Türkiye, her alanda lime lime dökülüyor. Hastaların tedavi olamadığı sağlık sektörü tam bir çıkmazda… Barınma ayrı bir dert, işsizlik, yoksulluk almış başını gidiyor.

Eğitim ise tam bir felaket içinde ve bu felaketin göstergeleri giderek daha fazla artıyor. Örneğin, dünyanın ilk 500 üniversite sıralamasında artık Türkiye'nin esamisi okunmuyor. Bilimsel makale sayısında bizim gerimizde olan İran, Türkiye'yi geçip gitti bile. Uluslar arası değerlendirme kuruluşlarının raporlarında öğrencilerin başarı oranlarındaki düşüş dikkat çekici…

Son açıklanan 2022 YKS verileri de eğitimin tamamen çıkmaza girdiğini gösteriyor.

Çünkü, sınavda 96 bin 518 aday sıfır çekti.

Sınavın ilk oturumu olan (TYT) ve öğrencilerin derslere yönelik temel yeterliliklerini ölçen oturumdaki 40 soruluk Türkçe testinde doğru yanıt ortalaması 17'de, temel matematikte ise 6,9'da kaldı. 20 soruluk fen bilimleri testinin ortalaması 3,2, sosyal bilimler testinin ortalaması ise 7,9 oldu. Sınavın ikinci oturumunda da durum farklı değil.

Sınavlardaki barajın düşürülmesi ortalamayı ancak aşağı çekiyor. Bölümler boş kalmasın diye üniversitelerin asgari puanları düşürmesi eğitimdeki kaliteyi kötüleştiriyor. Böylece üniversitelere daha az başarılı öğrenci girebiliyor. Bu, daha çok öğrencinin üniversite görünümlü binalara gidip gelmesiyle daha fazla mezun verilmesi anlamına geliyor. Daha fazla mezun daha fazla istihdam-işsizlik sorunu demek… Elinde hiçbir değer taşımayan üniversite diplomasıyla kapı kapı dolaşıp iş arayan, okuduğu bölümde çalışma imkanı bulamayan, hayatın gerçekleri karşısında tezgahtarlığa razı olan bir genç nüfus…

Öyle bölümler var ki, öğretim üyesi sayısı öğrencilerden fazla, hatta sıfır öğrencili branşlar mevcut. Kağıt üstünde üniversite olup, hiç açılmamış ancak akademik kadrosuna her ay tıkır tıkır maaşların ödendiği üniversitelerin varlığı hepimizin malumu…

Ağrı'daki bir meslek okulunu bitirsen ne olacak bitirmesen ne olacak?

Hasan Kalyoncu Üniversitesinde Turizm Fakültesi açmanın nasıl bir gerekliliği vardır Allah aşkına!

Iğdır Üniversitesinde, Hakkari Üniversitesinde Spor Bilimleri Fakültesi kurmak hangi aklın ürünüdür?

Üniversitelerde 'din' alanında yapılan akademik çalışmalarda adeta patlama yaşanması, bizim hangi sorunumuzun çözümüne katkı sağlayacak?

Oysa eğitimin günün bilimsel ve teknolojik gelişmelerine uyumlu şekilde planlanması gerekir. Planlama da AKP'nin hiç sevmediği bir şey. Daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı kararnamesiyle hangi ihtiyacı karşılayacağı bilinmeden bazı yüksek öğretim kurumlarında yeni fakülteler ve enstitüler kuruldu, bazıları ise kapatıldı; çok sayıda edebiyat fakültesinin kapısına kilit vuruldu.

Yani neresinden tutulsa elde kalınacak bir eğitim sistemi içinde Türkiye kendine gelecek arıyor. Elbette ki, eğitim denilince ancak imam hatipleştirmeyi, dinselleştirmeyi anlayan, tarikat ve cemaatlerin temsilcilerini değerler eğitimi adı altında okullara sokan bir zihniyetin, çözüm üretmesi imkansız. Dünya endüstri 4.0 çağına hazırlanmaya çalışırken Türkiye ve benzeri ülkelerin Ortaçağ kalıntısı anlayışlarla mesafe alması eşyanın tabiatına aykırı.

Bir ülke, gençliğini böyle harcamaz, harcamamalı!