FIVB Milletler Liginde şampiyonluk kazanan 3.ülkeydik ama doğrusu 3’er kez kupayı alan ABD ve İtalya’ya da gıpta ile bakıyorduk.

Ülke sayısı yine üçte kaldı ama bizim hanemize artık 2 şampiyonluk yazıyor. Makası kapatıp öne geçeceğimiz günleri iple çekiyoruz.

Nasıl mutlu olmayalım, bize kazandırmadıkları bir tek olimpiyat madalyası kaldı… Onu da 2028 Los Angeles’te alacaklar inşallah.

Rakibimiz Brezilya ise VNL’de inanılmaz bir hüsran yaşıyor. Tam 5 kez final oynamalarına karşın kaderlerine hep gümüş madalya düştü.

Biz onlara boşuna Atatürk’ün kızları, filenin sultanları demiyoruz. Çünkü onlar Türk kadınlarına tanıdığı ve getirdiği haklarla duydukları minnettarlığı kazandırdıkları şampiyonluklara gösterip, Türk halkının da gururu olarak ulu öndere layık olduklarını da kanıtladılar.

Bu final maçında öyle teknik detaylara girip de sizi boğmak istemiyorum. Elbette ki Başantrenörümüz Daniele Santarelli’nin takımımıza kazandırdıklarını, Melissa Vargas’ın; Fenerbahçe’den takım arkadaşına Brezilyalı Ana Cristina’ya 8 fark artıp, 33 sayı ile en scorer oyuncu olarak MVP seçilmesini, Hande Baladın’ın 19 ve İlkin Aydın’ın 15 sayı ile maçın kazanılmasına büyük katkı verdiklerini, Jack-Kısal ile Zehra Güneş’in başını çektikleri 16 manşet sayısını, Elif Şahin’in müthiş paslarını, Saliha Şahin’in servislerini, Sakat sakat oynamasına rağmen topu zemine değdirmeme gayretindeki savunma bakanı ve takım kaptanımız Gizem Örge’yi, servis karşılamada manşetleriyle ona destek veren genç Eylül Yatgın’ı, ve Yaprak Erkek’i, tecrübeli Cansu Özbay’ı sayfalarca doya doya anlatmak isterdim.

Ancak ben Voleybol branşının bu yükselişinin bir doktora tezi gibi irdelenerek, bir yayın haline getirilip, diğer federasyonlara örnek olarak gönderilmesini yazmayı tercih etmek istedim.

Çünkü bu şampiyonluklar ve başarıların öyle havadan gelmediğine yüzeysel olsa da değinmek istiyorum… Bir kere bunun çok uzun yıllar süren planlı çalışmaların sayesinde gerçekleştiğinin altını çizmek isterim. Bunun ana temeli de altyapıya gösterilen önemdir. Öncelikle bunu başlatan ve devamını sağlayan tüm voleybol federasyon başkan ve yönetimlerine yürekten teşekkür etmeliyiz… Bu alt yapı yatırımı sayesinde çeşitli zamanlarda müthiş jenerasyonlar yakalandı. Ayrıca sakatlığı nedeniyle ülkesi tarafından gözden çıkarılan Vargas gibi bir değeri dünya voleyboluna kazandıran anlayışa ne desek azdır.

Asıl büyük bir iş, her yaş grubunda uluslararası platformlarda inanılmaz başarı yakalan azimli ve hırslı, geleceğin A takımların nüvesini oluşturan tüm gençleri bağrımıza basıp, kutlamamızdan geçiyor.

Bir sitemim spor teşkilatının üst düzey yönetimine …

Bu kadar başarılı bir federasyon başkanı ve yönetimini, son seçimlerde desteklememekten acaba şimdi hicap duyuyorlar mı?

Kadın ve erkek voleybol takımlarımızın uluslararası organizasyonlarda gösterdikleri başarıları, zorunlu olarak kutlarken içlerinden hangi düşünceler geçiyor?

Onları ben vicdanlarıyla baş başa bırakıyor, Atatürk’ün kızlarının başarılarıyla, bu savaş yanlısı çılgın liderlerin, çoçuk-yaşlı demeden masum insanları katleden acımasızların, toplumları kötü idari ve ekonomik yönetimleriyle açlığa mahkûm edenlerin yaşanmaz hale getirdikleri dünyada ülkemiz insanlarını bir nebze mutlu ettikleri için herkesin onlara şükran borçlu olduğunu düşünüyorum.