Kısıtlı olanaklara rağmen hedefe ulaşmak için kazanmaktan başka bir seçenek yok.
Bunun en güzel örneğini Gençlerbirliği bize gösteriyor.
Kulüp borç içinde kıvranıyor, destek için çalmadık kapı bırakmıyor…
Başkent, 100 yaşına basacak olan değerine sahip çıkmıyor…
Transfer tahtası kapalı takviye yapılamıyor…
Tek yabancısı var, 23 kişilik kadronun 17'si altyapısından yetişmiş… 2'si 17 yaşında ve hala amatör lisanslı… Hepsinin ortak noktası takımlarını en kötü döneminde bırakıp gitmemiş…
21.2'lik yaş ortalaması ile 1.Ligin en genç takımı… Bolu maçındaki esame listesinin bencinde yer alan 10 futbolcunun tamamı altyapıdan ve yaş ortalaması da 19.2…
Takımın başındaki teknik direktör de Gençlerbirliği camiasında yetişmiş ve gelişmiş bir örnek kişilik… Para pul düşünmeden, gece gündüz demeden bu koca çınara vefa duygusundan, hiçbir bahanenin ardına sığınmadan bu kritik dönemde durmadan çalışıyor, futbolcularına 'Direne direne kazanmak' duygusunu geçirmek için mücadele ediyor… Son derece haksız eleştirilere rağmen bırakıp gitmiyor, aksine işine daha sıkı bir şekilde sarılıyor.
İşte Gençlerbirliği'ni futbol olarak ayakta tutan Teknik Direktör Metin Diyadin ve bir avuç cefakar futbolcu…
Alın size ligin ilk maçı Altınordu ve Boluspor mücadeleleri… Altınordu maçının analizini geçen haftaki yazımda geniş bir şekilde ele almıştım… Bu maç için de bazı art niyetlilerin talihsiz yorumları, teknik kadro ve futbolcuların verdikleri şanlı ve onurlu mücadeleye bakışı, kendi çirkin yüzlerini apaçık göstermesinden başka bir işe yaramadığını er geç anlayacaklardır.
Gelelim Bolu maçına…
Altınordu maçındaki futbola ve mücadeleye burun kıvıranlara en güzel yanıtı sahada verdi Metin Diyadin ve talebeleri…
Şimdi kötü kalpliler, hemen savunmaya geçecekler… Efendim rakip 62 dakika 10 kişi oynamış, 3 stoperi sakat ve cezalıymış falan filan…
Evet doğru… Gençlerbirliği'nin transfer tahtası kapalıyken ve futbolcularının büyük bir bölümü bırakıp giderken, Boluspor'un bir Eyüp, bir Samsun kadar transfer hovardası olduğunu, kadrosunu 11 futbolcu ile takviye ettiğini üstelik 7 yabancısı olduğunu anımsatarak, karşılaşmanın istatistiklerine bir göz atalım hep beraber…
Gençlerbirliği maç boyunca 7'si isabetli tam 17 şut atmış, yüzde 85 pas isabetiyle oynamış, attığı 2 gol haricinde net 8 pozisyon bulmuş… Hadi rakibe de bir bakalım biri gol olmak üzere koca 95 dakikalık maçta 2 isabetli şut atabilmiş... İlk tehlikeli atağını da ancak 67.dakikada yapabilmiş.
Az kalsın unutuyordum… Maç 11'e 11 oynanırken bile kırmızı siyahlıların gol haricinde 3 net pozisyonu vardı. Ayrıca Boluspor takımının geçen hafta Manisa deplasmanında 40 dakika 10 kişi oynamasına karşın rakibini yenip 3 puanın sahibi olduğunu da hatırlatalım.
Bizim derdimiz Boluspor değil elbette ki… Derdimiz Diyadin Hoca ve canını dişine takarak sahada ter dökenlerin sergiledikleri futbolu alkışlamak yerine kara çalanlara…
Eğer biraz vicdanları varsa; Gençlerin öz evlatları olan, sahada basmadık yer bırakmayan, her atakta yer alan ve takımı bir maestro gibi yöneten Serdarcan Eralp'a, hangi mevkide görev verilirse verilsin oranın hakkını veren Musa Şahindere'ye, sezon başında Keçiörengücü'ne imza atıp tekrardan takımına geri dönüp attığı gollerle dikkat çeken İlker Karakaş'a, kalesinde güven veren Übeyd Adıyaman'a, savunmanın emniyet subabı, jokeri Metehan Mert'e saygı duysunlar… Takımının ihtiyar delikanlısı ve her açığı kapatmaya çalışan kaptan Muhammed Bayır'a, tek yabancısı Dmytro ile birlikte savunma güvenliği için varını yoğunu ortaya koyan Aksel Aktaş'a, her hücum pozisyonun içinde bulunan, gol atan, asist yapan Barış Alıcı'ya, savunmayı canla başla yapan Gökhan Gül'e haklarını versinler…
Bu koşullarda futbol oynamak, takım yönetmek her babayiğitin harcı değil…
Evet Gençlerbirliği, içine sokulduğu borç batağı yüzünden oldukça zor durumda. Başta Başkent'in yöneticileri olmak üzere herkesi şahsi hesapları bir kenara bırakıp, 100.yılını kutlayacak olan bu güzide kulübümüze sahip çıkmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.
Bakın teknik ekibe ve futbolculara... Onlar direne direne kazanmaya çalışıyorlar. Ama koca maratonda bu kadar kısıtlı bir kadroyla mücadele etmek gerçekten büyük sıkıntı. Bunun cezası, Allah korusun sakatlığı var. Transfer yasağının kaldırılmaması halinde koca çınarın durumu çok sıkıntılı hale gelir.