1973 yılından beri Ankara'da yaşayan biri olarak Başkent ekiplerini son sırada gördükçe yüreğimin daraldığını kimselerden saklayamam… Rahmetli İlhan Cavcav'nın başkanlığa seçilmesinin ardından çok uzun yıllar Gençlerbirliği'nin kongre üyesiydim. Son 3 yıldır da kulübün kapısından içeri adımımı bile atmadım. Ankaragücü'ne ise sevgim ayrı… Hepsiyle dost olduğum halen de sürekli görüştüğüm Efsane kadrosundan tutun da ayrım gözetmeksizin tribün liderlerine, öyle veya böyle katkı vermiş yöneticilerine, başkanlarına (Cengiz Topel Yıldırım'a da danışmanlık da dahil) kadar tüm camia ile ilişkim kopmadı, kopamazdı da…
Bu yüzdendir ki; biri 1910'da kurulmuş, İstiklal savaşına katılmış, şehit vermiş Ankaragücü, diğeri de kısa bir süre önce 98.yılını kutlamış, Cumhuriyet ile yaşıt bir Gençlerbirliği için bulundukları konumdan dolayı spor camiasında olup da içi burkulmayan bir kimse olduğuna inanmıyorum.
Doğrusu en kötü durumda bile Ankaragücü için daha ümitliydim. Çünkü gerek radyo programlarında gerekse de Başkent gazetesine yazmaya başladığım günden beri bunu vurguladım. Çünkü tribünden gelen Fatih Mert gibi başkana ve yönetime sahipti. Teknik kadroda taraflı tarafsız herkesin böyle bir dönem için mutlaka takımın başında olması gerektiğine inandığı Hikmet Karaman vardı. Yaptığı yapacaklarının teminatıydı. Takımı 3 defa bu cehennemden çekip çıkarmıştı. 4.gelişinde de aynısını başaracağına inançları tamdı.
Nitekim de öyle oldu… Karaman ile çıkılan 6 haftada, üst üste elde edilen 3 galibiyet ve 2 beraberlikle alınan toplam 11 puan ile tehlike hattının üzerine kendisini atmayı başardı. Ümitleri artıran sadece sonuç değildi. Futbolcuların güven kazanmalarıyla her hafta üzerlerine koyarak sergiledikleri futbol da belirleyici faktör oldu.
Gençlerbirliği'nde aslında iyiye gidiş için herkesi umutlandıran olay saha sonuçlarından kaynaklanmadı… Umut ışığı Murat Cavcav'ın Gençlerbirliği'nden kurtulma operasyonu için start vererek genel kurula gitme hareketi oldu.
Camia bir anda hareketlendi. Niyazi Akdaş'ın adının geçmesi, olaya ciddi bakması, Murat Cavcav'ın kulübü bırakması için biraz da şart koştuğu 12-13 milyon TL tutarındaki alacağı (Aslında bu alacağın 25 milyon olduğu Berat'ın Trabzonspor'a transferinden elde edilen ücretten yarısının başkana gittiği söyleniyor) karşılığında aday olmayacağı ortaya atıldı.
Aslında sorun Murat Cavcav'ın alacağı değil… Kulübün içine sokulduğu 117 milyon TL'lik (Bu rakam nedense her hafta artıyor. En son aldığımız duyuma göre 100 milyon TL idi) borç.
Niyazi Akdaş, kulübün finansman durumunun o kadar kötü olduğunu bilmiyordu. Öğrenince de şoka girmiştir mutlaka. Aslında onun kulüp içinde destekleyenlerin başını çeken eski başkanvekili Arif Ölmez (İhraç için defalarca disipline verilmesine rağmen halen yönetici) de ya konuya bu kadar hakim değildi ya da bunu şimdilik gizlemeyi daha akılcı buldu. Akdaş, Murat Cavcav ile Vali Vasip Şahin'in de bulunduğu görüşmede bir araya geldi. Validen genel kurul için destek istediler, ancak kongrelerin 300 kişiyle sınırlandırılması nedeniyle bunun yapılamayacağını öğrenince de farklı bir yol izleme kararı aldılar. Eğer anlaşma olursa Murat Cavcav istifa edecek, kulüp yönetimi de Akdaş'ın güvendiği ve birlikte çalışmayı istediği Ölmez dışında, Gençlerbirliği sevgisi asla tartışılmaz genç ve çalışkan yöneticilere güvenerek kulübü devralacak.
Adı geçen bir diğer isim de genç ve başarılı bir iş insanı olan Arda Çakmak'tı… Ancak Gençlerbirliği için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağına inandığımız Çakmak, herhangi bir organizasyon olmazsa Mayıs ayında yapılması planlanan kongreyi beklemek zorunda…
Takımın emanet edildiği Özcan Bizati'yle gidilen Fenerbahçe deplasmanında 21 yıl sonra elde edilen 3 puan ile umutlar artınca sanki Murat Cavcav'ın takımı bırakma isteği rafa kaktı gibi görünüyor. Bu hafta sonu Kasımpaşa ile Eryaman'da yapılacak karşılaşma, sonrasında milli maç arasıyla birlikte sakat as futbolcuların iyileşme durumu, Cavcav'ın iştahını kabartan unsurlar oldu.
Herkesin kafasında hesaplar, hesaplar. Hesaplar…
Eğer bunlar Gençlerbiliği'ni kurtaracaksa her türlü hesaba eyvallah diyebiliriz… Ama Murat Cavcav'ın kafasını karıştıracak bir konu ortaya atayım.
Kulüpler yasasının, TBMM gündeminde olması ve çıkarılmasının an meselesi olduğunu belirteyim. Neden mi bu konuya giriş yaptım? Hemen anlatayım… Bu yasa çıktığı zaman borçları bile milyarlarca lirayı bulan Futbol Kulüpleri, Kanarya Sevenler Dernekleriyle bir tutulmaktan kurtulacak, aynı zamanda kulüpleri düşüncesizce borçlandıran başkan ve yöneticilerin, öyle eskisi gibi kolay kolay kurtulamayacağı ifade ediyorum. Yeni yasada, görev süresince kulüplerini borçlandıran başkan ve yöneticiler, bundan sorumlu tutulacak, borçlar da onlara da rücu edilecek.
Bir de kimse bu yasa yürürlüğe girdikten sonra bu yeni hüküm devreye girecek, geçmiş başkan ve yöneticilerini kapsamayacak gibi yanlış düşünceye kapılmasın… Bu sporu gerçekten seven birkaç milletvekilin vereceği bir önergeye bakar ki aldığımız duyumlar da o yönde…
Bizden söylemesi.