Gençlerbirliği gerçekten çok şanssız bir sezon geçiriyor…
Daha da açarsak, bir takımın kendini rahat hissetmemesi için var olabilecek her türlü musibet onu buluyor.
Son 7 maçtır; 3 galibiyet 3 beraberlik ve sadece 1 yenilgi alan Kırmızı-siyahlılar, tehlike hattının üzerinde, 12.sırada kendine yer bulmasına karşın şöyle bir rahatlayıp önüne bakamıyor.
Ligin dibi karmakarışık.
Düşmesi kesinleşen Balıkesirspor dışında, 41 puanla 9'ncu sıradaki Adanaspor ile düşme hattının en üstündeki Denizli ve Kocaeli'nin arasındaki puan farkı sadece 8… Üstelik Adanaspor'un bir hafta bay geçeceği düşünülünce son 7 haftada kritik durumdaki 10 takımdan kimin küme düşeceği konusunda tahmin yürütmek pek de kolay değil.
Bir kere Spor Toto 1.ligdebu sezon her takım, lider dahil herkesi yenebilecek durumda… Ankaragücü'nün üst üstte Adanaspor ve Altınordu'ya yenildiğini unutmayalım…
Gelelim Gençlerbirliği'nin durumuna….
Son Keçiörengücü karşısında alınan galibiyet, adeta bir hayat öpücüğü niteliğini taşıdı.
Ara transferin flaş takımlarından Ankara'nın Mor-beyazlıları, Taner Taşkın hocayla başarılı bir grafik yakalayarak süratle tehlike hattının üzerine çıkıp, 38 puanı yakalamıştı.
Yarı deplasman sayılan Eryaman'da oynanan karşılaşmadan puanlar hatta puan bile alsaydı, rakiplerinden birini altına almanın rahatlığını yaşayacaktı. Ama her iki Başkent takımı puanları eşitlediği gibi 2'li averajda da birbirlerine üstünlük kuramadı. Yani sıralamada aynı puanda olduğunda sezon sonunda genel averaja bakılacak.
Ancak Kırmızı-siyahlılar, çekişmeli gibi görünen mücadelede etkinlik bakımından rakibine oranla bir hayli üstündü. Bir de girdikleri pozisyonları skora çevirebilme becerisini de bu maçta yakalayan Gençler, kendisi için son derece elzem bir galibiyetle ulaştı.
Alın bakalım yine geldik mi ele kalem alıp, hesap-kitap yapmaya…
Koça Çınar'ın önünde çok zorlu 7 maçlık bir son viraj var… Üstelik bunun dördünü deplasmanda art arda oynanacak Tuzla ve Bursa maçları olmak üzere Denizli ve Menemen ile karşılaşacak… Hepsi birbirinden zorlu maçlar… Tuzla, son hafta deplasmanda Denizli'yi, Bursa da evinde Kocaelispor'u yenerek inanılmaz moral kazandılar. 4 günlük arayla, 15 ve 19 Nisan'da oynanacak bu iki maçtan, her zaman belirttiğim ve de arzuladığım gibi 'Ekstra' bir galibiyet çıkarsa işte o zaman gerçekten Gençlerbirliği, çok rahatlar. Şahsen ben, Keçiörengücü karşısında sergilenen futboldan dolayı bu konuda umut doluyum.
Kırmızı- Siyahlıların evinde oynayacakları da hiç de kolay değil. Deplasmanlarda kümede kalma mücadelesi veren takımlarla oynarken, kendi evinde ise zirve ve play-off için hesap yapan güçlü Bandırma, Erzurum ve Ümraniye ile karşılaşacak.
Hangisine daha zor diyeceğimiz konusunda doğrusu çok kararsızım.
Çok kısıtlı bir kadro ile oynayan, elini değil kafasını taşın altına sokan ve tamamen vefa duygusu yüzünden bu çileyi çeken Metin Diyadin ne yapsın?
Ya kulübü bataklıktan kurtarmak için çırpınan Başkan Niyazi Akdaş ve yönetimine ne demeli?
Aslında bu olay mutlu son ile noktalanırsa ki temennimiz bu… Bu gönül adamları, 'Gerçek taraftarlık, gerçek kulüp sevgisi nedir' diye herkese bu konuda bir sunumu rahatlıkla yapacak donanıma sahip olacaklar…
Herkes elinden geleni yapacak, peki takımı bu hale getirenler ne olacak?
İşte Türk futbolunun yerlerde sürünmesinin ardında yatan gerçek de bu.