Geçtiğimiz günlerde AKP teşkilat başkanlığı Akdeniz Bölge Stratejisi toplantısında Bilal Erdoğan EYT'lileri şu sözlere eleştirdi "Bizim gerçekten çalışmaktan başka alternatifimiz yok. Yani çalışmanın kısa yolu yok. Allah da diyor, "Size ancak çalıştığınızın karşılığı vardır." Allah. He, Allah sizin işinizi bereketlendirir, kolaylaştırır, yardımcı olur, ummadığınız efendime söyleyeyim sonuçlar gelir. Ama sen ona bakmayacaksın, sen sonuca bakmayacaksın, sen benim çalıştığımın elbette bir karşılığı var, ben onun için çalışacağım diyeceksin." Yaptığı bu konuşma sosyal medyada çok büyük olumsuz tepkiler topladı.

Bu sözlerine "Bu milleti bu kadar rahata, tembelliğe iten temayüller nasıl oluştu? Başka yerde adam 60-65 yaşında çalışıyor, 70 yaşında Amerika'nın gavuru çalışıyor masalara servis yapıyor" diyerek devam eden Erdoğan özellikle EYT'yi tembellik olarak eleştirdi ve tartışmalı ifadelerle aslında toplumun oldukça geç bir yaşa kadar çalışması gerektiğini vurguladı.

Şimdi işin şöyle bir boyutu var, emekliliği herhangi bir şekilde tembellik olarak görmek ve 70 yaşında çalışmayı kutsamak gerçekten AKP yüzyılının vardığı son nokta sanırım. Her yer Türkiye'de zaten çalışan yaşlı başlı insanlarla dolu, "çalışkanlık" denilse de biz bunun ekmek parası olduğunun farkındayız.

Asıl mesele (ki kimsenin EYT ile geçinebilmesi mümkün değil bugün Türkiye şartlarında hiç kimse o parayla bir şeyi yetiştiremez sanki insanlar milyonları kazanıyorlarmış gibi oturdukları yerden böyle hiç çalışmadan, sanki EYT parasıyla yatlar - katlar - en lüks arabaları hak etmeden vasıfsızca alabiliyorlarmış gibi nefret kusmaya da gerek yok) biz niye sonsuza kadar çalışmak zorundayız? Mesela ben Z kuşağının emeklilik parası yiyebileceğinden şüphe duyuyorum. Hayır zaten kimsenin uzay gemisi alma gibi bir niyeti şimdilik yok da, gerçekten bize acaba verilecek mi ben çok merak ediyorum.

Velhasıl bu kazanılmış hakların sadaka gibi sunulması, insanların sonsuza kadar çalışmalarının beklenmesi akla sığacak bir şey değil. Biz istiyoruz ki yaşlımız sıcak evinde otursun mandalinasını keyifle yesin, hatta canı da sıkılmasın biraz ücretsiz kurslar falan da devreye girsin. Yatsalar keşke sabahtan akşama bizler de vicdan azabından kıvranarak dolanmasak. Her yerde kaç yaşında insanların sırtında yük taşıdığını, çalıştığını görüyoruz. Onun hakkı değil mi yaşlılığını geçim derdi çekmeden geçirmek?

Bilal Erdoğan bu milleti bu kadar rahata, tembelliğe iten gerekçeleri merak etmiş biz anayasamızla açıklayalım: Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal bir hukuk devletidir. Tanımı gereği sosyal devlet vatandaşının refahını, rahatını ve keyfini her şeyin önüne koyar, koymalıdır.