1978 yılından beri gazetecilik mesleğinin bir fiil içindeyim, TSYD'de hem Ankara Şubesinde hem de Genel Merkezde Asbaşkanlık dahil defalarca yöneticilik yaptım ama böylesine tezatlarla dolu bir TSYD Kupasına tanık olmadım.

Sakın ola ki bu durum derneğimizin ile ilişkilendirilmesin…Ben kupa için mücadele edecek takımların içinde bulundukları durumlar açısından konuyu irdelemek için bu başlığı seçtim.

Başkent'in iki güzide temsilcisi ve değeri olan koca çınarları, 110 yıllık Ankaragücü ile 99 yıllık Gençlerbirliği, defalarca bu kupayı müzelerine götürme başarısını elde etmişti. Kulüplerimiz her koşulda katıldıkları bu kupa maçlarını, sezon öncesi için takımlarını son kez gözden geçirme ve eksiklerini belirleme açından en ciddi hazırlık olarak görüyorlardı.

Ancak bu kez durumlar çok farklıydı… Öncelikle mücadele ettikleri ligler farklıydı. Ankaragücü Süper, Gençlerbirliği ise 1. Ligde mücadele edecekler.

Ankaragücü, 14 oyuncu alarak (ki transferlerin daha da devam edeceği kulüp başkanı tarafından bizzat açıklandı) transferin en aktif kulübü olurken, Gençlerbirliği'nin transfer yasağı vardı.

Ankaragücü en fazla futbolcu gönderip, kadrosunu adeta sil baştan yaparken, Gençlerbirliği ise futbolcuları tarafından en çok terkedilen kulüp oldu… Öyleyken geçen sezon ki kadrosundan sadece 12-13 futbolcu kaldı. Hazırlık maçlarında ve TSYD kupasında sahaya; ancak transfer tahtası kapalı olması nedeniyle alt yapı takviyeli kadrosuna, ön anlaşma yaptığı genç futbolcuları da katarak çıkabildi.

Ankaragücü başkan ve yönetimi, maddi olarak kulüplerine çok büyük katkı verip, destek sağlayarak hem yasağı kaldırdı hem de transferleri gerçekleştirdi. Böylelikle sorumlu bir yöneticilik örneği verirken tüm camianın desteğini de arkasına aldı.

Gençlerbirliği ise temsil ettiği kentin yöneticileri tarafından üvey evlat muamelesi gördü. Sorunsuz ve kasasında 70 – 80 milyon TL varken aldıkları kulübü bir enkaza çevirenlerden kurtarmak için elini değil gövdesini taşın altına koyan, cebinden verdiği 40 milyon kulübü ligde bıraktıran Niyazi Akdaş'ı bile ağlatarak gönderdi.

İşte böyle bir farklı yöndeki moral-motivasyonla ve tezatlarla dolu ekiplerin mücadelesinden ne beklendiyse o çıktı.

Ankaragüçlü futbolcularının, kendilerini içinden bulundukları durumdan dolayı hem küçümsemelerinden hem de kendilerini oyuna verememelerinden etkilenen Gençlerbirliği futbolcularının 50-55 dakikalık müthiş direnç, az kalsın beklentilerin aksine bir sonuç çıkmasına neden olacaktı.

Ama futbolcu açısından varlık içinde yüzen Mustafa Dalcı, duruma müdahale edip tecrübeli ayaklar da devreye girince farklı skor geldi.

21 yıl aradan sonra TSYD kupasını kazanan Sarı- Lacivertlilerin uyum sorunu yaşamaları dikkat çekti. Mustafa Dalcı, 8 Ağustos Pazartesi günü Eryaman stadında Konyaspor ile yapılacak ilk lig mücadelesi için rakibin gücünü oyuncularına mutlaka anlatması şart. Her şeye rağmen Ankaragücü'nün taraftarlarına yine çok iş düşecek gibi görünüyor.

NOT: Gençlerbirliği genel kurulunda yaşanan gelişmeler, Niyazi Akdaş'ın gözyaşları içinde yaptığı veda konuşması ile yeni yönetimi bekleyen sorunlar konusunu, Çarşamba günkü yazımda ayrıntılı bir şekilde ele alacağım.