Bugüne kadar dünyada koronavirüs salgınına karşı uygulanan mücadele yöntemleriyle Türkiye'de uygulanan yöntemleri karşılaştırdığımız yazılarımızda şu sonuçlara ulaştık:

- Dünyada uygulanan başlıca üç mücadele yönteminden (izolasyon, yaygın tanı ve 'sürü bağışıklığı') en başarılı olanı, Çin ve Yeni Zelanda'da tam anlamıyla uygulanan 'izolasyon' yöntemiydi...

- En büyük kayıplar ise ABD'nin uyguladığı , İngiltere'nin ise uygulamaya başlayıp salgının kontrolden çıkması üzerine geri adım atmak zorunda kaldığı 'sürü bağışıklığı' sistemine öncelik tanıyan ülkelerde verilmişti...

- Türkiye'de ise ilk resmi vakanın görüldüğü Mart ayından turizm sezonunun açıldığı Haziran ayına kadar üç yöntemin karma bir uygulaması yapılmış, Mayıs ayında AVM'lerin açılmasıyla 'normalleşmenin birinci aşaması' başlatılmış, Haziran ayında, özellikle Kurban Bayramından sonra ikinci aşamaya geçilerek 'izolasyon' neredeyse tamamen kaldırılmıştı.

***

Yine yazılarımızda vardığımız bir başka sonuç, bu uygulamalara başvurulmasında, 'ekonominin çarklarının dönmesi' ve 'turizm sektörünün salgından etkilenmemesi gibi kaygıların etkili olduğuydu...

Gerçekten de Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, imalat, inşaat ve turizm gibi sektörlerin faaliyetlerinin durması ya da önemli ölçüde gerilemesi riskini kaldırabilecek durumda değildi...

Ancak bu gerçeğin kabul edilmesi, şu soruyu cevaplama zorunluluğunu ortadan kaldırmıyordu: Yukarıda belirtilen sektörlerde kısıtlama ve izolasyon uygulamalarından vazgeçilmesi, beklenen ekonomik yararları sağlamış mıydı?

***

Bu sorunun cevabı, yapılan bir analiz ile arandı...

ODTÜ İktisat Bölümü öğretim üyesi ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Erol Taymaz tarafından mikrosimülasyon modeli kullanılarak yapılan 'Covid 19 Politikalarının İktisadi ve Toplumsal Etkileri'' başlıklı analizde, Türkiye'nin Haziran ayına kadar uyguladığı kısmi karantinayla, Yeni Zelanda'nın uyguladığı tam karantina (izolasyon) stratejilerinin maliyetleri bilimsel olarak karşılaştırıldı...

Taymaz, vardığı sonucu şöyle açıkladı:

'Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu durumla, bir aylık (tam) kapanma arasında çok ciddi bir fark yok. İş gücü mevcut durum simülasyonunda 3 bin 639 milyon saat tam kapanma durumunda da 3 bin 578 milyon saat… Özetle, tam kapanma sağlık açısından çok daha iyi bir sonuç verirken, ekonomik etki açısından da şu anki yaşadığımız durumla yani yüzde 30'luk kayıpla aynı sonucu verecekti.'...

'Normalleşme, 'turizm sektöründe de beklenen sonuçları vermedi... Resmi istatistiklere göre Türkiye'ye gelen turist sayısı Haziran-Temmuz aylarını kapsayan iki aylık dönemde bir önceki yılın rakamlarına göre yüzde 90 oranında azaldı.

Kısacası, Prof. Taymaz'ın da belirttiği gibi, 'normalleşme'den beklenen ekonomik yararlar sağlanamadı... Buna karşılık, salgın hızla yayılarak kontrol edilmesi güç bir hal aldı.

***

Bundan sonra yapılabilecek fazla bir şeyin kalmadığı, olayın başında etkili olabilecek izolasyon yönteminin ekonomik durumun daha da kötüleşmesi ve halkın motivasyonunu kaybetmesi nedeniyle artık uygulanamayacağı, salgının yayılması sonucunda sağlık sisteminin giderek etkinliğini kaybedeceği düşüncesi toplum içinde giderek yayılıyor...

Bundan sonra olayın 'sürü bağışıklığı' olarak tanımlanan yönde gelişeceği görülüyor... 'Sürü bağışıklığı' ise 'önleyici' olmayan bir yöntem... Bu yöntem, toplumun büyük bir kısmının bulaşıcı hastalığa neden olan virüsle karşılaşması, hastalığa yakalanarak ya da atlatarak bağışıklık kazanması ve bir noktadan sonra 'doyuma ulaşan' hastalığın yayılma hızının azalması fikrine dayanıyor...

Ne var ki, bu fikir de henüz bilimsel olarak kanıtlanmış değil ve bu yöntemi tavizsiz uygulayan ABD'de şimdiye kadar 190 bine yakın insan hayatını kaybetmiş bulunuyor.

(Devam edecek)