Bazı insanlar vardır; yalnızca yaşadıkları döneme değil, bir milletin hafızasına da iz bırakırlar. Onlar konuştuğunda sadece bilgi değil, bir medeniyetin sesi duyulur. İşte bu isimlerden biri de hiç kuşkusuz İlber Ortaylı idi.

Onu dinleyenler bilir. Bir tarihçi konuşmazdı sadece; sanki yüzyıllar dile gelirdi. Osmanlı saraylarının koridorlarında yürür gibi olurduk, eski İstanbul’un sokaklarında dolaşır, Avrupa’nın kültür şehirlerinde kısa bir zihinsel yolculuğa çıkardık. Bir anda Orta Asya bozkırlarına uzanan bir hikâye başlar, sonra Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına bağlanırdı. Ortaylı’nın anlatımıyla tarih kuru bir kronoloji olmaktan çıkar, yaşayan bir hikâyeye dönüşürdü.

Bugün onun ardından konuşmak, aslında oluşan büyük bir boşluğu tarif etmeye çalışmaktır. Çünkü, İlber Ortaylı sadece bir akademisyen değildir; bu ülkenin düşünce iklimini şekillendiren şahsiyetlerden biridir.

Devamı için tıklayınız.