Nerede o, pencereleri, balkon kapılarını açık bırakıp da herhangi bir nedenle evden ayrılma rahatlığı…

Komşu ziyaretleri…

Çoluk çocuk gidilen açık hava sinemasında, yüreğinde ''ya eve hırsız girerse'' kuşkusu olmaksızın bir yandan film izlerken bir yandan da buz gibi gazozları yudumlama keyfi.

Gözü arkada kalmadan yaz tatiline çıkma mutluluğu…

Eski günlerin rahatlığını sağlayacak ortamdan epey uzak olunsa da hırsızlık olaylarına ilişkin rakamlar, o günlere olan özlemi bir nebze de olsa hafifletmeye yetiyor.

Balkon kapıları, pencereler eskisi gibi gönül rahatlığı ile açık bırakılmayacak belki ama, evden uzak kalmalar daha güvenli bir ortamda gerçekleşebilecek.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün, sosyal medya hesabından son 4 yılın evden yapılan hırsızlık olaylarına ilişkin paylaşımı, mal güvenliği konusunda umut veriyor.,

Paylaşımda 2017 yılında 10 bin 821 olarak belirlenen evden hırsızlık oranının, 2018'de 3 bin 824, 2019'da bin 672 ve 2020 yılında ise 894 olarak belirlendiği kaydediliyor.

Umut veren tablo, oto hırsızlığı konusunda da kendini gösteriyor.

Emniyet yetkilileri, Ankara'da son dört yılda alınan önlemler sonucunda oto hırsızlığının yüzde 89 oranında azaldığını belirtiyor.

İl Emniyet Müdürlüğü'nün paylaştığı verilere göre, başkentte 2017'de 3 bin 439 oto hırsızlığı meydana gelirken, 2018'de bin 246, 2019'da 494 oto hırsızlığı olayı meydana geldi. Bu rakam geçen yıl ise 362'e geriledi.

Rakamların gerilediğine sevinelim ama, sıfır noktasına geleceği beklentisi saflığına da düşmeyelim.

Birkaç örnek umutsuzluğumuzun nedeninin daha net anlaşılması için yeterli olacaktır sanırım.

Konya'da bir apartmana giren hırsız gözüne kestirdiği apartmanın aynalı kapısını yerinden söküp götürmesi gibi.

İş üstünde yakalanan hırsızın emniyete götürülürken çaldığı altınların sahte çıktığını söyleyerek, ev sahibini suçlama pişkinliğini göstermesi gibi….

Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış…

Olayların azalması başarı…

Onca yüzsüz varken fazlasını beklemek, aşırı iyimserlikten öte anlam taşımaz.

Öyle değil mi?