanunla demiryollarının özelleştirilmesine yönelik hamleler yaptı ve TCDD’nin kurumsal yapısını parçaladı, bir kısım varlıkları sattı.  
Güya hızlı trenle konforlu ve daha ekonomik yolculuk yapılacaktı. Hayal olduğu uygulanan fiyat politikasından belli… Bu yıl, hızlı trenlere üç kez zam yapıldı ve rakamlar otobüs fiyatlarını geçti. Örneğin, otobüslerin Ankara-Sivas arasındaki bilet ücreti 450 lira. Temmuz ayında 312 lira olan hızlı tren bileti ise 475 liraya çıktı. “Hızlı trene yakışır yüksek hızlı zam”la birlikte en az bir hafta sonrası için bilet alabildiğiniz Sivas-Ankara treninde koltuklar boşaldı, fakir fukara yine kara trene yüklendi. Artık hızlı trende günü birlik bileti çok rahat bulabiliyorsunuz.
Duydum ki Sivaslılar, bagaj sınırlamasından yana pek dertli imişler. Kara trenden alışmışlar ya, “Biz niye hızlı trende pezik turşusu götüremiyoruz?” diye derin derin tartışıyorlarmış.
Keşke, pezik turşusu kadar “bu tren niye bu kadar pahalı” diye sormayı da akıl edebilseler.