Ankaragücü, bir yıl sonra yeniden Süper lige çıkarak Başkent'in, Süper ligde temsil edilememe ayıbını ortadan kaldırdı…

Son günlerde 'Kardeş Kulüp' gibi anlamsız bir deyim yüzünden bir kaşık suda fırtına kopartmak isteyen bazı kesimler yüzünden Sarı-lacivertliler, şampiyonluk sevincini doyasıyla yaşayamadı bile…

Doğrusu ben bu kardeş ayaklarına karşı biraz takıntılıyım… Evet iki kulüp arasında dostluk olur, taraftarlar birbirlerini destekler, yan yana oturup maçları da izlerler ama kardeş olma düşüncesi bile futbolun rekabet özüne aykırı…

Çünkü futbol, takımların mücadele etmek için sahaya çıktığı, fair-play ruhu çerçevesinde rekabet ettikleri, iyi oynayanın kazandığı, güçlerinin denk olması durumunda ise beraber kaldığı basit bir oyundur. Hiçbir takım 'Bu benim kardeşim, bu düşmanım' diye bir ayrım içinde olamaz, olmamalı da. Ya da tıpkı Bolu maçında olduğu gibi, 'Ben bu takımı yeneyim de kardeş Bursa'nın kümede kalma şansı olsun' diye de sahaya çıkmamalı… Adama sormazlar mı? Kardeş takım yöneticilerinin yıllarca yaptıkları yanlışlıklar, takımının içini boşaltmalar yüzünden çektikleri sıkıntılardan, kısıtlı imkanlara rağmen sahaya çıkıp kümede kalma mücadelesi vermekten başka suçu olmayan Boluspor niye sorumlu tutuluyor…

Aslında böyle ufak ayrıntılar, çok önemli uğraşlar içinde olması gereken yönetimin şevkini kırma, zamanlarını çalmaya neden olmaktadır.

Pandemi, kur farkları, kötü yönetim, alt yapının ihmal edilmesi, günü kurtarma hesapları yüzünden çok büyük bir batağa saplanmış Türk futbolu, her geçen gün daha zorlu döneme girmektedir. Kaynaklar süratle tükenmekte, sponsorlar azalmakta, yaşanan tüm bu darboğazları aşmak için gerekli olan naklen yayın geliri de artan döviz nedeniyle erimektedir. Sorun sadece gelirlerin azalması değil, takımların transfer için acilen ihtiyaç duydukları lig öncesi peşinatları kasaya koymaları da olası değil. Nedeni ise Futbol Federasyonunun yayın konusunu bir türlü çözüme kavuşturamaması…

Üstelik artık har vurup, harman savurma dönemi de yeni futbol yasası ile tarihe karışmak üzere. Çünkü bundan böyle her başkan ve yönetim yaptıkları harcamadan eskisi gibi 30-40 kişinin el kardırmasıyla kolayca sıyrılamayacak, yaptıkları her kuruş giderden sorumlu tutulacak. Artık başkanlar 'ben yaptım oldu' diye ahkam kesemeyecek, çünkü yaptıkları her kuruşun hesabını önce yönetime kabul ettirecek, sonra denetimden geçmek zorunda. Yasanın yürürlüğe girmesiyle artık yapılan ölçüsüz harcamaları, yönetimin cebinden karşılaşması da yetmeyecek, hapise girme cezası ile de karşı karşıya kalabilecek.

Böyle önemli sorunlar varken, başkan ve yönetimin basit ve gereksiz işler yüzünden enerjilerinin daha yolun başında tüketilmesi, korkarım Ankaragücü'nün Süper Lig başlangıcının pek iyi olamayacağına neden olacak.

Şu dönemde bir üst lige yükselme büyük bir mutluluk vermekle birlikte yönetimleri, 'Çıkmak mı zor, kalmak mı?' ikileminin içine çok şiddetli bir şekilde itmektedir.

Bu durumdan sıyrılmak için işe tamamen konsantrasyon sağlanmalı ve enerjiler gereksiz yere tüketilmemeli…

Çünkü daha gidilecek çok yol, aşılacak çok zorlu engeller var.

Faruk Koca ve yönetimine Allah kolaylıklar versin.