Yeni yılla başlayan kitap fuarları yoğun bir tempoda devam ediyor. Okurlar, yazarlar ve kitaplarla buluşuyorlar. Yakın zamanda Ankara da fuarını yaşadı. Yılbaşından başlayarak Adana, Bursa, Mudanya ve birkaç önemli turizm beldelerinde de kitabın -yazarın okurla buluşması ne güzel! Ama bu fuarların eksik yanlarından biri şu: Etkinlikler dinlediğimiz kadarıyla ve anlık oluyor. Bunların bir belleği olmalı ve geleceğe taşınmalı diye yazar dururum: ama bir türlü çözemedik bu sorunu…
***
Alınan kitapların tam olarak okunup okunmadığı ya da ne kadarının okunduğu belli değil! Ancak kitabı okura sevdirecek, kitabı okutacak yazarları yakından tanımak önemlidir. Çok satanların bile, yeterince okunmadığını biliyorum. Okuma bilinci sorununun (alışkanlık yetersiz bir tanım) bu fuarlarda oransal olarak arttığına inanıyorum. Çok satan (satılan olmalı bence) kitaplarla, satmayan(satılmayan diyelim)kitaplara değgin listeler görüyorum özellikle de gazetelerin kitap erkinde. Aslolan çok okumak ve çok okunmaktır. Bunun da yolu yazarları iyi gözlemlemekle, onları sevmekle orantılı bana göre. Her işin başı sevmektir tanımı içinde yazar ve kitabını da sayıyorum ben. Gittiğim hatta düzenlediğim kitap fuarlarında buna özen gösterdim.
***
Okuma bilincinin aşılanması (kazanılması) için önce evde okuyanların bulunması gerekli. Bu çocukta merak uyandırır. Bu işi en kolayından çocuk kitaplarıyla çözümleyebiliriz. Hatta şu kadarı da açık ki çocuk kitaplarının büyükler tarafından da okunmalarını da öneriyorum. Bilinen bir deyişle şöyle yorumlayalım:' Kitap giren evde cahil bulunmaz. Kitaplar insanın ufkunu açar, görgü ve bilgisini artırır. Ve bilinir ki; ağaç yaşken eğilir. Okuma işi de aynen böyledir ve okuma bilinci böyle gelişir.
***
Kötü kitap yoktur. Kötü okur vardır. Kimdir o? Okuduğuna yorum getirmeyen, onu özümseyip bir şey katamayandır. Ben onlara okuduğunu bana tercüme etme sana verdiği iletisini söyle diye karşı çıkarım. Okuma bilinci kazanmanın bir yolu da, yazmaktır. Okumayı tamamlayan eylem yazarak sürerse, okur/ yazar olmak önem ve anlam kazanır. Bir kitap duyurusu gördüm: 'Parayı Veren Kitabı Okur' diyordu. Parasız dağıtılan kitaplara tepki olarak yazılmış. Yazarın savı da şu: 'Parası verilmeyen kitabın kıymeti bilinmez' Haklılık payı hiç de azımsanamayacak bir saptamadır bu. Parayı veren düdüğü çalar misali yerindedir de… Kimseler kitaplar pahalı, okumaya vakit kalmıyor bahanelerine sığınmasın. İstenirse zaman da bulunuyor, bir kitap parası da. Ben kitap okumuyorum diye övünen öğretmen tanıdım. Devrek'te Öğretmen Evi'nde bir kitaplık v ar. Ya kapısı kapalıdır, ya da açıksa kitap dolapları kapalıdır. Yazıklar olsun!
***
Hikmet Altınkaynak 'Benim Kütüphanelerim' başlıklı yazısında şöyle diyor: '14 Nisan 2022 Perşembe-Cumhuriyet- Kütüphaneler okumayı yaşam biçimi haline getirenlerin vazgeçilmez mekanıdır. Eleştirel okumayı bilenler için de bir anlamda üniversitedir. Toplumun kültürel bellek kurumudur. UNESCO kütüphaneyi toplumun somut kültürel mirası olarak benimser. Korumak için de üye devletlere somut olmayan kültürel mirası ve belgesel mirası içeren 'Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması' sözleşmesini imzalatmaktadır. Uğur Kökden'in beklediği aslında benim de aklımdan geçmedi değil. Çünkü beni yazarlığa adım attıran Bor Halil Nuri Bey Kütüphanesi'ni nasıl unutabilirim ki?' 'Bir kitap okudum dünyam değişti' sözüyle nice kitaplı günlere diyorum. Bartın bu yıl 25. Kitap Fuarı'na hazırlanıyor. Harcında da yedi yıllık bir emeğim var.