Maçkalıyım Maçkalı –

Engin gönüllü, şairim, dostumdu.

'Toprağa bağlılık mıdır onunki yoksa o toprakta koca bir yurdun havasını solumak mıdır? Şair Dostum, Ömer Kayaoğlu için soruyorum bunu.

'Deresinde pak olsam / Köpüğünde ak olsam / Gurbette usta değil / Maçka'da çırak olsam' diyen Ömer Kayaoğlu için... Ömer Amcamız 65. Sanat Yılını kutladı 22 Kasımda. Daha nice yıllarda aranıp sorulması, unutulmaması dileğiyle, öpüyorum ellerinden.' Böyle yazmışım geçen yıl Kasım ayında. Bu yılın (2001) Kasımında yitireceğimizi hiç düşünemezdim.

***

Böylesi genç birine ölümü yakıştıramazdım çünkü. Yaşar Miraç'ın şu dörtlüğü onun Maçka sevgisini yansıtır bize: 'Maçka'dan aşağıya / Salıverdi kendini / Yazdığı her yazıya / Ekledi yüreğini' 70 yıllık özlemdir şiirleriyle, türküleriyle ondaki memleket sevdasının ateşini diri tutan. Bu Türküler, Kayaoğlu'nun da türküsüdür.

'Sözleri süze süze / Yaptım size bir meze / İster bakın tadına / İster deyin geveze' derken bir yandan Maçka'ya selam göndermektedir bu türkülerle; bir yandan da bizleri de (ana, kız, gelin, kardeş) katmaktadır Horon'una...

** *

Maçka özlemi, 'Bir Avuç Köpük'te akıp giderken 'Kabuk' bağlamıştır yarası. Mağura'ya hasretten, 'Şah Katı Düşleri'ne dalmış 'Trabzonlu Kemençe'siyle 'Ozanca' türküler söylemiştir. Özcesi,

'Maçka'yı Ettim Türkü', demekte haklıdır. 'Dereye indi duman / Bu sevdalık ne yaman'dır. Bu nedenle şöyle sorar: 'Yokuşun başı bura / Yürüdük dura dura / Gurbette kalanlara / Ağlar mısın Mağura?'

***

Maçka üç dağ arasıdır. Kayaoğlu'nun içini kemiren bir gurbetin açtığı o hasret yarasıdır. Maçka'da neyi varsa (bağ bahçe) dağıtmak ister. Hatta derler ki 'Karayemiş kararsın ama yeter ki yüreğim kararmasın.' O kadar bağlı ve düşkündür ki toprağına hele şu dörtlüğe bakın bir de: 'Kimisi yer ayırtmış akşam otobüsünde / Kimisi de uçakla ulaşmak hevesinde / Ben aniden giderim / Trabzon'a hemşerim / Bir horon seyrederken bir kemençe sesinde.'

* Ankara'ya yerleşen Dostu Ahmet Özer için şöyle diyor bir dörtlüğünde: 'Trabzon'u yan etti / Çakala meydan etti / Feraha varmak için / Tebdil-i mekan etti.' Yaşar Miraç için de şunları yazmış: 'Kuzguncuk'ta mekanı / Almanya'da iskanı / Memlekete dönünce / Açar şiir dükkanı.'

***

Kayaoğlu'na göre hemşehrisi Arslan Pulathaneli ise: 'Ne hacıdır ne hoca / Hem ocaktır hem baca / Hem arı hem karınca / Kitap sevdalığının / Temelindeki kaya'dır O'nun gözünde. 205 Yüzüm Bana Benzer Cemile Cevher'e de seslenir Kayaoğlu: 'Bizi hemşehri saydı / Şöhretimizi yaydı / Maçka'yı kim bilirdi / Cemile olmasaydı.'

Ben de katılıyorum Yaşar Miraç'a: 'Türkücü Ömer Aga / Soluğun dert görmesin / Daha nice yıllara / Türkülerin çınlasın' 'Minik Kuş'un Kademoğlu'ndan gönül dolusu selam, sevgi, saygı sana... 'Sevgi Bayramı'na da kavuşabilmek umuduyla... Olmadı, olamadı, kavuşamadık. Telefon ve mektuplarla sınırlı kaldı tanışıklığımız. Bir kez olsun dünya gözüyle buluşup görüşemedik ve bu güzel insanı 3 Kasım 2001'de yitirdik. Daha önce haberi Nazlı Özer de vermişti bana. Haberi aldığımda 7 Kasım akşamı idi. 17.35'i gösteriyordu saat. Ölüm nedenini şöyle açıkladı Nazlı Hanım: 'Üç gün yatmış, yememiş, içmemiş.' Dün akşam KIYI'nın Kasım 2001 sayısı da geldi. İki şiiri var Ömer Amca'nın. Al Sana ve Hapishanede Nar Sepeti... Ne yazık ki göremedi bunları. Hatta kızmış Ömer Amca, 'Gündağ sana niye verdi onları, nasıl verdi?' diyerek tedirginliğini de belli etmiş. Eylül buluşmasından kalan bu tümcelerle aktardı bunu Ahmet Hoca.

* Al Sana şiirini, 'Ölüm mü, işte öldüm.' dercesine yaz- 206 Yüzüm Bana Benzer -mış gibi geldi bana. Hüzün ve burukluk işlenmiş çünkü. Hapishanede Nar Sepeti'nde: 'Düğümünü çözemedim özlemin / Nar taneleri yüreğimde çatlar.' dizeleriyle bitiyor. Özlemler bizim için artık hem O hep bizimle olacak, şiirleriyle seslendikçe... Hapishane ise şimdi bedeninin saklandığı gömüt olarak çağrışıyor bende.

***

Ölüm haberini duyduğumdaki duygularımı da aktarmalıyım. 'Bu dünyadan bir KAYAOĞLU geçti / Mağura'lı Ömer geçinip göçtü / Yüreğime derin acısı çöktü / Ölene dek hiç kalkar mı yerinden / İnsan idi, adam idi, Şair'di / Hece ile yazmakta pek mahirdi / Onca kitap bıraktı, şiir kaldı / Değerini kim bilir ki derinden / Seksen beşi aşmıştı daha yaşı / Yüzü ak, dikti başı, 'ak'tı alnı / Mağura'nın toprağı dağı taşı / Gidişine yanmıştır benim gibi / Ölüm bizim için ne söyleyelim / Vakti gelen gidiyor neyleyelim / Geride kalanlara sabır versin / Tanrım rahmetini esirgemesin / Duaları dilden hiç eksilmesin. Ruhun şad olsun ÖMER AMCA!