Gazeteci Kit Chellel, imrenilecek bir gazetecilik başarısına imza attı. Londra'daki 3 TESCO geri dönüşüm kutusuna 3 adet GPS cihazı yerleştirdi ve araştırmasının sonunda bu plastik atık kutularından birinin Adana'ya geldiğini belirledi. İşin kurnazlığı pes dedirten cinstendi. Zira, firma geri dönüşüm kisvesi altında plastik atıklarına yeşil badana yapmıştı ve tamamen denetimsizdi.

Aslında İngiliz gazetecinin GPS cihazıyla elde ettiği veriye, Greenpeace tarafından yapılan saha araştırmasında tam iki kez ulaşılmıştı. Geçen yılın nisan ayında ithal edilen plastik atıkların Adana'da yasa dışı olarak çevreye döküldüğünü ve açıkta yakıldığını tespit eden Greenpeace, atık alanından alınan toprak, kül, su ve tortu örnekleri bilim insanlarına inceletti ve kirleticilerin tehlikeli kimyasallar olduğunu ortaya çıkardı. Greenpeace, 2020 yılının kasım ayında da aynı şekilde ithal edilen plastik atıkların doğaya atıldığını ya da yakıldığını görüntülerle saptamıştı.

Anlaşıldı ki, incelenen 5 farklı döküm alanı, Adana'nın en verimli tarım, hayvancılık ve sulama arazileri içinde kalıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapıldığı söylenen analiz sonuçları kamuoyu ile paylaşılmıyor. Bakanlık, hangi ülkelerden çöp ithal edildiğini de ısrarlı biçimde saklıyor. Haliyle, Türkiye'ye dair bilgiler yurtdışından öğreniliyor.

Avrupa'daki televizyonlarda, Adana'nın, Avrupa'nın yeni çöp merkezi olduğu söyleniyor. Susamdan patatese, zeytinden cevize, pamuktan kavun karpuza kadar yüzlerce ürünün yetiştiği bereketli Çukurova, gözümüzün önünde ölüyor.

Greenpeace Akdeniz'in Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve İngiltere Ulusal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre; Türkiye, 2020 yılında Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere'den toplam 659,960 ton plastik atık ithal etti. Bu, her gün 241 kamyon dolusu plastik demek. 2019 yılında Avrupa'dan Türkiye'ye gelen plastik atık miktarı 582,296 tondu. 1 yılda plastik atık ithalatı yüzde 13 artmış.

Türkiye 2020 yılında da Avrupa'dan en çok plastik atık alan ülke oldu; Avrupa plastik atık ihracatının yüzde 28'ini karşıladı. Plastik atık ithalatı son 16 yılda (2004'ten bu yana) ise 196 kat arttı. Türkiye'ye 2020 yılında en çok plastik atık gönderen ilk beş ülke ise İngiltere, Belçika, Almanya, Hollanda ve Slovenya…

Yani, Avrupa'nın gelişmiş ülkeleri. Türkiye'nin çöp ithalatında zirvelerde bulunması ise Çin'in 2018 yılındaki plastik atık ithalatı yasağının ardından plastik çöplerin yeni adresi olması.

Aslında, Türkiye, genelge ile 2020 yılının Eylül ayında atık ithalatı kotasını yüzde 80'den yüzde 30'a düşürmüştü. Böylece, kota ile geri kazanım sektörünün hammadde ihtiyacının yarısının iç piyasadan temin edilmesi planlanıyordu. Ancak anlaşıldığına göre Türkiye, miktarı artan şekilde çöp ithal etmeye devam ediyor. Geri dönüşüm tesisleri yetersiz ve bu iş hem zahmetli hem de maliyetli. İthal eden ülke de ithalatçı firmalar da para kazanınca, Avrupa'nın çöpü dönüp dolaşıp Türkiye'ye giriyor. Çukurova'nın elden çıkması kimsenin umurunda değil.

Yani, çöpünü dahi toplayamayan bir ülkeyiz.

İnsan düşündükçe tuhaf oluyor.