Sorunlar içinde yüzen, bataklığa sürüklenen Gençlerbirliği'nde yaşanan şok gelişmeler sonucunda başkanlık koltuğu, beklenmedik bir şekilde el değiştirdi.

Gelecek yıl 100.yaşına girecek olan bu güzide takımımız, yeni sezonunun başlamasına 10 gün kala bir anda büyük bir yönetim kaosu içinde buldu kendini. Borç içinde yüzen, transfer tahtası kapalı olan kırmızı-siyahlılarda herkes iki başkan adayı Niyazi Akdaş ve Arda Çakmak'tan bir uzlaşı beklerken olay liste noktasında düğümlendi. Bu gelişmelerin ardından kulübün en zor günlerinde büyük fedakarlıklar yapan Başkan Akdaş tam 416 gün cansiperane bir şekilde sürdürdüğü görevini bıraktığını açıkladı. Gündeme bomba gibi düşen bu olay genel kurulu bir anda karıştırdı. Ortak bir listede buluşamayan Akdaş ve Çakmak tarafları demokratik haklarını kullanarak ayrı listelerle seçime katılmayı kararlaştırdılar.

Niyazi Akdaş cephesi, Gençlerbirliği camiası dışında fazla tanınmayan Talip Çankırı'yı aday olarak çıkardı. Yıllardır bu camianın içinde genel kurul delegesi olarak da yer aldığımdan yeni başkan Çankırı'yı gayet yakından tanıyorum.

Çankırı deyince genç yaşta yitirdiğimiz Cüneyt Üstündağ'ı da rahmetle anmadan geçemeyeceğim. Çünkü İlhan Cavcav'ın aileden ve gönülden Gençlerli olan Cüneyt Üstündağ, Talip Çankırı ve Serdal Ulusoy üçlüsünü yanılmıyorsam 2004 yılında yönetime birer nefer olarak almıştı. Altyapı ve Spor okulundan sorumlu olan bu ayrılmaz üçlü, camiaya çok büyük hizmette bulundular.

Talip Çankırı, 2009 yılında yitirdiğimiz değerli kardeşimiz Cüneyt Üstündağ ve görevinden bazı nedenlerden dolayı ayrılan Serdal Ulusoy'dan sonra yönetim içinde kalarak, kırmızı-siyahlı ekip için canla başla çalışmaya devam etti. Son Akdaş yönetiminde de yine altyapıdan sorumluydu.

Bu durum aklımıza, deneme- yanılma metotlarıyla ortaya çıkan çok güzel atasözlerimizden birini getirdi...

'İşi ehline teslim etmek.'

Artık herkes çok iyi bilmeli ki Başkent ekibi için tek kurtuluş yolu, güçlü bir altyapıdan geçmektedir. Bunun başka bir durum düşünülemez bile… Bu konuda da en iyi ismin, Cavcav'ın tedrisatından geçmiş olan Talip Çankırı'dan başkası olmayacağı da bir gerçek. Ayrıca eşinin de AK Parti'den milletvekili olmasının yanı sıra kayınpederi Süleyman Bölünmez'in de gerek Mardinspor kulübü başkanlığını uzun süre yürütmesi, gerekse de Ankara sporuna zamanında yaptığı sponsorluklarla ön plana çıkması, eski Başkan Niyazi Akdaş'ın desteğini sürdürme sözü vermesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesinin de bu güzide kulübümüze üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçme yolunda olması da bizim düşüncemizi destekliyor. Bu nedenle diyoruz ki seçim çok akıllı olmuştur.

Hayal içinde gezinmenin bir anlamı olamaz. Başkent ekibi çok çok zor durumda… Öyle 100.yılda yeniden süper lige dönme isteği, bu dönem için hayal ötesi bir şey. Önceliği gerçekçi hedeflere vermek gerekir ki şu anda en acil olan takımın transfer yasağının kaldırılması. Yeni Başkan Talip Çankırı da buna değinerek, 'Kongre öncesinde yaptığımız görüşmelerde sözlü olarak destek aldık' diye camiaya da ipucu verdi.

Asıl konu da yani kulüplerin kendi ayakları üzerinde durmaları için de çiçeği burnundaki başkan, altyapının sözde değil özde olması gerektiğine dikkat çekerek, 'Kulüplerin büyük çoğunluğu eksi bakiye veriyor. Altyapıdan futbolcu yetiştiremediği sürece tüm kulüpler batma noktasına gelir. Benim önceliğimde altyapı var. Tek ürünümüz de futbolcu… Şu anda 1-2 yıl dışardan destekle ve yardımla geçirmek durumundayız. Ama ondan sonra kendi kendine yeten bir Gençlerbirliği yaratmak zorundayız' şeklinde görüşlerini açıkladı.

Talip Çankırı başkanın işi kolay değil. Ancak bir şansı da kulübün tüm sorunlarını bilen, altyapıya önem veren ve aidiyet duygusu içinde Metin Diyadin gibi bir teknik direktöre sahip olmasıdır.

Başkentin önemli bir değeri olan bu takıma, koca çınarına taraflı tarafsız tüm Ankara sahip çıkmalıdır.