Önceki yazımızda Suriye Hükümeti ile yeniden ilişki kurulmasına ilişkin 'alametlerin' arttığını söylemiş, AKP'li ve MHP'li yetkililerin bu konuya ilişkin açıklamalarını aktarmıştık...

Bu arada merak edilen konu, Suriye Hükümeti'nin bu yaklaşım konusunda takınacağı tavır...

Ve bazı işaretler, bu yaklaşımın karşılıksız kalmayacağını gösteriyor.

***

Bu işaretlerden biri, 'Arap Baharı'nın başından bu yana Suriye rejimine karşı yürütülen operasyona karşı çıkan ve bu süreçte Şam'a davet edilerek Beşar Esad'la samimi bir görüşme yapan Doğu Perinçek'in bir kez daha Şam'a davet edilmiş olması...

Perinçek'in yalnızca Suriye Hükümeti ile değil, iktidardaki Cumhur İttifakı ile de ilişkilerinin iyi olduğu malum...

Dolayısıyla, bu davet, Türkiye'nin başlattığı 'açılım'ın Şam cephesinde de olumlu karşılandığı yönünde bir işaret olarak kabul edilebilir...

***

Rusya'nın tavrı da merak edilen hususlardan biri...

Perinçek'in şu sözleri, bu sürece Rusya'nın da dahil olduğu ve açılımı desteklediği izlenimi veriyor:

'Rusya ile görüşmeler yaptı partimiz. Ethem Sancak, Şule ve Mehmet Perinçek, Moskova'da görüşmeler yaptı. İran'la görüşüyoruz. Türk devletiyle de görüşüyoruz. Sonuç itibariyle Suriye'deki terörün temizlenmesi, Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması, Suriyeli misafirlerin memleketlerine döndüğü koşulların yaratılması planıyla ilgili görüşmeler yapacağız.'

***

Akla gelen bir başka soru da yaklaşık on yıldır Türkiye tarafından bir şekilde desteklenen ve korunan 'Suriyeli muhalif güçler'in bu gelişmeleri nasıl karşılayacağı...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 'Muhalefet ile Suriye'deki rejimi bizim bir şekilde anlaştırmamız lazım. Aksi takdirde kalıcı bir barış olmaz.' sözleri, Suriye'de rejimi yıkmayı başaramayan muhalefet güçlerini rejime monte etme girişimi olarak da okunabilir...

Ancak bu, kolay bir iş değil!

***

Kolay değil, çünkü 'muhalefet' çok parçalı...

'Radikal' unsurların Suriye hükümeti ile anlaşmak ve barışmak gibi bir niyetlerinin olmadığı açık...

Yalnızca 'ılımlı' muhaliflerin bir bölümü, yıkmayı başaramadıkları rejimle tavizler vererek uzlaşma yoluna gidecek gibi görünüyor.

***

Muhalefetin etkili isimlerinden Eski Suriye Türkmen Meclisi Kurucu Başkanı Samir Hafez, bu unsurlardan biri...

Hafez, Aydınlık gazetesine verdiği demeçte görüşlerini ifade ederken şunları söylüyor:

'Ben bu yönde açıklamaları daha önceden bekliyordum. Altı aylık yoğun bir çalışma olduğunu biliyorum. Bütün kuvvetler artık çözüm arıyor. Suriye ekonomisi çökmüş durumda. İran'ın kendi sorunları arttı. Türkiye, Suriye'yle yaşanan krizden kaynaklı problemler yaşıyor. Dolayısıyla bu durumda kazanan kimse yok. Rejim kazanamıyor, rejime muhalefet edenler de kazanamıyor...'

***

Ne var ki, Hafez'in 'radikal' dinci güçlerin tavrı konusundaki düşünceleri pek iyimser değil:

'Türkiye'nin önünde çok zor bir süreç var. Her yerde savaş ağaları dolu. Bu grupların içinde kendini halife, padişah ilan eden bile var.'

Sözü edilen grupların özellikle İdlib'de yoğunlaşmış ve o bölgede özerk bir yapı oluşturmuş olması işleri daha da zorlaştırıyor.

***

Kaldı ki, Suriye hükümetinin uzlaşma çabaları rejimin kendi içinde de çatlaklar yaratabilir... Arap Baharı operasyonundan önce Türkiye'nin ısrarlarına rağmen günümüzde muhalefet saflarında yer alan unsurlarla uzlaşmayı kabul etmeyen Suriye Hükümetinin fiilen kazandığı bir savaş sonrasında özellikle kendisini yıkmak amacıyla yıllardır savaş veren 'radikal' unsurlarla birlikte hükümet kurmayı kabul etmesi imkansız...

Hafez'in şu sözleri, bu duruma dikkat çekiyor:

'Suriye bu grupların terörist olduğunu söyledi sürekli. Şimdi Esed bunlarla barışsa kendi halkı 'Hani teröristti? Neden anlaşıyorsun?' der. Dolayısıyla zor bir süreç.'...

***

Hiç kuşkusuz bu konuda göz önüne alınması gereken bir başka faktör de 'Amerikan etkisi'...

ABD'nin PKK/PYD ile açık, radikal İslamcı akımlarla 'dolaylı ve kapalı' ilişkileri var...

Dolayısıyla bu son gelişmeler karşısında 'provokatif' bir takım engeller çıkarsa hiç şaşmamak gerek!

***

Kısacası, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Suriyeli meslektaşı ile yaptığı sohbet sonrası ortaya çıkan ve bizim de 'hayırlı' olarak nitelediğimiz gelişmenin nasıl sonuçlanacağı konusunda şimdiden kesin bir şey söylemek mümkün değil...

Dileriz, ortaya çıkabilecek olan olumsuzluklar aşılır ve Türkiye ile Suriye hükümetleri uzlaşır...

Ancak görünen o ki, bunun için yürünecek yol çok uzun!