Önceki yazımızda Ukrayna savaşının başlamasının ardından Rusya'ya karşı ABD ve neredeyse tüm Avrupa'nın uyguladığı ambargonun ters teptiğini...
ABD başta olmak üzere Batı dünyasında hükümetlerin petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyon nedeniyle zor duruma düştüğünü...
Rusya'nın ise başta Çin ve Hindistan olmak üzere Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle bağlarını geliştirerek yaşanan sarsıntıyı atlatmakla kalmayıp, yeni mevziler kazandığını söylemiştik.
***
Rusya, Çin ve Hindistan'ın önderliğinde Brezilya ve Güney Afrika'nın da katılımıyla kurulan BRICS Uluslararası Forumu'nun Başkanı Purnima Anand, 23-24 Temmuz'da video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen 14. Liderler Zirvesi'nin ardından İzvestiya gazetesine bir demeç vererek, Mısır ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Türkiye'nin de çok yakında BRICS'e katılacağını söyledi...
Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Johannesburg şehrinde düzenlenen 10. BRICS Zirvesi'ne özel olarak davet edilmiş ve bu zirvede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e BRICS üyeliğine ilgi duyduklarını söylemişti. Şimdi bu konunun tekrar canlandığı anlaşılıyor...
Ancak daha da önemli bir gelişme, Mısır, Suudi Arabistan gibi Ortadoğu'da etkili olan ülkelerin yanı sıra İran ve Arjantin gibi ülkelerin de topluluğa katılmak için başvurmuş olmasıydı.
***
Türkiye açısından böyle bir katılım gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilinmez...
Çünkü ülkemizin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Blokuna bağlanmasının ardından bu bloktan kopmasını engelleyecek çok güçlü ekonomik ve siyasi bağlar oluşturulmuştur...
Bu bağların başında NATO gelmektedir ve Batı, bu bağların koparılmasını engellemek için elinden gelen herşeyi yapacaktır...
***
Bu noktada hemen bir hatırlatma yapalım...
Avrupa ülkelerinin hava sahasından uçağının geçmesine bile izin verilmeyen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, geçtiğimiz günlerde başarılı bir Afrika turu gerçekleştirdi. Tur sırasında ziyaret ettiği Etiopya'da Afrikalı diplomatlarla yaptığı toplantıda söylediği şu sözler yalnız Afrikalıları değil tüm ezilen halkları ilgilendirmekteydi:
'Şu anda tarihin öyle bir dönemindeyiz ki, herkesin kendi kurallarına uyması gerektiğini ilan eden Batı'ya katılmaya zorlanmaktasınız. Eğer itaat etmezseniz cezalandırılacaksınız.' ..
Lavrov, daha sonra, 'Ama bir alternatif var' diyerek şöyle devam etti:
'Dünyadaki çoğu ülkenin sömürge zamanlarına dönmek istemeyecek olup bağımsızlıklarını savunacağından eminim. Bunun kanıtı, iki ya da üç gelişmekte olan ülke dışında Afrika, Asya ve Latin Amerika'da Batı'nın Rusya'ya yönelik gayrimeşru yaptırımlarına hiç kimsenin katılmamış olmasıdır'.
***
Unutmayalım ki, Türkiye de ne zaman ulusal çıkarlarını savunmak istese Batı ile çelişkiye düşmüş ve onun cezai yaptırımlarına maruz kalmış ülkelerden biridir...
ABD ile Avrupa ülkeleri Türkiye'ye karşı her zaman 'çifte standart' kullanmışlardır...
Batılılar Kore'de Türk askerlerini savaşa sürerken övgüler düzmüşler ama Kıbrıs'ta garantör olarak Türk halkının yok edilmesine karşı haklı ve yasal bir harekat yaptığında NATO üyesi olmasına karşın silah ambargosu uygulamışlardır. Aynı şey Suriye harekatında da yaşanmıştır. Suriye'ye müdahale öncesinde Türkiye'yi 'demokratik İslam ülkesi' olarak göklere çıkaran ve müdahaleye teşvik eden ABD ve Batılı ülkeler, Rus uçağı düşürülüp Türkiye Rusya ile karşı karşıya kalınca, 'Haklısınız ama diplomasi yoluyla işinizi halledin' diyerek kenara çekilmişlerdir. Dahası rejimi yıkma işini beceremeyen IŞİD'i destekleme günahını salt Türkiye'nin sırtına yıkıp bu kez PKK/PYD'yi kara ordusu olarak Türkiye'nin karşısına çıkarmışlardır.
***
Mesele, yalnızca bu tür olaylarla sınırlı kalmamıştır...
Türkiye'nin Batı ülkeleri ile çelişkisi, aslında ezilen ve sömürülen bir ülke ile kendilerini 'efendi' olarak gören ve onu sömüren emperyalist devletler topluluğu arasındaki temel bir çelişkidir. O nedenle ne zaman Türkiye bağımsız olmaya çalışsa ve kendisini Batılılarla eşit bir 'partner' olarak görse, Batılılar bunu adeta bir hakaret gibi algılamakta, tıpkı AB olayında olduğu gibi onu dışlamakta, aldatmakta ve aşağılamaktadır...
Türkiye bu zinciri bir kez, Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında kırmış, ama 'Batı', ülkeyi tekrar kendisine bağlamasına karşın bu olayın acısını hiçbir zaman unutmamıştır.
(Devam edecek)