Önceki yazımızda, 'Son deprem yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 2019 yılından sonra ve 2020 depreminin hemen ardından yapılan bu uyarıya karşın son yapılan binaların önemli bölümünün çökmüş olması, çıkarılan yönetmeliklerin uygulanmasında ciddi sorunlar olduğunu gösteriyor' demiş...

Ve eklemiştik:

'Demek ki, yönetmelik çıkarmak yetmiyor, o yönetmeliklerin uygulanmasını sağlamak da gerekiyor.'

***

Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasını sağlamak için iki önemli araç var: Birincisi denetim; ikincisi yasaların öngördüğü cezaların uygulanması...

Kahramanmaraş depremleri sırasında son deprem yönetmeliğinin yayınlanmasından sonra inşa edilen sitelerde yer alan blokların bile kibrit kutusu gibi çökmesi denetim sorununu yeniden gündeme getirdi...

Bu olayda dikkat çeken nokta daha önce inşa edilen bazı apartmanların hasar görseler de ayakta kalmış olmalarıydı.

***

Yasaların uygulanmasına gelince...

Önümüzde 1999 yılında gerçekleşen Gölcük ve Düzce depremlerinin ardından çöken binaların müteahhitlerine karşı açılan davaların dökümü var..

Bu depremlerde çöken binaları inşa edenlere karşı 2 bin 100 dava açılmış. Bu davalardan bin 800'ü hukuki boşluklardan dolayı cezasız sonuçlanmış. Geriye kalan 300 davanın 110 kadarına ceza verilmiş, ancak bunların büyük bir bölümü ertelenmiş. Bunun dışında kalan davalar ise zaman aşımına uğrayarak düşürülmüş.

***

'Peki, bu depremden sonra ne olacak?' derseniz...

Bu sorunun cevabını Hatay'da üç yıl önce 'depreme dayanıklı' olarak ilan edilip büyük bir tantanayla açılan bir sitenin müteahhidi şöyle vermiş:

'Burada her yer yıkıldı. Benim binam mı mesele. Bana binayı soramazsınız!'

***

Gölcük ve Düzce depremlerinden sonra yaşananlar Kahramanmaraş depreminden sonra da yaşanacak mı, bunu zaman gösterecek...

Ancak Türkiye bir depremler ülkesi ve son deprem yeni fay hatlarını tetiklemiş olabilir. Böyle bir durum karşısında bugüne kadar yapılan hatalar bir kez daha tekrarlanırsa aynı trajik sahneler bir kez daha karşımıza çıkabilir. Nitekim deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, son depremden sonra 'İstanbul'da durum hiç iyi değil. Nasıl üç gün önce 'Maraş'tan endişe ediyoruz' diye yazdıysam aynı şekilde İstanbul'dan endişe ediyorum. Bilimsel bütün araştırmalar, İstanbul'da zamanın gelmekte olduğunu gösteriyor. Aşağı yukarı 30 sene içerisinde depremin beklendiği söyleniyordu, 23 senesi geçtiğine göre büyük ölçüde yakınlaşmış demek istiyorum' dedi ve şu uyarıyı yaptı:

'İstanbul'da daha küçük deprem beklememize rağmen, hasar Maraş'tan daha fazla olur.'

***

Son depremden çıkarılması gereken dersler çok fazla...

Bunların en önemlilerinden biri de afetlerin gerçekleşmesinden sonra yapılan hatalar...

Bir sonraki yazımızda bu konu üzerinde duracağız.

(Devam edecek)