Türk siyasetinde sosyal demokratların kaderi değişmiyor. Ne zaman kritik bir yasa gündeme gelse, gözler aynı yere çevriliyor: “Sosyal demokratlar yine kendi içinde bölündü mü?”

TBMM Genel Kurulu’nda kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi görüşülürken yaşananlar da bu soruyu yeniden gündeme taşıdı.

Ama tabloya biraz daha yakından bakınca, ilk bakışta görünenin aksine ortada klasik anlamda bir parti bölünmesinden çok daha farklı bir durum olduğu görülüyor.

YENİ Parti'de İmamoğlu-Özel ayrışması mı?

Asıl dikkat çekici gelişme YENİ Parti'de yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nun, yasa görüşmelerinden yaklaşık 13 saat önce sosyal medya hesabından #yüzümüzümilletedönelim etiketiyle yaptığı paylaşım, siyasi kulislerde hareketliliğe neden oldu.

Ardından Genel Başkan Özgür Özel, TBMM'deki kapalı grup toplantısının ardından partisinin yasa teklifine “evet” diyeceğini açıkladı.

Ancak önemli bir ayrıntı verdi: Milletvekilleri, kendi seçim bölgelerindeki seçmenlerin ve illerinin hassasiyetlerini dikkate alarak oy kullanabilecekti.

İşte bu açıklama, oylama sonucunda ortaya çıkan tabloyu anlamak açısından kritik.

91 milletvekiline sahip YENİ Parti'de 54 milletvekili “hayır”, 35 milletvekili ise “kabul” oyu kullandı.

İlk bakışta bu tablo, “Parti ikiye bölündü” yorumunu haklı çıkarıyor.

Hatta kulislerde daha ileri gidilerek, bunun “İmamoğlu'na yakın vekiller ile Özel'e yakın vekillerin ayrışması” olduğu bile konuşuldu.

Fakat durum o kadar basit değil.

Meslektaşımız Deniz Zeyrek'in aktardığı grup toplantısı ayrıntısı, tabloyu farklı bir yere oturtuyor. Özel'in milletvekillerine verdiği mesajın özü şuydu: Grup yöneticileri ve MYK üyeleri “evet” diyecek, diğer milletvekilleri ise seçmenlerinin talebine göre oy kullanacak. Ancak en az 35 “evet” oyu çıkması iyi olur. Sonuç tam da bu oldu: 35 evet... 54 hayır.

Yani ortada kontrol dışına çıkmış bir parti yönetimi değil, önceden belirlenmiş bir siyasi taktik var.

Hatta kulağımıza gelen kulis bilgisi doğruysa Özel'in oylamadan önce milletvekilleri arasında bir anket yaptırdığı ve çıkan tabloya göre bu yöntemi benimsediği konuşuluyor.

Dolayısıyla YENİ Parti açısından “büyük bölünme” demek için henüz erken.

CHP'de ise tablo biraz daha düşündürücü

Yargı kararıyla yeniden CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, yasa sürecine ilişkin “tereddütsüz katkı vereceğiz” mesajı verdi. Fakat 45 milletvekilli CHP grubunun oylama performansı tam anlamıyla bir blok görüntüsü vermedi. 29 milletvekili kabul oyu verdi. İki milletvekili “ret” dedi.

Daha dikkat çekici olan ise 14 milletvekilinin oylamaya katılmamasıydı.

Üstelik İstanbul Milletvekili İlhan Kesici gibi bazı isimler, teklifin üniter devlet yapısını zedeleyebileceği gerekçesiyle açıkça karşı çıkacaklarını ilan etmişti. Burada artık yalnızca “seçmen hassasiyeti” açıklaması yeterli olmayabilir.

Çünkü CHP'nin tarihsel bagajı, devlet yapısı, üniterlik ve toplumsal bütünleşme gibi başlıklardaki hassasiyetleri düşünüldüğünde, yasa oylaması parti içindeki farklı siyasi damarların varlığını daha görünür hale getirmiş durumda.

Peki soruyu soralım: Sosyal demokratlar yeniden ikiye mi bölünüyor?

Bence henüz “bölündüler” demek doğru değil. Ama çok önemli bir gerçek ortaya çıktı: Aynı siyasi çatı altında artık aynı meseleye aynı pencereden bakılmıyor.

Ve siyasette asıl tehlikeli olan da bazen budur. Çünkü partiler bir gecede bölünmez. Önce aynı konuda farklı konuşmaya başlarlar. Sonra farklı oy kullanırlar. Ardından farklı siyasi öncelikler ortaya çıkar. En sonunda da aynı çatı altında birbirinden farklı siyasal kimlikler belirginleşir.

Çerçeve Yasa oylaması belki CHP'yi ya da YENİ Parti'yi bölen oylama olmadı. Fakat sosyal demokrat siyasetin önümüzdeki dönemde hangi çizgide yürüyeceği konusunda önemli bir işaret fişeği oldu.

Nitekim teklif AK Parti, MHP, DEM Parti, CHP ve YENİ Parti'den gelen oylarla 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla Meclis'ten geçti. Ama geride çok daha önemli bir soru bıraktı:

Sosyal demokratlar aynı çatı altında kalacaksa, bundan sonra hangi ortak siyasi zeminde buluşacak?

Asıl mesele artık bu.