Ankara'da Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi, Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Ana Fatma Cemevi ve Divriği Gökçebel Köy Derneği'ne eş zamanlı olarak saldırı düzenlendi. Bunlardan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı'nın yeri Kızılay'da, diğerleri de Tuzluçayır bölgesinde bulunuyor.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün açıklamasına göre, saldırılardan üçünü aynı kişi gerçekleştirdi, köy derneğine yönelik saldırının faili/failleri henüz belli değil.

Saldırının zamanlaması manidar… Alevilerin Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela'da katledilmesinin yasını çekmek amacıyla tuttukları Muharrem orucunun başlangıç gününde yaşanıyor. Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı'nda bir kadın bıçaklanırken, Ana Fatma Cemevi'nde ise saldırganın attığı 3 sandalye nedeniyle hafif yaralananlar var.

Olay, nereden bakılırsa bakılsın provokasyon kokuyor. Belli ki, Türkiye'nin etnik/mezhepsel fay hatları oynatılarak, daha önce örneklerine rastladığımız şekilde, kışkırtmalarla kaos yaratılmak ve bunun üzerinden siyasi güç devşirilmek isteniyor. Çünkü, genellikle, işsizlik, açlık, sefalet ve yoksulluğun karabasan gibi insanların üzerine çöktüğü, sıkıntıların yeterince ifade edilemediği, iktidar baskısının milyonları nefes alamaz hale getirdiği yani Türkiye'nin yönetilemediği kriz durumlarında bu türden kışkırtmalar oldukça işlevsel olmuştur ve tarihte de çokça örneği vardır.

Öyle uzak bir geçmişe gitmeye gerek yoktur, yakın tarihimizde genellikle 'camiye bomba atıldığı' yalanıyla harekete geçirilen saldırganların gerçekleştirdiği kıyım ve yağmalar çok rahat anımsanacaktır.

12 Eylül öncesinde Malatya'da, Sivas'ta, Çorum'da Cuma günleri, milliyetçi hezeyanların da eşlik ettiği biçimde cami cemaati katliamlara yöneltildi.

Kahramanmaraş'ta resmi rakamlara göre 110 olduğu açıklanan ancak gerçekte daha fazla insan vahşi bir kırımdan geçirildi.

Sivas Madımak Oteli'nde Aziz Nesin ve Şeytan Ayetleri'ni bahane eden saldırgan güruh, 35 insanın yakılarak katledilmesini vecd halinde izledi.

2012-2021 yılları arasında 40'a yakın yerleşim biriminde Alevi evlerine/ işyerlerine işaret konuldu. Ev işaretlemelerinin hiçbirinde tek bir failin bile açığa çıkarılıp cezalandırıldığına dair bilgi var mıdır? Yoktur.

Siyasi iktidarların Alevileri ötekileştirip şeytanlaştırdığı, ülkenin iklimini sertleştirdiği, yönetme acziyetini gizlemek adına gerilim siyasetlerini uyguladığı dönemlerde, Aleviler hep şiddete maruz kalmışlardır. Muharrem orucunun başladığı tarihte yapılan son saldırılar da inançlar üzerinden toplumun kutuplaştırılması siyasetinin kaçınılmaz sonucudur.

Oyun bellidir, Türkiye'nin yine kritik bir eşiğe geldiği 2023 arefesinde, zihin haritası asırlardır pompalanan önyargılarla şekillendirilen milliyetçi-dinci çevreler, Alevilere yönelik saldırılar için seferber edilmek istenmektedir. Bu film, bilinen bir filmdir. Oyuncuları, figüranları malum olan bu filmin başı da sonu da bilinmektedir. Nitekim, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevilere de Sünnilere de çağrıda bulunmaktadır.

Aslan, 'Toplumun her kesiminden insanı, yaratılmak istenen provokasyona karşı sağduyulu ve vicdanlı davranmaya, kirli bilgilerin dolaşımına karşı uyanık olmaya çağırıyorum' diyor.

Her zaman olduğu gibi bugün de Alevi düşmanlığı üzerinden kirli hesapların görülmesi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Toplum, uyanık olmak zorundadır; çünkü ateş, herkesi yakabilecek bir ateştir.