Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkan Yardımcısı ve Ankara Kent Konseyi (AKK) Yürütme Kurulu Başkanı Halil İbrahim Yılmaz'ın, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, önemli bir konuya, onun da ötesinde yaşamsal bir soruna parmak basıyor:

'' Doğayı katleden, çevreyi kirleten insanoğlu, kendi eliyle yarattığı sorunları çözmek için küresel etkinlikler, projeler gerçekleştiriyor.''

Yılmaz'ın sözlerini çok bilindik bir deyimle özetlemek mümkün:

''Sözler ve davranışlar birbirini tutmuyor, çelişiyor.''

Öyle ya, aksi durumda çevre konusu son yarım yüzyılda bir sorun olarak dünya gündemindeki yerini korur muydu?

Elbette korumazdı.

Koruyamazdı.

En azından insanlığın geleceğini tehdit eden bugünkü konumundan oldukça uzaklaşmış olurdu.

Ancak mevcut tabloda durum hiç de iç açıcı değil.

Çölleşme, orman yangınları, yeşilin dozerli, baltalı katliamı, su kıtlığı zor günlerin işaretlerini veriyor.

Kaynak yenileme çalışmalarının yetersiz kalması, sorunun her geçen gün daha da büyük boyutlara ulaşmasına neden oluyor.

Yılmaz, Ankara'nın, Türkiye'nin ve dünyanın geleceği için ''yeşil kalkınma.devrimi''nin şart olduğunu belirtiyor.

Tehlike büyük…

Tehlike adım adım geliyor…

Kapıyı çaldı çalacak.

Doğayı katlet,

Çevreyi kirlet…

Tehlike kapıyı çalınca da feryat et…

Kara kara düşün…

İnsanoğlu ektiğini biçiyor…

Kendin ettin, kendin buldun…

Haydi bakalım, şimdi de kurtuluşun çarelerini ara…