İklim değişikliğinin gezegenimiz üzerindeki etkileri artık daha fazla hissediliyorken son zamanlarda bu etkilere daha çok maruz kalacak gençlerin psikolojileri üzerine yapılan araştırmaların ilk sonuçları yansımaya başladı.

Türkiye'de de bazı okullarda, anne ve babalar için, dünyanın içine girdiği bu felaket sürecinde çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda öneri paketleri hazırlanıyor.

10 ülkede yapılan bir araştırmanın verileri, Eylül ayında ilan edildi ve oldukça çarpıcı sonuçlar elde edildi. İngiltere, Finlandiya, Fransa, ABD, Avustralya, Portekiz, Brezilya, Hindistan, Filipinler ve Nijerya'da gençler üzerinde yapılan ankete göre, psikoloji literatürü anksiyetede yeni bir başlık daha açtı. Artık 'Eko anksiyete' diye bir kategori oluştu.

İngiltere'deki Bath Üniversitesi'nin Finlandiya, ABD ve İngiltere'deki üniversitelerle birlikte gerçekleştirdiği araştırmaya göre, çalışmaya 16-25 yaş arası 10 bin kişi katıldı. Bu anket, gençlerin yüzde 60'ının 'çok endişeli' veya 'aşırı endişeli' bir hissiyata sahip olduğunu gösterdi.

Yüzde 45'inin günlük yaşamı etkilenmiş, üçte ikisi kendisini korkutucu bir geleceğin beklediğini söylüyor, yarıdan fazlası insanlığın büyük bir felaketin eşinde olduğuna inanıyor.

Her 10 gençten 4'ü çocuk yapmak istemiyor. Araştırmanın en önemli bulgusu, gençlerin, ebeveynler ve yöneticiler hakkındaki negatif düşünceleri. Siyasetçilerin ve yetişkinlerin ihanetine uğradıklarını, yalnız bırakıldıklarını düşünüyorlar ki bu da gençlerde öfke ve kızgınlık duygularına yol açıyor.

BBC'ye konuşan Bath Üniversitesi'nden araştırma raporunun başyazarı Caroline Hickman, bu durumu ekolojik anksiyete olarak tanımlıyor ve 'Bu araştırma ekolojik anksiyetenin yalnızca çevresel yıkımdan kaynaklanmadığını, hükümetlerin iklim değişikliği konusunda eyleme geçmemesinin de bu endişelerin ayrılamaz bir parçası olduğunu gösteriyor' diyor.

İklim konusunda en önemli küresel buluşma olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı'nda da(COP26) dünya adına umut verici bir gelişme çıkmadı.

İki hafta süren Glasgow iklim zirvesinde verilmiş olan bütün sözler gerçekleşmiş olsa bile bugün 1.1 olan ısınmanın 2.4 dereceye çıkacağı bilimsel raporlarda bir veri olarak yeralırken, iklim değişikliğinden etkilenecek ülkelere mali yardımda bulunulması konusu ortada kaldı. İklim zirvesindeki sonuç metinleri orasından burasından didiklenerek değiştirildi. Örneğin, Çin ve Hindistan filtresiz kömür kullanımının 'aşamalı olarak bırakılması' ifadesine itiraz ederek 'aşamalı olarak azaltma' tabirinin yazılmasını sağladılar.

Nihayetinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 'COP26'nın sonucu bir uzlaşmadır. Önemli bir adım ama yeterli değil. Hala iklim felaketinin kapısını çalıyoruz' dediğine göre zirvenin başarısız olduğunu söylememiz gerekir. Nitekim, üç yıl önce iklim krizine yönelik mücadeleye hemen başlanması gerektiğini söyleyerek protestolara başlayan İsveçli genç kız

Greta Thunberg de zirve hakkında 'COP26 sona erdi. İşte size kısa bir özeti: bla, bla, bla' diyerek gençlerin umutsuzluğuna ve kızgınlığına ses olmuştu.