Türkiye İstatistik Kurumu verileri her ay enflasyon oranlarını açıklıyor. Rakamlar artıyor, yüzdeler havada uçuşuyor. Ancak çarşıya, pazara çıkan emekli için istatistiklerin bir anlamı yok. Çünkü gerçek enflasyon, manav tezgâhında, kasap vitrininde, eczane kuyruğunda yaşanıyor.
Türkiye’de yıllarca çalışıp prim ödeyen milyonlarca insan, bugün ay sonunu getirme mücadelesi veriyor. Bir zamanlar torununa harçlık veren, bayramda ailesini sofrasında toplayan emekli; şimdilerde market raflarını gölgeleyen etiketlerle savaşıyor. Elektrik, su, doğal gaz faturaları maaşları örselemeye devam ediyor. Hele kira ödeyen emeklinin durumu daha da vahim.
Özellikle büyük şehirlerde, hayat pahalılığı emekliyi köşeye kıstırmış durumda. Semt pazarlarında akşam saatini bekleyip ucuz sebze-meyve arayan insanların görüntüsü artık sıradanlaştı. Sosyal devlet anlayışının en önemli göstergelerinden biri, emeklisine sunduğu yaşam standardıdır. Ancak bugün gelinen noktada birçok emekli için “geçinmek” değil, “hayatı devam ettirmek” mesele hâline gelmiş durumda.
Devamı için tıklayınız.