Gençlerbirliği’nde son günlerde yaşanan olaylar, 103 yıllık koca çınarın kimlerin elinde kaldığının çok açık bir göstergesi.
Öyle iki örnek var ki doğrusu işlerini bakkal hesabı ile görenlerin bile yapamayacağı trajikomik nitelikte…
Aslında kongre öncesi fikir ayrılığına düştüğü yönetici arkadaşlarını “ihanete uğradım” diye suçlayan ve bununla duygu sömürüsü yaparak taraftarları yanına çekmeye çalışan Başkan Arda Çakmak’ın acilen, giriş ile yıllık aidatlarının kulübe yatırılıp yatırılmadığı belli olmayan 970 yeni üyeye oy kullandırma kozunu oynamasına karşın seçilir seçilmez kulübe 450 milyon bağışlayacağını açıklayan rakibi Ali Osman Avşar’ın üyelik konusunda tek bir isteğini reddetti. Aslında Çakmak, önce Avşar’ın listesine alacağı Gençlerbirliği’ne hatırı sayılır miktarlarda bağış yapacakları sözü veren 25 iş insanın kulübe üye yapma isteğini olumlu karşılamış ancak son anda da sözünde durmayarak, bu etik olmayan tavrının rakibinin önünü keseceğinin ve çekilmesini sağlayacağının da bilincindeydi. Ancak tek başına aday olmanın verdiği rahatlıkla da kazandığı kongre sonrası “Gençlerbirliği'nde kırgınlıklar, kavgalar bitmiştir. Ben kendi adıma herkesi affediyorum, herkesten de af diliyorum" diye açıklama yaparak birlik çağrısında bulundu. Tabi ki yersen… Hem arkadaşlarının demokratik haklarını engellemek için ellerinden geleni yap hem de sahte barış çağrısında bulun.
Neyse biz yine girişini yaptığımız yeni yönetimin trajikomik işlerine dönelim…
Birincisi tam Gençlerbirliği’nin kurtuluşu olarak görülen Ousmane Diabete’nin Trabzonspor ile para artı futbolcu kiralama görüşmeleri sürerken kulübe, Sekou Koita’nın CSKA Moskova’ya bonservis taksitlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle gelen son transfer yasağının oluş şekli.
Her ne kadar başta başkan olmak üzere yöneticilerin boşuna, “biz parayı son gün ödedik, ancak bu ülkeye uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle ödeme gerçekleştirilemedi” şeklindeki masal okumalarına aklı başında kimse inanmayacağı gibi… Size sormazlar mı, nasıl iş insanısınız, işyerinizi böyle mi yönetiyorsunuz, borçlarınıza böyle mi sadıksınız diye…
CSKA Kulübü yetkililerinin açıklaması bunu gün gibi ortaya koyuyor. Önce Şubat ve Nisan aylarında ödenmesi gerek taksitler hatırlatılıyor. Bunun üzerine kulüpten ses çıkmayınca FIFA’ya başvuruluyor. Sonuçta da kararda Gençlerbirliği’nin 45 gün içinde taksitlerin ödenmesi çıkıyor. Fakat yine ödeme yapılmıyor. Ek talep de isteniyor… Neyse uzatmayalım sonuçta anlaşılıyor. Ödemenin yapılacağı gün de cumaya denk geliyor, taksit parası gönderiliyor ancak CSKA’ya ulaşmıyor. Sonuçta da transfer yasağı geliyor.
Bu nasıl iş Allah aşkına… Zaten limitleri zorlaya zorlaya şubat ayında ödenmesi gereken taksitin bugünlere kadar uzatılmas sağlanmış, buna rağmen son güne dek ödenememesinin ayıbından, “103 yıllık kulüp tarihinin sorumluluğuyla hareket ediyoruz” gibi kulübün büyüklüğüne yakışmayacak bahanelerin ardına sığınarak işin içinden sıyrılamazsınız. Eğer sorumluluk duysanız işi bu kadar uzatıp, borcunuzu zamanında öderdiniz.
İkincisi ise Gençlerbirliği’ne gönül verenlerin içine bir türlü sindiremedikleri takımın isim sponsorluğu konusunda yaşanan ilginç gelişmeler…
Öyle böyle bir iş değil… İsim sponsoru olmak isteyen ve yanılmıyorsam bu konuda da yönetim ile anlaşmaya varan bir firmanın medya etkinliklerini yürüten birimi, işin heyecanına kapılarak basına 4 Ağustos tarihinde, “Gençlerbirliği Spor Kulübü'nün yeni isim sponsorunun kamuoyuna ilk kez açıklanacağı imza töreninde, iş birliğinin kapsamı ve kulübün yeni dönemine ilişkin detaylar paylaşılacak” diye saat 13.00’de bir etkinlik düzenleyeceği bilgisini geçiyor.
Olayı doğrulamak isteyen basın mensupları, kulüpte bir hezeyan fırtınası estirilmesine neden oluyor. Önce bir haber sitesinde;
“Gençlerbirliği Başkan Yardımcısı ve Futbol Şube Sorumlusu Hüseyin Şen, “Yönetimimizde herkes tanıdığı firmalarla görüşüyor. Herkes bir destek vermeye çalışıyor. Tanıdığımız dostumuz dediğimiz Bordo İnşaat, Ankara’nın en önemli firmalarından birisi sağolsun bizi kırmadı. Sırt reklamı için sözleşmemizi yaptık. Ayrıca görüşmelerimizi yaptığımız 3-4 tane Ankara’da ön planda olan firma var. İsim sponsorluğu konusunda kongrede kararı alınmıştı. Arda Başkanımız sayesinde alındı sağolsun. 3-4 tane görüştüğümüz firma var. Daha henüz sonuçlanan bir şey yok.”
şeklinde bir düzeltme haberi yayınlanıyor sonra da saat 13.46’da aynı firmanın isim sponsoru diye lanse ettiği “Gençlerbirliği forma sırt sponsoru “Bordo 145 Yapı AŞ.” oldu!” başlıklı haber konuluyor.
Gençlerbirliği’nin en deneyimli yöneticisi Arif Ölmez’in de yer aldığı sponsorluk anlaşmasının imza töreni fotoğrafı konuluyor.
İşte bu fotoğraf karesinde yer alan çok iyi tanıdığım ve rahmetli İlhan Cavcav’ın yanından ayırmadığı Arif Ölmez’e bu kulüpte yaşananları doğrusu yakıştıramadım. Sen ki; Efsane Başkanın tedrisatından geçmiş, son derece deneyimli bir yöneticisin nasıl oluyor da böylesine trajikomik işlere izin veriyorsun.
İşler böyle giderse; Diabate satılır, alacak-verecekler hesaplanır, 2 ay sonra da kongreye gidilir. Herkes geldiği yere gider olan da 103 yıllık koca çınara olur.
Haydi hayırlısı.