Başlıktan da anlaşılabileceği üzere refah düzeyi ve toplumun etik değerlerini koruma direnci arasında bir paralellik gördüğümü belirtmeliyim. Öncelikle burada anlatılmak istenilen şey kesinlikle fakir insanın “ahlaksız” olması demek değil. Zaten böyle bir ahlakçılık anlayışına sahip olamayacak kadar insan sevgisine sahip biriyim. Ancak kastedilen şey bir süreç olarak fakirleşmektir.
Peki süreç olarak fakirleşme ile ne demek istiyorum? İnsanların alışılagelmiş yaşam standartlarından ve bu standartlardan zamanla verilen tavizler başlıca konumuz. Haliyle bu durum herkesi olumsuz duygulara düşürür ve pek çoğumuzu da yanlış ve hatta yasa dışı işler yapmaya sürükleyebilir. Bu bireysel bazda yeterince korkunç bir şeydir ancak topluma yansıması belirli “ahlaksızlıkların” normalleştirilmesine sebep olur.
Örneğin rüşvetin normalleşme tehlikesinin hepimiz farkındayız. Bu tip zamanlarda kötü niyetli insanlar toplumun zayıflıklarını ve bir anlamda çaresizliklerini kullanmayı çok iyi bilirler.
Bu yüzden süreç olarak fakirleşen toplumlarda suç teşkil eden tavırların normalleşmesi korkunç bir gerçektir. Sırf bu sebepten neoliberal politikalar uygulanılabilir değildir. Orta sınıf ne pahasına olursa korunmalıdır ve alt - üst gelir tabakası da planlı bir şekilde ortaya çekilmelidir.
Peki neden orta sınıf bu kadar değerlidir? Öncelikle potansiyel entelektüel camiayı yetiştiren yegane sınıftır. Toplumun normlarıyla uyum içinde olma kabiliyeti alt ve üst tabakaya göre oldukça yüksektir. Gelişime en açık sınıftır çünkü milyonları veya umutsuzluğu miras olarak edinmemiştir. Bu gibi sebepler sonsuza kadar uzatılabilir...
Bu kadar büyük artıları olmasına rağmen kumarhane kapitalizmi ve yarattığı hayal dünyası çoğu zaman devletlere ve daha da acısı halklara daha cazip gelmektedir. Aslında gölü mayalamaktan farksız bir tutum ancak kendine özgü bir cazibesi var.
Halkımızın bu tuzaktan kurtulması ve talep toplumu haline gelmesi gerekmektedir. Sistemin vadettiği büyük sıçrama manipülasyonu ise halkı alenen yanlış işler yapmaya itekler. “Bir gün siz de zengin olabilirsiniz” söyleminin motivasyonu emeğe kısıtlı bir süreliğine dayanabilir. Sonrasında sistemin yarattığı tüketim insanı bu soruyu “Kolay yoldan nasıl zengin olunur?” şeklinde değiştirir. Ve tebrikler! Nur topu gibi potansiyel suçlu bir toplumunuz oldu...