Dünya halklarının öfkesini sahiplenen İran Epstein şeytanları ile Siyonist İsrail’in birkaç günde dize getirmeyi hayal ettikleri, yerel güçleri kışkırtarak halkı ayaklandırmak suretiyle içten çökertmek istedikleri İran, tarihte örneğine çok az rastlanacak bir direniş ve onur mücadelesi veriyor.

İran’a yönelik saldırının üzerinden iki haftayı aşkın bir zaman geçti ama taraflardan herhangi biri zaferi de ilan edemedi. Ancak, aşikar olan bir gerçek var ki, İran, ABD ve İsrail’in yaptığı planları boşa çıkardı; bu iki ülkeyi destekleyen ülkelerdeki ABD üslerini vurdu, dünyadaki petrol sevkiyatının yüzde 20’sinin yapıldığı Hürmüz Boğazı’nı kapatarak küresel ekonominin can damarlarını kesti.

Petrol fiyatları yükseldi, batılı finans kuruluşları Körfez ülkelerini terk ediyor. Dünyanın en lüks şehirlerinden olan Dubai’den kaçan kaçana… Bankalar, şubelerini kapatıyor, teknoloji şirketleri taşınıyor, emlak değerleri düşüyor, petrol fiyatları yükseldikçe her ülkede enflasyon da ateşlenmiş oluyor.

İran’ın kısa sürede teslim olacağı ya da bir iç karışıklıkla başındaki yöneticilerini alaşağı edeceği sanılıyordu; olmadı. İran halkı dünyanın haydutluğuna soyunan ABD ve İsrail’e, meydanları doldurmaktan vazgeçmeyerek meydan okudu.

Örneğin, bir Alman sunucu bombalar yağarken halkın gösterdiği tepkiye şaşırıyor ve “Bunlar teslim olacak bir halk değil.” Başka herhangi bir toplum olsaydı şimdiye kadar kaçmaya başlar, birçok kişi panik içinde birbirini ezerdi. Ancak onlar ne kaçıyor ne de panik yapıyor; aksine kararlı bir şekilde ayakta durup sloganlar atıyorlar.” şeklinde konuşuyor.

Direniş ruhunu besleyen yeni mersiyeler yazılıyor ve bunların her biri sosyal medyada viral oluyor. Yapay zeka animasyonlarıyla ABD ve İsrail ile dalga geçiliyor.

Nükleer silahlanmayı dinen caiz bulmayan ve bu nedenle nükleer çalışmalarına izin vermeyen Ayetullah Ali Hamaney, aile efradı ile birlikte öldürüldü ama yerine normal koşullarda o makama oturamayacak oğlu Mücteba Hamaney seçildi. Yapılan resmi açıklamaların birinde bu tercihin nedeni “Savaşan bir ordu ve halka müzakereci bir liderden ziyade savaşan bir lider gerekiyordu ve İran böyle bir seçim yaptı. İran halkının seçtiği şura Mücteba Hamaney'i seçti. Kimsenin talimatı ile atanmadı” şeklinde gerekçelendiriliyordu.

Anne-babasını, kardeşini, eşini ve çocuğunu da saldırıda kaybeden Mücteba Hamaney’in daha sertlik yanlısı bir politika izleyeceği artık anlaşılmış durumda. Nitekim, savaş yayılma emareleri gösterirken İran, artık müzakere istemediğini duyurdu.

Örneğin,İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile pek çok yetkilinin açıklamaları bu doğrultuda. Galibaf, "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz. Saldırgana, bir daha asla İran’a saldırmayı düşünemeyeceği şekilde karşılık verilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. Galibaf ayrıca, "Siyonist rejim, utanç verici varlığını ‘savaş-müzakere-ateşkes-yeniden savaş’ döngüsünü sürdürerek ayakta tutmaya ve böylece hakimiyetini pekiştirmeye çalışmaktadır. Biz bu döngüyü kıracağız" ifadelerini kullanıyor.

İran, Arap ülkeleri teker teker ABD ve İsrail’in birer piyonuna dönüşmüş iken, her biri boyun eğmişken, dünyanın efendiliğine soyunan ABD ve İsrail’e unutamayacağı bir ders veriyor.

Epstein şeytanları, Siyonist yamyamlığa karşı sadece bölge ülkelerinde değil tüm dünyada yükselen öfkeyi sahiplenerek meşruiyetini güçlendiriyor. ABD ve İsrail karşıtlığı güçleniyor. Belki devletler nezdinde değil ama dünyanın her yerinde halklar, bu haydutluğu onaylamıyor, İran’ın meşru müdafaa hakkını kullandığını düşünüyor.

Başlangıçta İran’a yönelik saldırıları kınayan bir iki ülke vardı. İspanya, bunun başını çekiyordu. Ama şimdi İsviçre de ABD ve İsrail'in İran'a düzenledikleri saldırılarla uluslararası hukuku ihlal ettiğini duyurdu. Körfez ülkeleri içinde de cılız da olsa ABD ve İsrail’e itirazlar yapılıyor artık.

İran, ABD-İsrail yamyamlığına karşı olan tüm dünya için ilham kaynağı şimdi.