İktisatçı İnan Mutlu, çok ilginç verilerle Türkiye’nin sosyo ekonomik durumunun fotoğrafını çekiyor her gün. Hakkında yüzlerce kitap yazılan bir konuyu birkaç veri ile ve herkesin anlayabileceği basitlikte sunuyor. Bu istatistiklerden biri de geçenlerde gözüme çarpan traktör ve motorsikletlerin toplam araçlar içindeki oranının değişimine ilişkin idi.
1980 yılında yüzde 20,3 olan traktör oranı 2026’ın ilk çeyreğinde yüzde 6,7’ye geriliyordu. Motorsikletlerin oranı ise yüzde 7.7’den yüzde 21,7’ye yükseliyordu. Bana çok çarpıcı ve Türkiye ekonomisindeki dönüşümü ve tabi ki pek çok sosyal problemin kaynağını gösterdiği için anlamlı geldi. Mutlu, bu durumu tarımın çözülmesi ve sanayinin de tarımsal alandan gelen nüfusu istihdam edecek kapasiteden yoksun olmasıyla açıklıyor.
Traktör ve motorsiklet oranının kesiştiği yıl grafikte 2004 yılı olarak gözüküyor. AKP’nin iktidara geldiğinin ve Türkiye’nin tüm kamusal varlıklarının satılıp yağmaya açılmasını, özelleştirmelerin yoğunlaşmasını ve tarımın tasfiye edilmesini amaçlayan Kemal Derviş yasalarının katıksız şekilde uygulanmaya başlandığı yıllar.
Çünkü, tarihimizin en ağır ekonomik krizlerinden biri olan 2001 krizinden sonra Türkiye, vahşi liberalizmin kollarına atıldı ve şimdi ölüm döşeğindeki hasta gibi kıvranıp duruyor.
Köy okullarının kapatılması, üst kurulların kurulması, tarımsal desteklerin azaltılması, üretimin değil üretimsizliğin özendirilmesi, kamuya ait işletmelerin kapısına kilit vurulması gibi kararlar, bir zamanlar kendi kendine yeter durumda olan 7 ülkeden biri konumundaki Türkiye’yi mercimek dahi ithal eder hale getirdi. Bugün gıda enflasyonun en yüksek olduğu ülke Türkiye…
Traktör azalıp motorsikletlerin artması, tasfiye edilmiş tarım nüfusunun hizmetler sektörüne kayması anlamına geliyor. Niteliksiz eğitim süreçlerinden geçen genç nüfus, artık düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalışmaya başlıyor ve bu olguyu en iyi yansıtan veri motokuryeler. Yabancı dil bilen, iyi üniversitelerde okumuş gençlerin bile tezgahtarlık yapması, moto kuryeliğe yönelmesi sadece bir ekonomi değil aynı zamanda sosyal problemlerin de habercisi…
Tarımın tasfiye edilirken sanayinin de çökertildiğini biliyoruz. Artık iktisatçılar da bizzat sanayicilerin kendisi de Türkiye’nin erken sanayisizleşme dönemine girdiğini kabul ediyorlar. Çünkü TÜİK’in açıkladığı son veriler, sanayideki gerilemenin dönemsel olmadığını ortaya koyuyor.
TÜİK verilerine göre, sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,3 geriledi. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, temmuzda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,8, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5,6 azalırken imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3 artış gösterdi.
Sanayideki bu erimeye karşılık ticaret, ulaştırma, konaklama, finans, gayrimenkul, bilgi-iletişim ve kamu hizmetlerini kapsayan toplam hizmetler sektörünün milli gelirdeki ağırlığı katlanarak artıyor.
2021 yılında GSYH’nin yüzde 53,20’sini oluşturan hizmetler sektörünün toplam payı, 2025 yılında yüzde 59,11’e yükseliyor. 2026 yılının ikinci çeyrek verilerine göre de hizmetler sektörünün GSYH içindeki payı yüzde 60,94’e yükselerek ilk kez yüzde 60 eşiğini aşarken; toplam sanayinin payı yüzde 18,62’ye, imalat sanayinin payı ise yüzde 15,78’e kadar geriliyor. Kaldı ki bu sanayi de daha çok savunma sanayi odaklı büyüyor.
Kimse ne sanayi içinde ne de tarımda gelecek arıyor. Gelecek plazalarda, AVM’lerde aranıyor ki, bunun da sonu yok.
Motorsikletler, traktörleri sollamış görünüyor. Ama bu sollama hatalı bir sollama ve sonu ölümlü kaza…
Motorsikletler traktörleri sollamışsa…
Kelime ATA
Yorumlar