Atasözlerimiz niye çok değerlidir? Neden dikkate alınması gerekmektedir?
Çünkü hepsi yıllarca yaşanarak elde edilen deneyimlerden çıkarılması gereken dersleri ruhunda barınmaktadır… Yani yol göstericidir. Zorlayıcılığı yoktur… İçinize sinerse uygularsınız. Büyük çoğunluğuna da yaşadıklarınızdan dolayı, onlara hep hak verirsiniz…
Son yaşadığımız büyük felaket, 'Bir musibet, bin nasihatten evladır' sözünün her anlamda ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Başımıza gelen felaketlerin; sadece kadercilikle bağdaştırılmaması gerekliliğini kanıtladığı gibi, bilimsel kurallara uyulması, hırs ve menfaatin ön plana çıkarılmaması, yapılarda eksik malzeme kullanılmaması gibi doğruların bir kez daha anımsatılmasını sağladı... Daha açıkçası yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda geçmiş deneyimlerin ışığında gerçekleri sergiledi.
Biz yine kadercilik yönümüzü ön plana çıkararak, böyle felaketlerin sadece ülkemizde değil, tüm dünyada yaşanmaması için dualarımızı eksik etmeden, konuyu sporda daha doğrusu futbol yaşamamızda içimizi karartan hatta işi düşmanlığa kadar vardıran fanatizme getirmek istiyoruz.
Yaşadığımız acıların bir ders verici özelliği de bizi kendimize getirmemizi sağlamasıdır. Öncelikle insan olduğumuzu, yaşamın çok kısa olmasına karşın ancak birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirildiği takdirde doyumsuz olacağı, düşmanlığa vardıran hareketlerin insanı insan yapan özelliklerden uzaklaştırdığı gibi olgulara vardırır.
İşte biz bunu, Kahramanmaraş merkezli 10 ilimizde yaşanan son yılların en büyük felaketi sırasında yeniden deneyimledik. Geçmişte yaşadıklarımızdan ders almayı unuttuğumuzu gördük. Silkindik ve kendimize geldik. İnsani değerleri ön plana çıkardık. Hani 'Balık baştan kokar' sözü var ya onun olumlusunu tercih ettik. Birbirinin kanına ekmek doğrayacak duruma gelen, acımasızlığın alasını yaşatan fanatizmin girdabında debelenip duranlara bu kez baştakiler önce kendileri doğruyu gördüler sonra da onlara iyi anlamda örnek oldular. Demek ki oluyormuş, hırslara gem vurulabilir, birlik ve beraberlik içinde yaşanabilir, sporun gerçek amacının dostluk, barış ve kardeşlik olduğu idrak edilebilir, özü tanrının sözünün dinlenmesi olarak nitelendirilen fair-play olunabiliyormuş.
İyilik her zaman bulaşıcıdır. Yardım kampanyalarıyla başlayan bu bulaşıcılığın yol açtığı bu anlamlı ve ders verici tablonun, tüm ülke futboluna daha doğrusu sporuna yansıması ve bir daha böyle acıların hiç yaşanmaması en büyük dileğimizdir.
Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın başımıza gelen bu korkunç felaket anında yaşadıkları ve yaşattıkları, büyüklüklerine gerçek anlamda büyüklük katan bu davranış silsilesi dileriz ki, futbolumuz için de bir milat olur. Rekabetin sadece karşılaşmanın oynandığı süre içinde sınırlı kalması, futbolun bir şov olarak görülmesi ve bundan mümkün olduğu kadar keyif alınması, eğlence amaçlı olduğu unutulmamalıdır. Deşarj olma, güzel bir zaman geçirme amacıyla gelinen statlar ve salonlardan bir şiddet makinası olarak ayrılmamalı.
Ülkemizi derin kedere boğan bu deprem felaketinin, yaşamın ne kadar kısa ve değerli olduğunu göstermesi asla anılardan silinmemeli hatta adeta kazınmalı…