Yıllar yılı hep şu söylendi: 'Halk eğitimsiz.' Oysa yönetimler, niyetlerini gerçekleştirmek için kasıtlı olarak bu yola başvurdular. Tıpkı televizyoncuların: 'Halk neyi istiyorsa onu sunuyoruz' misali.

***

41 yılı aşkın gazetecilik yaşamımda özellikle 12 Eylül'le başlayıp, ANAP iktidarıyla süren ve halen AKP iktidarıyla değişen-dönüşen ve gelişen bir süreçte hep şu vurgulandı: 'Her Gelen İktidar Koalisyonlar, 80 sonrasında ise ANAP ve şimdi de AKP iktidarının yaptıklarını; ulusallık ve evrensellikten uzak; giderek İslamcı bir yaklaşımla örgütlediğini gördük. Yaşamım boyunca, tıpkı vergi mevzuatı gibi eğitimde de iktidarların ideolojik planları yaz-boz tahtasına çevrildi. Ama hiçbir dönemde eğitim hem bu kadar yozlaşmamış; hem de dinsel bir öğreti ağırlığına konu edilmemişti. Zaten AKP iktidarı, hiçbir zaman Cumhuriyet Hükümeti nitelemesi de yapmadı. İstediklerini, istedikleri gibi - gece yarıları operasyonlarıyla- gerçekleştirdi. Ne yazık ki, eğitim-öğretim birliği bozuldu ve her şey iki dudağın arasında kaldı.'

***

Yıllardır Milliyet Gazetesi'nde eğitim yazılarıyla dikkatimi çeken Abbas Güçlü'nün eğitim- öğretim sistemimiz konusunda saptamalarını aşağıya aktarıyorum:

'Eğitim derken, nasıl bir eğitim sorusunu sormadan sorgulamadan da geçmemek gerekir. En iyi liselere girmek için büyük mücadeleler verip kazandıktan sonra da üniversite sınavına daha iyi hazırlanmak için açık liseye geçiliyorsa, bu eğitim sisteminin sorgulanması gerekir. Hem de bir defa değil, bin defa! Neden? Çünkü her öğrencinin başarılı olabileceği bir alan mutlaka var ve sınav kölesi olmayıp aradığı mesleği bulanlar yaptıkları işi severek yaptıkları için hem daha başarılı hem de daha mutlu olabiliyorlar. Hangi ders daha önemli konusu da tıpkı öğrenciler gibi! Sadece bazıları değil her ders önemli. Durduk yerde müfredata konulmuyor ama bu ÖSYM'nin zerre kadar bile umurunda değil. Felsefesiz, sanatsız, sporsuz eğitim mi olur? Elbette olmaz, olursa da böyle olur. Seçim öncesinde eğitime yönelik ucundan kıyısından bazı açıklamalar yapılmaya başladı. Genel açıklamaların içerisinde ara ki bulasın. Öncelik sıralamasında çok gerilerde… Bu da gösteriyor ki eğitim hala siyasetçilerin dikkatini çekebilmiş değil. Oysa en yüksek oy potansiyeli eğitimde ama bunu görmemekte kararlılar.'

***

Bir kez daha hatırlatalım:

İlk kez oy kullanacakların yanı sıra en az 10 milyon öğrenci ve 30 milyondan fazla veli, öğretmen, öğretim elemanı ve eğitim çalışanı var. Oylarının rengini, eğitim için yapılanlara ve yapılacaklara göre belirlerse ortaya çok farklı tablolar çıkabilir. Bizden hatırlatması! 'Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için daha iyi bir eğitimden başka alternatifimiz yok' ne yazık ki!

Yıllardır iktidarlar eğitim bütçesini layık olduğu diyanet bütçesinden daha düşük tutmaları yanında; 'Herkes üniversitede okuyacak diye bir kural yok' diyen Başbakan; daha fazla üniversite açacaklarını duyurdu. Paralı eğitimi ve tabela üniversitelerini salık verdi. Ama o üniversiteleri bitirenlere istihdam sağlayacak yatırımları yapmadı. Çifte standartlı bir iktidarın olsa olsa kendi eğitim kurumlarını desteklediği de açıktır. Ülkeyi betona boğmak da çabası... O okullardan mezunlara iş sahaları açılmadı; açılanlar da yandaşlara iş alanı oldu. İş bulamayanlar da yurt dışına gittiler ya da başka alanlarda çalışmayı yeğlediler. Özcesi diğer alanlarda olduğu gibi eğitim öğretimde de tam bir kargaşa yaşıyoruz. İkinci Yüzyıl'a Başlarken: Umudumuz Millet İttifakında!

Devamı var: