Hızla 'çok kutuplu' bir hale gelmekte olan dünyada Türkiye'nin geleceğinin nerede olduğu sorusuna cevap vermeyi amaçlayan bu yazı dizisinin önceki bölümlerinde Türkiye'nin Batı dünyası ve NATO ile ilişkileri üzerinde durduk...

Gördük ki, bu ilişkiler başlangıcından beri sorunludur ve halen sorunlu olmaya devam etmektedir...

Dahası, NATO ve Batı Dünyası'nın oluşturmaya çalıştığı birlik de giderek parçalanma emareleri göstermektedir.

***

Çizdiğimiz bu tablo, özellikle Ukrayna savaşından sonra Batı'da ABD önderliğinde bir toparlanma olduğu ve NATO'nun yeni üyelerle güçlendiği iddiaları ile çelişiyor görünebilir...

Evet, Batı ülkelerinin kendi ulusal çıkarlarından çok ABD'nin çıkarlarını rehber edinmiş hükümetleri, ABD'nin arkasında birleştiler ve NATO'ya İsveç ve Finlandiya gibi başka Avrupa ülkelerini de alma yolunda önemli bir adım attılar...

Ama bu politikayı izleyen hükümetler, önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, her geçen gün kendi ülkelerinde kamuoyu desteğini yitiriyor ve iktidarı birer birer kaybediyorlar.

***

Bu gerçeği yalnızca Rusya'nın Lavrov, Peskov ve Zaharova gibi bakanları ya da hükümet sözcüleri söylemiyor. Batılı medya organlarında da son günlerde bu yönde yorumlar artmış bulunuyor...

Örneğin, 18 Temmuz'da İngiltere'nin önde gelen yayın organı The Economist, savaşın ABD'yi yorduğunu ve Amerikan seçimlerini etkileyeceğini savunan bir analiz yayınladı. Ukrayna'nın en büyük destekçileri olan İngiltere Başbakanı Boris Jonhson'ın ve İtalya Başbakanı Mario Draghi'nin ardı ardına istifa etmek zorunda kaldığına dikkat çekilen analizde, ABD Başkanı Joe Biden'ın en yakın siyasi müttefiklerinin bile giderek Ukrayna'ya verilen destekleri eleştirmeye başladıkları ve 'ABD bu kadar yükün altından kalkabilecek mi?' sorusunu sordukları ifade edildi...

Analizde, Biden yönetiminin Ukrayna'ya gönderdiği 40 milyar doları aşkın para nedeniyle Amerikan halkının tepkisinin arttığı, Biden'ın partisi Demokrat Partinin kasım ayında yapılacak ABD Temsilciler Meclisi seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin gerisine düştüğü, bu durumun başlıca sebebinin ise Ukrayna savaşı sonrası artan enflasyon ve savaş yorgunluğu olduğu belirtildi. Analizde, eski ABD Başkanı Cumhuriyetçi Donald Trump'ın, 'Ukrayna'ya verecek 40 milyar dolar var ama Amerikan halkı için bir kuruş dahi yok. Amerikalı ebeveynler, çocuklarını ve bebeklerini besleyemiyor' sözlerine de dikkat çekildi.

***

Bu arada Donald Trump'ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki kontrolünü tekrar sağladığını ve 2024'te ABD Başkanlık Seçimlerinde aday olacağını açıkladığını da hatırlatalım...

Eski Pentagon Yetkilisi Eric Edelman da Trump'ın başkanlık koltuğuna tekrar oturabileceğine duyduğu inancı, 'Savaş bu şekilde uzamaya devam ederse, Ukrayna ordusu sahada kaybedecek. O zaman Biden yönetimi de çökecek.' sözleriyle ifade ediyor...

ABD'deki bu duruma karşılık, Ukrayna çatışmasının hemen sonrasında uygulanan benzeri az görülmüş yaptırımlar nedeniyle ekonomisi kısa süreli bir sarsıntı geçiren Rusya, başta Çin ve Hindistan olmak üzere Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle bağlarını geliştirerek yaşanan sarsıntıyı atlatmakla kalmayıp, yeni mevziler de kazanıyor.

***

Rusya, Çin ve Hindistan'ın önderliğinde Brezilya ve Güney Afrika'nın da katılımıyla kurulan BRICS Uluslararası Forumu'nun Başkanı Purnima Anand, 23-24 Temmuz'da video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen 14. BRICS Liderler Zirvesi'nin ardından İzvestiya gazetesine bir demeç verdi. Demeçte, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın da çok yakında BRICS'e katılabileceği bilgisi verildi...

Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Johannesburg şehrinde düzenlenen 10. BRICS Zirvesi'ne özel davetli liderlerden biri olarak katılmış ve bu zirvede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e BRICS üyeliğine ilgi duyduklarını söylemişti. Şimdi bu konunun tekrar canlandığı anlaşılıyor...

Ancak daha da önemlisi, Mısır, Suudi Arabistan gibi Ortadoğu'da etkili olan ülkelerin yanı sıra İran ve Arjantin gibi ülkelerin de topluluğa katılmak için başvurmuş olması.

(Devam edecek)