Son bölüm artık bizim de içerisinde bugün bulunduğumuz yılları kapsıyor ve yapılan araştırmalar gösteriyor ki: Kapitalizm eskiden 50 yılda, sonra 20 yılda ve sonrasında her 5 yılda bir girdiği krizlere son 10 yılda artık 2 yılda bir giriyor. Yani artık sistem kendisini o kadar krizle inşa eder bir hal aldı ki kriz bitmeden yeni bir krizin etkisi altına giriyoruz ve her bir ülkede kazanımlar bir bir yok oluyor.

2010-12 Avro'nun girdiği kriz bugün halen devam ediyor. Sonrasında 2015 yılında borsaların spekülasyonla çökmesi artık kronik bir ekonomik kriz halini aldı. Sonrasında nefes alınmadan Covid pandemisi ile bildiğimiz her şey yanlış çıktı, tamamen tepetaklak bambaşka bir düzene geçiş yaptık adeta ve daha onun etkileri birazcık bile telafi edilemeden 2022 enflasyon krizinin kucağına düştük. Bugün tek bir krizin etkisi altında değiliz, birbirine bağımlı ve çözülmeden yenisi gelmiş hastalıklı kapitalist sistemin ürettiği çoklu krizlerin altında eziliyoruz.

Teoride bize hep görünmez el yalanı söyleniyordu, nerede bu görünmez el sahi? Yoksa görünmez el dediğiniz şey aslında vatandaş açlıkla boğuşurken sermayenin görünmez bir elle ne var ne yok ceplemesi mi?

Kapitalistlerin ürettiği harika bir açıklama var her yere etiket gibi ezbere yapıştırmaya bayılırlar:

1- Sosyalizm teoride ütopya bir sistem ama realitede uygulanabilir değil.

Öyleyse biz de şu cevabı yöneltelim: Kapitalizm teoride de realitede de yürüyebilen bir sistem değil. Madem bu kadar harikulade bir sistem ne diye canı sıkıldıkça krize giriyor? Teoride piyasayı düzenleyen adeta ilahi mekanizmalardan bahsediyorsunuz bu ütopya değil yani öyle mi? Bırakınız...

Klasik liberaller yine işi görünmez el diyerek yumuşatan insanlardı, inandırıcı değillerdi ama en azından kibarlardı öyle millet ölsün bize diye açık bir beyanları yoktu. Neoliberaller ise bunu bugün rahatlıkla "sosyal darwinizm" ile alenen söylüyorlar. Sosyal darwinizm de efendim şu demek: doğada zaten güçlü olan ayakta kalır, bu ekonomide/ toplumda / bireyde de böyledir. Yani ölen ölür kalan sağlar (sermaye sahipleri) bizimdir diyen insanlığı korkunç bir felakete sürükleyen bir bakış açısından bahsediyorum. Hani diyoruz ya sosyal çürüme diye, alın size sosyal çürümenin beden bulmuş hali: Kapitalizm.

Siz eğer güçlü olan ayakta kalsın, anlayışını bu kadar normalleştirirseniz şiddeti, tekelciliği, her türlü insan hakları ihlalini, bugün gücü olan herhangi bir ülkenin keyfince bir diğerini bombalamasını da aslında meşrulaştırmış olursunuz. İnsan kendi topuğuna sıkmaya bu kadar hevesli olmamalı diye düşünüyorum.