Halkın her gün bir kesiminin aşağılanıp hakarete uğradığı, nefret söylemine maruz kaldığı bir acayip zamanda, giden kendini kurtarıyor. Doğduğu ülkesinde saygı duyulan bir mesleği sürdüren bir beyaz yakalıya, yabancı diyarlarda garsonluk yapmayı göze aldıracak kadar kendinden soğutan bir Türkiye var artık.
Üniversite olayını planlı bir eğitim konusu yapmak yerine esnaf kesiminin ticari alışverişini hareketlendirecek bir ekonomik faaliyet gibi algılayan, kasabalara bina diktiğinde de üniversite sorununu çözdüğünü düşünen bir iktidarın elinde kalmanın verdiği kekremsi tat, sağlık sektöründe iliklerimize kadar hissediliyor. Son zamanlarda hastanelerde ameliyat yapacak doktor kalmadığı, bazı bölümlerin kapatıldığı, halkın özel hastanelere gitmeye mecbur kaldığı gözlemleniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süre önce hekimlerin göç ettiği iddiaları yoğunlaşınca kamu hastanelerinden istifa eden doktorlar için 'Varsın giderlerse gitsinler. Biz de yeni yetişen hekimlerle, asistanlarla götürürüz' diye çıkışmıştı. Yetişmesi yılları uzun yılları alan, çok zor yetişen bir meslek mensuplarını bu kadar ötelemek çok inciticiydi.
Erdoğan, 'giderlerse gitsinler' demişti.
Hekimler de öyle yapıyor, giden gidiyor; hem de arkasına dahi bakmadan… Ağır iş yükü, uzun nöbetler, düşük maaş nedeniyle kamu hastanelerinden istifa edip, yurtdışına çıkıyorlar. Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, pandemideki istifa yasağının sonlanmasının ardından yaklaşık 10 bin doktorun kamudan istifa ettiğini söylüyor. Sadece son beş ayda 491'i uzman,45'i pratisyen 936 doktor yurtdışına çıkmış, TTB, 2022 yılında üç bine yakın doktorun yurtdışına çıkacağını öngörüyor ki, bu bir felaket…
Türkiye'de 128 tıp fakültesi var. Yıllık 12-13 bin civarında mezun veriliyor. Mezun sayısının artması, 5-6 yıl içerisinde 15 binleri bulması bekleniyor ama nitelik sorunu baş göstermiş durumda.
Cumhurbaşkanı, 'asistanlarla işi götürürüz' demişti ama pek de kolay değil bu. Hekimlik mesleği, karpuz yetiştirmeye benzemiyor, dünyanın her yerinde çok uzun yılları alıyor ve ciddi masraf gerektiriyor. Nitekim ortaya çıkan açık kapatılamadığı için Sağlık Bakanlığı, 65-72 yaş arası emekli doktorlar için yeniden görev ilanı açmış durumda.
Asistan doktor kadroları artsa bile önemli branşlarda kadrolar boş kaldığından sağlık hizmetlerinin niteliği gittikçe düşüyor. Bazı hastanelerde doktorsuz bölümler kapanıyor ve hastalar sağlık hizmetlerine erişimde sıkıntı çekiyor. Artık halkta bir devlet hastanesine gittiğinde tedavi olamayacağı, ameliyat edilemeyeceği korkusu yoğunlaşıyor. Nitekim, sosyal medya hesaplarında son zamanlarda bu türden paylaşımlarda bir artış gözlemliyorum.
Anlayacağınız, hasta garantili binalar çok lüks ama içlerinde branş doktorları yok.
Yani hastalara şifa vermesi gereken sağlık sisteminin kendisi şifaya muhtaç…