Afrika kıtasının kuzey kıyısında yer alan Ceuta, coğrafi olarak Fas'a çok daha yakın olmasına rağmen İspanya’ya bağlı özerk bir şehirdir. Bu özelliği nedeniyle Ceuta, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Afrika’daki kara sınırlarından birini oluşturur. Yıllardır düzensiz göç hareketlerinin en önemli geçiş noktalarından biri olan şehir, yalnızca İspanya’nın değil, tüm Avrupa’nın göç politikalarının da sembollerinden biri hâline gelmiştir.
Ceuta’da yaşanan göç hareketleri yeni değildir. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Afrika’nın farklı bölgelerinden gelen göçmenler, daha iyi yaşam koşullarına ulaşabilmek için bu sınırı aşmaya çalışmaktadır. Kimi zaman yüksek çitleri tırmanarak, kimi zaman ise deniz yoluyla yüzerek ya da küçük botlarla şehre ulaşmaya çalışan insanlar, büyük riskler almaktadır. Bu girişimlerin bir kısmı başarıyla sonuçlanırken, bazıları ise yaralanmalar, ölümler veya geri gönderilmelerle sonuçlanmaktadır.
En dikkat çekici olaylardan biri 2021 yılında yaşandı. Yaklaşık 8 bin kişi kısa bir süre içinde Ceuta’ya geçti. Uzmanlar bu olağanüstü hareketliliği, Fas ile İspanya arasında yaşanan diplomatik gerilimle ilişkilendirdi. Fas güvenlik güçlerinin sınır denetimlerini geçici olarak gevşetmesiyle binlerce kişi denize girerek ya da yürüyerek Ceuta’ya ulaştı. İspanyol güvenlik güçleri ve ordusu bölgeye sevk edilirken, kısa süre içinde binlerce göçmen Fas’a geri gönderildi. Bu olay, Avrupa’nın göç yönetimi konusunda ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Bu hafta ise şehrin gördüğü en yoğun toplu göç girişimlerinden birisi yaşandı. Yaklaşık 50.000 göçmen Ceuta'ya girdi, İspanyol ordusu derhal müdahalede bulundu ve daha ilk günlerden krizi kontrol altına almayı başararak 27.000 düzensiz göçmen Fas'a geri gönderildi.
Avrupa Birliği'ndeki sağ siyasetçiler ise durumu olduğundan farklı göstererek sanki Ceuta Avrupa kıtasının içindeymiş de göçmenler buraya gelmiş gibi olayı medyalarında çarpıttılar ve bir kez daha kendi toplumuna yalan söyleyerek oy kazanma çabasına giriştiler. Bunun en önemli örneği Meloni ile gerçekleşti. Haberi alır almaz İspanya ile Şengen anlaşmasının askıya alınmasını talep etti.
Bu oldukça manipülatif bir siyasi hamle çünkü İspanya zaten 1991'den beri Ceuta'dan İspanya'ya gelen herkese pasaport kontrolünü zorunlu olarak yapıyor. Kendi ülke toprağı olmasına rağmen bu tedbiri zaten yıllardır alıyor. Yaratılmaya çalışılan algı İspanyol sol hükümetinin ülkeye "zararlı" insanları soktuğu yönünde çünkü sağ siyaset göçmen ile bu pejorativ kelimeleri eşleştirmeye bayılıyor ve tamamen İspanya'nın iç meselesi olan bir krizi hemen AB'nin göç ve güvenlik politikalarına bağlayıp otoriterleşme taleplerini her fırsatta dile getirebiliyorlar.
AB'de sol ve sosyal demokrat vekiller ise bunun bir "göçmenleri araçsallaştırma" hareketi olabileceğine dikkat çekerek aynı anda 50.000 göçmeni kimin organize ettiği ve İspanya'daki hükümeti zor duruma sokmaya çalıştığı / algı yarattığı hakkında demeçler vermeye devam ediyorlar.